- Kategori
- İlişkiler
Şakır şakır yağmur
Dışarıda şakır şakır yağmur yağıyor. Bugün günlerden Pazar ve her hafta gittiğim “Doğa Yürüyüşlerime “ yağmur var ve riskli bir parkur diye gitmedim. Açıkçası bu davranışımı da hazmedemedim içsel olarak. Kendimi yaşlı ve korkak hissettim ve bu hiç hoşuma gitmedi.
Nereye kadar tedbir, nereye kadar risk açıkçası bazen bunu ayırt etmekte zorlanıyorum. İşte bu Pazar olduğu gibi. Hâlbuki çocukken; dışarıda şakır şakır yağmur yağsa da, annemi atlatamadıysam, en kötü ihtimalle merdiven altına ya da balkona çadır kurdurur, arkadaşlarımla evcilik oynardım. Dışarıda olmama hiçbir şey engel olamazdı. Ben kendimi bildim bileli sokakları hep çok sevdim.
Oğlum da sokakları çok sevdi ve hala çok sever. Evi otel gibi kullanır kerata! Nasıl da yargılayıcı olabiliyorum değil mi? Onu, güya sağlıklı yetiştirebilmek için o kadar kitap okudum, o kadar profosyenel yardım aldım ki; anlatamam. Bas bas bağırırdı yavrum; “ Ben kitap çocuğu olmak istemiyorum! “ diye. Ne yazık ki; o çığlıkları bile duymazlıktan gelip onu değiştirmek için elimden geleni yapmışım. Bugün için yapmamaya özen gösteriyorum. Fakat içim acıyor.
İşte bak, yağmurda dışarı çıkmayınca zihnim nasıl da kendini meşgul edecek dertler buldu kendine. En iyisi çözüm kısmına geçip bir alıntıyla noktalayalım yazıyı. Derdimize derman olur belki de hep birlikte.
“ Anne- babaların belki de en büyük problemi, çocuk yetiştirme konusunda yapayalnız kalmış olmalarıdır. Kendi çocukluklarında yaşadığı acılar ve karanlık tecrübelerle anne- baba olan günümüz ebeveynleri, kucaklarına aldıkları ilk çocuklarını “ mükemmel “ olarak yetiştirmek için olmadık kitaplar ve olmadık tavsiyelere kendilerini kaptırıyor. Anne- babaların çocuk yetiştirmek için okudukları kitapların birçoğu, “Anadolu Pedagojisi” ne uymayan bilgi ve usullerle doludur. Farklı kültürler için yazılmış olan çocuk yetiştirme sanatları, kendi toplumumuzun değer yargıları ile yorumlanmadan ve hiçbir elekten geçirilmeden anne- babalara sunulmakta ve “ kitap ile çocuk yetiştirmeye çalışan “ anne- babalara oldukça garip problem çözme teknikleri örnek verilmektedir. Günümüz anne- babaları öyle istiyor ki, çocuk doğduğu andan itibaren “ söz dinlesin “ ve kendilerini hiç üzmesin. “ Yat “ denildiğinde yatsın, “ Kalk “ denildiğinde kalksın. Ancak akıllı- uslu çocuk yoktur. Çocuk deli doludur, koşacak, coşacak, düşecek, kalkacak… Bazen kavga edecek, bazen barışacak, bazen öfkelenecek, bazen üzülecek, bazen de kıskanacak. Çocuk ruhunda, Allah’ ın yarattığı bu insani duyguların hepsini doyasıya yaşayacak ki “ insan olsun”.
Çocuk duygularını yaşama konusunda ne kadar özgür olursa, o kadar his dünyası geniş bir yetişkin olur. Çocuk, duygu dünyasında bunca özgür bir hayat sürerken sosyal yaşantının getirdiği bir nezaket ve kurallar bütününü de öğrenebilmesi gerek. İşte biz buna “ duyguda özgürlük, davranışta disiplin “ diyoruz. ( Pedagog Âdem Güneş )"