Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Kasım '07

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
451
 

Sadece “Şükür”de kalmak istemiyoruz...

Sadece “Şükür”de kalmak istemiyoruz...
 

Türkiye’de “Futbol” her gün daha da gelişiyor. Takımlara gelen eleküstü yabancı futbolcuların da bu gelişmeye katkısı yadsınamaz. Genç futbolcular içindeki yeteneklerden, etrafın pohpohuna gelmeyenlerin de katkısını eklersek, gelişmeyi görüyoruz. Hele bu takımların başındaki “Yerli” ve “Aklı başında” teknik adamların da katkısını göz ardı etmemeliyiz.

Bu gelişmenin en somut göstergesi olarak, Türk Futbol Milli Takımı’nın Avrupa Şampiyonası’na katılma başarısını gösterebiliriz.

Ancak ve lakin…

Türkiye olarak “Avrupa Şampiyonası”na katılmak için, Çarşamba günü oynanan Bosna-Hersek maçını kazanmamız zorunlu idi. Ve biz bu takıma, kendi evlerinde 3-2 gibi bir sonuç ile yenilmiştik. Öyle ki, galibiyet dışındaki her türlü sonuç “Risk” içeriyordu. Yani, Norveç takımının mutlaka yenilmesine bağlı olarak.

İşte bu bilgi ve endişe ile sahaya çıkan milli takımın üzerindeki ağırlığı, maç sonuna kadar bütün ülke olarak izledik. Hop oturup hop kalktık. Her an kalemizin fileleri ile kucaklaşacak top, hayallerimizi yerle bir etmeye yetecekti.

Şükür ki olmadı…

Ama “Şükür” ile bitmiyor ki…

Kim, Çarşamba günü oynan futboldan “Sonuç” hariç, mutlu?

Örneğin ben mutlu değilim…

Bütün tahminler, milli takımızın “Farklı bir sonuç “alacağı düşüncesinde idi. Bu oyunla, bu futbola “Fark” olur muydu? Elbette olmazdı.

Bu futbol ve baskı ile “Avrupa Şampiyonası”na katılıp da sonuç alamayacaksak veya “İyi yer”lere gelemeyeceksek, bu sonucun tek faydası, 16 takım ile şampiyonanın “Şampiyonu” ortaya çıkaracak bölümüne katılmamız oluruz.

Sizce bu yeterli mi?

Eğer “Ülke” olarak bunu yeterli görüyorsak mesele değil. Yok, eğer “Final” oynayıp ardından da “Şampiyon” olmak gibi bir hedefimiz varsa ki olmalı, gerek federasyon ve gerekse teknik ekip, şapkasını masanın üzerine koyup düşünmeli…

Ne milleti ne de milli takımı hiç kimse “Şükür” etmeye gerek bırakmamalı…

Umarım değildir ama ben öyle sanıyorum ki milli takım içinde bir cadı kazanı kaynamaktadır. Maç sonrası sevinmesi ve gülmesi gereken Futbol Federasyonu Başkanı, maçtan sonra eğer gözyaşlarını tutmakta zorlanıyor ve engel olamıyorsa, bu gözyaşlarının bir nedeni olmalı.

Biz bu nedenleri bilmiyoruz. Bilmemiz de olası değil zaten. Biz “Futbol severler” olarak sadece ya tribünlerden ya da ekranlardan maçı seyreder, kâh sevinir kâh üzülürüz. Seyirci veya taraftar olarak bize biçilen görev de bu zaten. Hani diyorlar ya “Taraftar isteriz” diye…

Bu galibiyete ve başarıya elbette seviniyoruz ve katkısı olan herkesi de kutluyoruz.

Ancaaaak…

Gelecek günlerde de “Üzüntü” yaşamak istemiyoruz ve bu günden de uyarıyoruz. Eğer dikkate alan olursa elbette…

Sadece “Şükür”de kalmak istemiyoruz, sevinmeye de devam etmek istiyoruz.

22 KASIM 2007

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1104
Toplam yorum
: 2655
Toplam mesaj
: 212
Ort. okunma sayısı
: 913
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster