- Kategori
- Siyaset
Salıverin Öcalan’ı !...

Öcalan sade bir vatandaş olabilir mi ? Aman tanrım !...
Günlerdir hat safhaya ulaşan, büyük gerilimlere sahne olan olaylı gösterileri siz de takip ediyorsunuzdur, her Türkiye vatandaşı gibi.. Peki, içinizde bir kıpırdama oldu mu? Kızdınız mı? Sinirlendiniz mi? İnfiale kapıldınız mı? Yoksa siz de bu ‘demokratik tepkiye’ destek mi verdiniz ?
Ne ise ne !.. Kesinlikle bu görüntülere kızan ve köpüren kitlelere dahil olduğunuzu düşünüyorum. Yok, o son maddedeki gibi bu ‘demokratik tepkiye(!)’ katılanlardansanız… Size de eyvallah !..
Demokratik tepki !.. Eskilerin bir deyimi vardır, bilenler bilir.. Laf-ü güzaf.. İşte durum aynen budur..
Bu gösterilerin, kavgaların, ortalığı savaş alanına döndürmenin, toplu ulaşım araçlarını, içinde yolcular olduğu halde Molotof kokteylleri ile yakmanın, park halindeki arabaları haşemat etmenin, polisin üzerine, taş, sapanla bilye vs. atmadan sonra, son moda eylem girişimi olan havai fişek atmanın nasıl bir açıklaması olabilir. Bunun adı ‘demokratik tepki’ midir?
Ön tarafa önce çocukları konuşlandırıp, arka planda yüzleri puşili Pkk gruplarının güvenlik güçleri üzerine her türlü yanıcı, patlayıcı ve yaralayıcı madde atmaları, onları organize edenlerin de olayları yakınlardan yada televizyon kanallarından takip etmeleri, üstüne üstlük, o grupların da yer aldığı bir kitlenin temsilcisi olduğunu söyleyen bir siyasi partinin ortada bir organizasyon yokmuş gibi, olayları desteklemesi ama kendilerinin bu eylemlerde bir payı olmadığını söylemelerine rağmen ortamı sürekli geren söylemleri, kışkırtmaları ve de tehditleri bir ‘demokratik tepki’ midir?
Sistemli bir organizasyon gereği, son zamanlarda çok sık tekrarlanan bir söylem haline gelen ‘öcalan’ın tutukluluk şartlarının iyileştirilmesi’ konusu da demokratik bir tepkidir değil mi? Neden? Adam bir terör tutuklusu ve 40 bin insanın ölümüne sebep olan bir terör gurubunun başı değil mi? Siz neyin hukukunu arıyorsunuz? Bu demokratik bir tepki midir? Amaç üzüm yemek değil de, bağcı dövmek midir yoksa !
Dağdan inen Pkk’lı sivil eşkıyalar, habire il il gezip, halka açıklamalar yapıyorlar kendilerince. Ve, ‘biz sayın Öcalan’ın isteği üzerine geldik. Teslim olmadık. Onurlu mücadelemiz sürecek’ diyorlar. Hatta daha da ileriye gidip ‘kalıcı bir barış ortamı için sayın Öcalan serbest bırakılmalıdır’ diyorlar. Başka ?
Eğer öyleyse, ya siz demokrasi tanımını bilmiyorsunuz, ya bize üniversitede yanlış öğrettiler. Burada bütün hocalarımı kınıyorum. Demokratik bir tepki olarak onları ayıplıyorum ve yazıklar olsun diyorum.
Bakın, bu söylemler bu kadar sertleşmemiş ve çapsızlaşmamışken, dağdan düze inişler olmamışken, onlarca yazımda özetle şunu yazmıştım. “Dtp, tüm Kürt kökenli vatandaşlarımızın değil, Pkk’nın ve Öcalan’ın partisidir. Bu partinin de amacı ne barışı getirmektir, ne Kürtlerle, diğer Türkiye vatandaşları arasında bir uzlaşma sağlamaktır, ne de onların haklarını aramaktır. Dtp’nin amacı, günden güne eriyen Pkk’yı siyasi düzleme çekip (bir anlamda siyasileştirip), Kürt halkını galeyana getirip, kısa vadede Öcalan’ı serbest bıraktırmaktır. Bunun için hem iç, hem dış dinamikleri sonuna kadar kullanacaklardır. Gerek, Avrupa parlamentosu, gerek ABD, gerek Ab, gerek Irak Kuzey Kürt yönetimi nezdinde bu dış dinamikleri kullanacaklar, içte de kürt halkını sokaklara dökeceklerdir.”
Bugün gelinen noktada tespitim doğru mudur? Görünen köy kılavuz istemez. Kör göze parmak sokar gibi, bu söylediklerim çıkmaktadır. Legal bir siyasi parti olan Dtp, tüm Kürtlerin temsilcisi, onların hukuk ve hak arayıcısı olduğunu söylemesine rağmen, tüm siyasi söylemlerle hem Kandil’e, hem de İmralı’ya bağlı olduğunu, bu eş güdüm kıskacından çıkmayacağını resmi ağızdan ilan etmese de, söylem ve tutumlarla bunu ispatlamıştır. Bugün ise, hem sokaklar karışmakta, hem Kandil, hem İmralı istediği gibi talimatlarla bu gerilimi yönetmektedir. Ve bugün itibari ile Dtp, alanen ‘Öcalan orada tutulmamalı’ deyip, neredeyse, serbest bırakılmalı diyorlar. Oysaki bu saydığım dinamiklerin çekim alanından kurtulup, gerçekten Kürtlerin hakkını, hukukunu meclis çatısı altında arasalar, iş, aş, sağlık, eğitim, güvenlik, daha insancıl bir yaşam, daha güvenilir bir doğu ve güneydoğu isteseler, mevcut sorunlara çözümü Pkk’sız ve Öcalansız arasalar, kanayan yaralara sokakları ateşe vererek değil de gerçekten demokratik ve siyasi ve de sosyolojik olarak neşter vurabilseler, çözüm de arkadan gelecek. Belki de o zaman bu ülkenin partisi olacaklar. Belki de, %3-4 olan puanlarını sıkılmadan, zorlanmadan yükseltecekler ve baraj, maraj meselesi de kalmayacak. Fakat meseleleri o değil ki. Onların meselesi, hala o hayali ‘kürdistan’.. Ama önce Öcalan serbest bırakılmalı. E, sonra ne olacak? Tek sorun bu mudur? Bu mümkün müdür?
O zaman, salıverin Öcalan’ı da Türkiye hem boy pos görsün… Hem de bakalım, nasıl gelecekmiş o barış dedikleri şey..
Laf-ü güzaf !..
../..