- Kategori
- İlişkiler
Sanal aşkların gerçek kurbanları

Bir zamanlar telefonda tanışıyorlardı.
Üç-beş konuşmadan sonra aşık oluyorlardı.
Seslerinden başka hiç birşeylerini duymuyorlardı.
Birisi hayatının erkeğini öteki de hayatının kadınını buluyordu.
Ayrılık dayanılmaz olunca da evi barkı terk edip bilinmedik bir sevgiliye doğru düşüyorlardı yollara. Geride kalan anne perişan, baba perişandı.
Can parçalarının kaçıp gittiği insanın kim olduğunu onlarda bilmiyordu.
Birkaç istisnanın dışında büyük bir hayal kırıklığı yaşanıyordu.
İçerisi değerli eşyalarla dolu kocaman gemilerin dümenlerini kayalıklara doğru sürmesi gibiydi.
Müthiş bir parçalanma yaşanıyordu sonunda.
O parçaları toplamaya toparlamaya çalışanlar da yine anne ve babalar oluyordu.
Kolay değildi.
O parçalardan yeniden gemi yapmak, yeniden okyanuslara salmak…
Daha sonra internette başladı sanal aşklar.
20 yaşındaki genç kızların karşısına 60 yaşında ihtiyar delikanlılar çıkıyordu.
Yazarken, konuşurken yaşları 23’ü 25’i geçmiyordu fakat karşılaşınca birden bire yaşlanıveriyorlardı.
Başlangıçta bir şakaydı, bir gönül oyunuydu, bir eğlentiydi.
Ya sonunda. Bir genç kızın dünyası elektronik ortamlarda dağılıyordu.
Geçenlerde yazmıştım. İnsan görmeden sever mi diye?
Severdi tabi. Hem de aşık bile olurdu. Fakat benim anlatmak istediğim sevmek bu değildi. Aşk bu değildi. Aşkın gözü kördü. Benim anlatmak istediğim bu körlük de değildi.
Oysa cep telefonları, internet paylaşımları sayesinde birbirini görmeden seven hatta aşık olanlara aşık diyecek kadar saf dilli değilim.
Eğer aşkını görünce tılsım bozulacaksa o aşk, aşk mıdır?
Eğer aşk yalanlardan oluşacaksa o aşk, aşk değildir.
Eğer aşık aşkını gördükten sonra gözü açılacaksa o aşk yine aşk değildir.
Hergün onlarca insanımızı sanal aşklara! kurban veriyoruz.
Onlarca insanın hayatı kararıyor.
Dağılıyor parçalanıyorlar. İnternet ortamlarında kız oldukları halde erkek, erkek oldukları halde kız rolleriyle gezen yüzlerce gönül avcısı var.
Dahası her türden insana rastlamak mümkün.
Sanal aşkların gerçek kurbanlarının sayısı her geçen gün artıyor. Hayatı tanımayan gençlerimiz büyülenmişe dönüyorlar.
Kendilerini kontrol altında tutamıyorlar.
Hiç olmazsa anne- babaları, yakınları, dostları bu hastalığı keşfedebilseler de, büyüyü bozmak için ellerinden geleni yapabilseler.
Eğer böyle olmazsa, denizlerdeki kum kayması gibi ayaklarının altından kayan kumlarda boğulup gidecekler.
Aman acele edin.
Geminin yönü kayalıklara doğru çevrilebilir.
Unutmayın.
Sanal aşka bir kurban da sizden gitmesin.