Sakarya / Öykü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Kasım '17

 
Kategori
Öykü
 

Sakarya

Sakarya
 

Sakarya kıvrıla kıvrıla, Fahrettin’in, Fatma’nın kaygılarını,  sorunlarını bilmeden akıyordu. Her akışı yatağını derinleştiriyordu. Sakarya,  yazgı olarak yazılıydı köylülerin yaşamına. Akışına bakan korkardı ama botçu Yaşar yıllardır bu korkuyla yaşamasını, uğraşını başarıyla sürdürmesini  becermişti. Sakarya’yı karşıdan  karşıya kesen çelik teller botçu Yaşar’ın güvencesiydi. Bot yüzerken botçu Yaşar gözünü çelik tellerden ayırmazdı.

Çelik teller üç metre yüksekliğindeki botu taşıyordu. Köylülerin dolduğu bot karşı kıyıya geçerken Botçu Yaşar korkularını kimseye sezdirmezdi. İlk binen yadırgasa da bot onlar için kurtuluştu. Karasu’ya ulaşım  botun çelik halatlara tutunduğu yağlı urganlardan geçiyordu. Büyük kentlerdeki araba vapurları, İstanbul Boğaziçi gezileri dalgalı denize aldırsa da ine çıka yol alırdı. Sakarya yolculuğunu  köylüler, yaşamlarının bir parçası sayardı. Botçu Yaşar, uzun bir gezi öncesi sıra beklemeden doluşan köylülerin geç kalmayalım korkusunu bildiğinden kimseyi beklemezdi.

Yaşar’ın edindiği iş onu yaşlandırsa da ekmeğini ondan çıkarıyordu. Katlanmak zorundaydı. “Zamanla ustası  oluyor insan işinin.” içten içe konuştu Yaşar  usta. Botu karşıdan karşıya geçirirken Sakarya’nın hesap soracakmış gibi akışı, motorun inleyen sesi Yaşar için tanıdıktı. Motorun kimi kez kesik kesik çalışması korkusunu artırırdı. “Sakarya’nın  ortasında birden duruverse yandım.” diye içten içe söylenirdi. Köylüler bunu bilemezdi. Ciğersiz’in, muhtarın,  çok bilen Raif Aga’nın sözleri botçu Yaşar’ın düşündüklerinden uzak da değildi. Onlar da eksiği biliyordu. Bunun tamamlanmasını, eksiğin giderilmesini Botçu Yaşar ‘a dayatmaları  onu çıkmaza sokuyordu.

Alaca Memet, Raif Aga öğretmene sorular sıraladı durdu yolculuk boyunca.  Sakarya’nın kanlı aktığı, büyük ozan Nazım Hikmet’in  Kuvayı Milliye Destanı’nda “Melhamei Kübra” dediği düşmanı dize getirdiği o savaşı soruyorlardı.Büyük komutan Sakarya’dan geri çekilip soluklandırınca  Mehmetciği eleştiriler almıştı. Büyük hazırlığın  içinde olduklarından habersiz olanlar veryasın ediyorlardı Büyük Komutan’a, uzak sayılmayan bir günde İzmir buluşması her geçen gün yaklaşıyordu oysa.

Sakarya  Melhamei  Kübrası savaşların en kanlısı,  Sakarya kızıla boyanmış akıyor Karadeniz’e. Kırk bin piyade Mehmetcik karşısında  seksen sekiz bin düşman Sakarya ve dağlar. Abdülsselam dağı, Gökler dağı, dağlar barut kokusu, kurşun sesiyle inliyor.

Sakarya çatal tırnaklı karacalara duru suyunu sunamamaktadır  şimdi. Eskişehir’in kuzeybatısından  Ankara suyunun döküldüğü yere uçurumlardan geçilerek  ulaşılır Sakarya kavgasına. Yirmi iki gün ve gece boyu dövüşüp düşen yiğitler  düşman ordusunun  kaçışını yakından süngü ucuyla izlemekte.

Alaca Memet, Raif Aga ağızları açık dinliyorlardı öğretmeni. Bot sallana   sallana  karşı kıyıya geçerken gözlerinden düşen gözyaşından kimsenin haberi yoktu. Sakarya daha bir anlamlı akıyordu artık…

 

 
Toplam blog
: 1064
: 732
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..