- Kategori
- Edebiyat
Şairlik nedir? 6: şairlik psikologluktur

Şairler aynı zamanda psikolog olurlar. Nasıl mı ? İlk psikoloji deneylerini “Sevgilileri” üzerinde yaparlar ve sonuçlarını şiir olarak ortaya koyarlar. Bakarsanız , onların şiirleri karşı cinsin , cinsi cibilliyeti hakkında epey delil ortaya koymuştur... Eğer “Aşk “ hala sürüyorsa, Sevgili, aman Allah , dünya güzelidir, Mah yüzlüdür, şöyledir, böyledir… Onun üzerine yoktur. Ama aşk bitmişse, ondan sonra şiir yazılıyorsa… Vah geldi karşıdaki sevgilinin başına… Neler de neler, mercimekli köfteler… Şairin söylediği şeyler yenir yutulur cinsten değildir ama karşı cins beladan kurtulduğu için ağzını açıp bir şey söylemez. Söyleyemez… Söylese o zaman kurşunu yediği gündür… Ahmet Kaya’nın “Metris- Seni Sevdim” adlı şarkının sözlerine bakalım…
Şu metrisin önü bir uzun alan
bir , tek seni sevdim gerisi yalan
senin hasretindir hücreme dolan
bir , tek seni sevdim gerisi yalan
hücremdeyim hasretinle yanarım
senin için hergün ağlarım
yaram hep içimde akar kanarım
beni anlamadın ona yanarım.
Şair insan, ya kendi iç dünyasına döner onu anlamaya, yorumlamaya ve anlatmaya çalışır…(Tabii buna elden geldiğince ölçü uyak filan ..katar). Bu biraz da kendine acındırmadır. Genellikle bu tip şiirler , sevgililer bırakıp kaçtıktan sonra gözleri yaşlı olarak yazılır ve “Vay zalim…Beni niye bırakıp kaçtın…” havasındadır. Tabii bu arada epey de yalan filan da söylenir. Örneğin, mesela...! “Bir tek seni sevdim , gerisi yalan…” Bunun yalan olduğunu herkes bilir de, bazen karşıdaki bunu bile bile yer… Gerisin gelecek diye , o arada zokayı yutmuş olur… Ondan sonrası “Soğan dolması…”
Şiir çoğunlukla karşıdakini türlü laflar kullanarak karşıdakini ikna çabasıdır , aptal aşıkları saymazsak, bazen de işe yarar ha… “Ben senin için ölüyom , bitiyom lafları..” çoğu kez bir çeşit Psikolojideki “Beyin yıkama”dır. İyi kullanılırsa hiç şaşmaz… Bu iş çalışmıyorsa şair bu kez karşıdakini, sevgilisini analiz etmeye başlar…Şimdi Sabri Aksu’nun “Düşün” adlı şiirine bakalım…
Nedense gözlerin gerçeği görmez
Yoksa gözlerin, kör mü sevgilim
Sevilen, sevene acı çektirmez
Sende insansın, düşün sevgilim
Kara bulutlar beynini sarmış
Bir gün rüzgar, esecek sevgilim
Kalbin donmuş, buzlar kaplamış
Bir gün güneş doğacak sevgilim ...
İşte size çok derinden bir sevgili analizi… Kızcağızın beyninden girmiş, kalbinden çıkmış… Gözleri de görmüyormuş… Sevgilisine çok acı çektiriyormuş… Yani zalimmiş… Miş de miş.. Kızcağıza söylemediği laf bırakmamış…
İşte şairler böyledir. Ya kendi kendilerini analiz ederler, ah-ü vah ile… Yada sevgilisini anarlar ah-ü zar ile …. Bunun ortası yok mudur? Bu iki konudan başkası , şair tayfasının çoğunu ilgilendirmez… Onlara göre bundan ötesi , Nesirci taifesini ilgilendirir ki, hakiki ozanların yazmanlarla pek fazla ilgisi yoktur… Varsa yoksa şiir… Onlar şiir okurlar, şiir yazarlar, şiirden konuşurlar, şairleri çekiştirirler.
Bir şair bir meclisten erken ayrılmak istemez . Niye ? Çünkü arkada kalanlar hemen onu analiz edip, parçalarlar da ondan… En geç kalkan bu işten kurtulur … Onun için şüara meclisleri sabahlara kadar sürer…Kabak en sonra kalanın kafasında patlar…
Evet , şair biraz da amatör psikologtur (psikologlardan özür dileyerek) ; yani kendince analiz eder. Ah-ü vah ile zar eder… Şairlik böyledir işte, yarısı aşıklık, yarısı gözyaşı… Gerisi de aman aman…