- Kategori
- Futbol
Şampiyonun dengesiz ilk yarısı

2013 - 2014 sezonunun ilk yarısı, son şampiyon Galatasaray için fazlasıyla maceralı geçti. 3 ayda, haddinden fazla badire atlatan kulüp, 2014 kışına yine de ümitli giriyor.
Sezonun ilk maçı olan Gaziantepspor müsabakasından önce TT Arena'da, 3 ay içinde kazanılmış 3 kupa sergileniyordu. Bunlar; Mayıs ayında gelen lig şampiyonluğu kupası, Ağustos'ta kazanılan Emirates Cup ve Fenerbahçe'ye karşı kazanılan Süper Kupa'ydı. Arena ahalisinin 2014 sezonuna dair umutları ve beklentileri de o fotoğrafta özetlenmişti. Fatih Terim yönetiminde gelen üst üste 2 şampiyonluk, Drogba ve Sneijder gibi yıldızların sezon başı kampına katılmasıyla daha fazla verim verebilme ihtimalleri, rakiplerinin kabuk değiştirme süreçleri gibi etkenler de taraftarın başarı beklentisini artırdı. Arena'daki Antep galibiyetinin ardından gelen 3 beraberlik, (Bursa (d), Eskişehir (d) ve Antalya) Terim'in seçimlerini sorgulanır hale getirse de, taraftarın bu durumdan çıkmaya inancı devam ediyordu. Terim'in sorgulanan seçimleri saha içinden çok, saha dışıyla ilgiliydi. Milli Takım hocalığını kabul ettiğinden beri Galatasaray'da yaşanan düşüş, hocayı bir anda hedef tahtasına oturttu. Nihayetinde de 24 Eylül'de, çoğu kişiye sürpriz gelse de aslında beklenen oldu ve Terim görevinden alındı. Onun için artık sadece Milli Takım olacaktı.
Ekim ayı geldiğinde, Galatasaray için deniz bitmiş gibi görünüyordu. 6 maçta alınan 4 beraberlik, maçlarda kaçırılan acayip goller, yönetimde her kafadan bir ses çıkması, taraftarın Arena'da, deplasmanda hatta Abdi İpekçi'de her maçta "Fatih Terim" diye bağırması bu görüntüyü hazırlamıştı. Terim'in yerine gelen Mancini ilk maçında Juventus deplasmanından puanla dönse de, taraftarın ona olan önyargısı hala sürüyordu. Takımı tanıma evresinde oyuncu tercihleri konusunda hatalar yapan Mancini, bir de defansif futbol oynattığı yönünde eleştiriler alıyordu. Bunlara rağmen saha içinde yavaş yavaş rayına giren bir Galatasaray izlemeye başladık. Defansif anlamda daha güvenli ve son vuruş sorununu kısmen çözmüş bir yapıya büründüler. Özellikle Arena'da her maçın kazanılması, İtalyan hocaya ciddi bir kredi getirdi. Deplasman maçlarındaki ürkekliği de takımın üzerinden kaldırabilirse, Mancini sesleri tribünlerden daha gür yankılanabilir.
Oyuncu değerlendirmelerine gelirsek, Galatasaray için ilk yarının en değerli oyuncusunu Melo olarak gösterebiliriz. Ortaya koyduğu karakter, gerçekten takdire şayandı. Muslera'nın değeri oynamadığı maçlarda bir kez daha anlaşılırken, Chedjou da "7 milyon euroya daha iyi bir stoper alınamaz mıydı?" sorusunu taraftarın aklına kazıdı. Takımda pek çok oyuncu vasat çizgide kalırken, devre sonuna doğru genel bir toparlanma görüldü. Sneijder ve Burak da bu yükselişte en sivrilen oyuncular oldu.
Devre arası transfer döneminde, Galatasaray'ı ciddi tercihler bekliyor. Yıllardır kanayan yara haline gelen sol bek için Alex Telles ismi geçiyor. Hiç tanınmamış olması ciddi bir dezavantaj olarak görülse de, gençliği ve dinamizmiyle olumlu işler yapabilir. Brezilyalı beklerin ofansif katkısı da malumunuz. Defans hattına yapılması düşünülen diğer takviyeler de doğru planlanmış durumda. Tarık, İshak ve Serdar Aziz gibi yerliler, hem kontenjan hem de takımın yaş seviyesini düşürmek adına olumlu adımlar olur. Elbette bu isimleri sadece varsayım olarak yazıyorum. Gönderilmesi planlanan yabancılardan Dany ve Amrabat, bu konuda tam isabet olur. Riera'nın gönderileceği haberlerini de ciddiye almak istemiyorum. Keza Mancini ve yardımcıları, Galatasaray'ın eski maçlarını da izledilerse, Albert'in bu takımdaki kritik rolünü görmüşlerdir. Selçuk - Melo ikilisine yapılan baskıda, takımın defanstan kaliteli çıkması için Riera'ya kesinlikle ihtiyaç var ve Galatasaray'ın 2012 kışındaki yalpalayışından sonra yükselişe geçmesi, İspanyol solağın takıma girmesiyle olmuştu. Telles ya da başka bir transfer, sol beke katkı verse bile Riera'dan vazgeçilmemeli.
Son olarak, gönderilmesi düşünülen Yekta ve Ceyhun'un takımda kalmalarında ciddi yarar var. Hem yerli olmaları hem de orta sahaya iyi birer alternatif olmaları, bu isimleri önemli kılıyor. Özellikle 3-5-2'ye dönüldükten sonra bu iki oyuncuda da ciddi bir yükseliş sözkonusu. Mancini ve yönetimin bu konuda da mantıklı davranacaklarını umuyorum.
Diğer analizlerde görüşmek üzere.