- Kategori
- Eğitim
Şaheser

“Allah’ım benim günahım neydi de böyle bir çocuğum oldu? Sana isyan mı ettim? Neden bir başkası değil de ben?” diyor engelli çocuğa sahip olan ebeveynler, dedi geçen hafta gittiğim seminerdeki rehber öğretmen.
Seminerin adı “Özel Eğitim Semineri”. Kaynaştırma öğrencilerinin eğitimi ve öğretimi hakkında bilgilendirildik. Teorik bilgileri ben de biliyorum ama iş uygulamaya gelince bilgiler ve gerçekler büyük bir çarpışma içine giriyor.
Engelli çocuk sahipleri, çocuklarına günah meyvesiymiş gibi bakıyor ve çocuklarını kabullenmiyor, sahiplenmiyor, dedi. Yakın çevremde yok ama öğrencilerimin velilerinden az-çok biliyorum.
“Oğlumun durumu nasıl Hoca Hanım, yaramazlık yapıyor mu?” İlk soru genel olarak okulda yaptıklarıyla alakalı. “Eğer yaramazlık yapıyorsa ben babasına söyleyeyim kızar.” bu kızmanın da eşek sudan gelinceye kadar dayak olduğunu bildiğimi biliyor mu diye merak ediyorum bazen.
“Peki dersleri?” diyor utana sıkıla. Biliyor aslında oğlunun durumunu, okuma-yazma bilmediğini ama sorma gereği duyuyor. Adet yerini bulsun diye mi, içini rahatlatmak için mi bilemiyorum.
“Özel eğitime göndermiyormuşsunuz. Geçen sene gidiyormuş. Bu sene neden aldınız?” Babasına demişler “Oğlunu deli okuluna mı gönderiyorsun?” diye, babası da almış “Benim oğlum deli mi?” diye. Bilse oğlu için ne kadar faydalı olduğunu bunu yapar mıydı? Belki de yapardı. Bazıları için bazılarının ne düşündüğü daha önemli.
“Tekrar göndermeyi düşünüyoruz.” dedi annesi. Göndermeleri gerektiğini, bunun onun eğitimi için çok çok önemli olduğunu dilim döndüğünce anlattım. Anneyi ikna ettim. Bakalım anne babayı ikna edebilecek mi?
Bu çocuklar önce aileleri sonra çevreleri tarafından kabul edilse hiçbir problem kalmayacak. Çünkü sevgi görecekler, sevgiyle büyüyecekler. Küfür ederek, arkadaşlarını rahatsız ederek, bağırıp çağırarak dikkat çekmeye çalışmayacaklar. Sevildiklerini aslında farkında olunduklarını bilecekler.
***
Önceden bu kaynaştırma programı liselerde de uygulanıyormuş ve şöyle ilginç bir olay yaşanmış. Kaynaştırma öğrencileri sınıfta kalmıyor ve verilebilecek en düşük not “2”
İlköğretimi o şekilde geçerek bitiren bir öğrenci liseye kayıt oluyor. Meslek lisesine giden bu öğrenci, liseyi de bu programdan yaralanarak bitiriyor. Ve bilin bakalım sonra ne oluyor? Sınavsız geçiş hakkından yararlanarak meslek yüksek okuluna gidiyor. Okuma-yazma bilmeyen bir üniversite öğrencisi. Bu olay ortaya çıktıktan sonra hemen bir karar alınıyor ve lisedeki uygulama kaldırılıyor.
***
Kişilik gelişiminin küçük yaşlarda tamamlandığını biliyoruz artık. Zaten çocuklar öyle bir şey ki video gibi her şeyi kaydedebiliyorlar ve uzun süre (ömür boyu) belleklerinde tutuyorlar. Bu yüzden bebeklik ve okul öncesi çağı eğitimi çok önemli.
Cimri insanların tuvalet eğitimlerinin çok korkutularak verildiği de biliniyor.
“Çocuklar kibritle, çakmakla, çimdikle, ısırganla (bunu yeni duydum ve çok acımazsızca geldi bana) korkutulursa ömür boyu sıkmayı öğreniyorlar. İşte insanlar bu şekilde cimri oluyor.” dedi rehber öğretmen ve şu şekilde devam etti “Eğer çocuğun annesiyle iletişimi iyiyse kakasını bir bütün olarak yapıyor, annesine zorluk olmasın diye. Ama kötüyse püskürtüyor, annesine zorluk çıkarmak için.”
Bunu duyduğumda elimde olmadan gülümsedim ve herkes gibi şaşırdım. “Hocam bu doğru mu?” diye birçok soru geldi. “Evet, bunların hepsi araştırılmış.” dedi. Ben onun yalancısıyım ama çok ilginç geldi doğrusu. Bundan sonra burnumu kapatarak çocukların kakalarını inceleyip anneleriyle iletişimini anlamaya çalışır mıyım merak ediyorum.
Bebeklerin daha anne karnında birçok şeyi hissettiklerini, duyduklarını düşünürsek insan eğitimi bu yüzden çok zor. Çocuk eğer ailesinden bir şeyler öğrenmişse, temeli sağlamsa üzerine yeni bilgileri koymak kolay oluyor. Ama bir şey yoksa ya da daha kötüsü yanlış bilgiler varsa o zaman çok zor oluyor. Yanlış bilgileri değiştirip yerine doğrularını koymak uzun zaman ve emek istiyor.
Çocuklar yerin altındaki elmas gibi olduklarını düşünürsek, gün yüzüne çıkartıp işlemek, onlardan şaheserler yapmak önce ailelerin sonra bizim-öğretmenlerin- görevi.