- Kategori
- Şiir
Sağır Kulaklara Ağır Gelenler
Kelebeğin ömrü kanadındadır.
Okşanmamış saç tellerine sorun, dünya düzenini.
Bir çift ayakkabı, kutusuna giresice.
Vasıfsız tebessümlerle doldurdu yanaklarımı bu bastığım betondan zeminler.
Sıvasız suratları gördüm, kusursuz küsuratlarda bulurlar mutluluk kırıntılarını.
Bir gece de konmadı boğumlarıma bu gecekondular.
Avaz avaz sustuklarımız var, ortak hislerimiz.
Ben de sen idim, farklı değil kalemlerimiz.
Farklı alemlerin alametleriyiz biz.
Dikilmemiş söküklerimin terzisiyim ben,
Dikiş nakış bilmem, kafamın içi bir dolu itiş kakış.
İçim içime sığmazken, dışımı içime sığdırdım.
Sığ duygularım var, sağır kulaklara sığır gelir harf dizilimlerim.
Oradasınız, yaşamadık diyemezsiniz silleli anları.
Zordasınız, aşamadık diyemezseniz anlarım.
Yirmi ikinci adımı bu, anılarımı kanılarımla dolduruşumun.
Kiminin sanısı olduk kiminin sancısı.
Hisler, dillerin müdavim yancısı.
En yalancısı da kendine söylenen.
Öyle ya da böyle, aklımın ucundan bile geçti.
Kartondan pusulam, söylesin nerede bu pusular?
İçi doluysa ağırdır başlar. Taşamazsa, bir ağrıdır başlar.
Kıymet bilir bu ağrılı başlar.
Zaten kıymet önce ağrılı başlar.
Kağıt, kalemin sömürgesi. İşgal altında satırlar.
İş bu ya, boğumlar, doğumları hatırlar.
Biri diğerine aşık iki bacak, kaçtıkça kovalanırlar.
Kimler kesti akılsız başın cezasını ayaklara?
İki çift sözü vardı, tek çift ayakkabının, çifterli gözlere.
Ne olur bir avuç kulak verin, zamanım yok ne olur,
İstemem hiç peşin sözler, söylediklerim veresiye, alacaklıyım bu iskeletli et pazarından.
Gözleriniz konuk etsin alfabemi, ne olur, bir tutam kenar verin dudaklarınızdan.
Kelamımı selam eden dilime lâlliğim.
Beş elin beş parmağı, bir olmaya geldim.
Yeşil ile mavi arasına hür olmaya geldim.
Boyun üstü başlara,
Çatılmamış kaşlara,
Edepsiz nakkaşlara tezahür olmaya geldim.