- Kategori
- Öykü
Sakarya

Sakarya kıvrıla kıvrıla, Fahrettin’in, Fatma’nın kaygılarını, sorunlarını bilmeden akıyordu. Her akışı yatağını derinleştiriyordu. Sakarya, yazgı olarak yazılıydı köylülerin yaşamına. Akışına bakan korkardı ama botçu Yaşar yıllardır bu korkuyla yaşamasını, uğraşını başarıyla sürdürmesini becermişti. Sakarya’yı karşıdan karşıya kesen çelik teller botçu Yaşar’ın güvencesiydi. Bot yüzerken botçu Yaşar gözünü çelik tellerden ayırmazdı.
Çelik teller üç metre yüksekliğindeki botu taşıyordu. Köylülerin dolduğu bot karşı kıyıya geçerken Botçu Yaşar korkularını kimseye sezdirmezdi. İlk binen yadırgasa da bot onlar için kurtuluştu. Karasu’ya ulaşım botun çelik halatlara tutunduğu yağlı urganlardan geçiyordu. Büyük kentlerdeki araba vapurları, İstanbul Boğaziçi gezileri dalgalı denize aldırsa da ine çıka yol alırdı. Sakarya yolculuğunu köylüler, yaşamlarının bir parçası sayardı. Botçu Yaşar, uzun bir gezi öncesi sıra beklemeden doluşan köylülerin geç kalmayalım korkusunu bildiğinden kimseyi beklemezdi.
Yaşar’ın edindiği iş onu yaşlandırsa da ekmeğini ondan çıkarıyordu. Katlanmak zorundaydı. “Zamanla ustası oluyor insan işinin.” içten içe konuştu Yaşar usta. Botu karşıdan karşıya geçirirken Sakarya’nın hesap soracakmış gibi akışı, motorun inleyen sesi Yaşar için tanıdıktı. Motorun kimi kez kesik kesik çalışması korkusunu artırırdı. “Sakarya’nın ortasında birden duruverse yandım.” diye içten içe söylenirdi. Köylüler bunu bilemezdi. Ciğersiz’in, muhtarın, çok bilen Raif Aga’nın sözleri botçu Yaşar’ın düşündüklerinden uzak da değildi. Onlar da eksiği biliyordu. Bunun tamamlanmasını, eksiğin giderilmesini Botçu Yaşar ‘a dayatmaları onu çıkmaza sokuyordu.
Alaca Memet, Raif Aga öğretmene sorular sıraladı durdu yolculuk boyunca. Sakarya’nın kanlı aktığı, büyük ozan Nazım Hikmet’in Kuvayı Milliye Destanı’nda “Melhamei Kübra” dediği düşmanı dize getirdiği o savaşı soruyorlardı.Büyük komutan Sakarya’dan geri çekilip soluklandırınca Mehmetciği eleştiriler almıştı. Büyük hazırlığın içinde olduklarından habersiz olanlar veryasın ediyorlardı Büyük Komutan’a, uzak sayılmayan bir günde İzmir buluşması her geçen gün yaklaşıyordu oysa.
Sakarya Melhamei Kübrası savaşların en kanlısı, Sakarya kızıla boyanmış akıyor Karadeniz’e. Kırk bin piyade Mehmetcik karşısında seksen sekiz bin düşman Sakarya ve dağlar. Abdülsselam dağı, Gökler dağı, dağlar barut kokusu, kurşun sesiyle inliyor.
Sakarya çatal tırnaklı karacalara duru suyunu sunamamaktadır şimdi. Eskişehir’in kuzeybatısından Ankara suyunun döküldüğü yere uçurumlardan geçilerek ulaşılır Sakarya kavgasına. Yirmi iki gün ve gece boyu dövüşüp düşen yiğitler düşman ordusunun kaçışını yakından süngü ucuyla izlemekte.
Alaca Memet, Raif Aga ağızları açık dinliyorlardı öğretmeni. Bot sallana sallana karşı kıyıya geçerken gözlerinden düşen gözyaşından kimsenin haberi yoktu. Sakarya daha bir anlamlı akıyordu artık…