Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Eylül '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
558
 

Sanal saklambaç

Sanal saklambaç
 

Blog yazanı olarak, zaman zaman merakla çeşitli blog sitelerinde dolaşıyorum.

Başkaları neler yazıyor, neler yapıyor görmek için.

İlginç şeylerle karşılaşıyor insan.

Çoğunluk takma isim kullanıyor herşeyden önce.

Ondan sonra da fotograf meselesi var.

Geçenlerde bir yorumcu, blog yazarına soruyordu: “ Resimdeki yakışıklı kim? Muhakkak siz değilsiniz. Aslında ben zaten sizin bayan olduğunuzu düşünüyorum.”

Bir çırpıda iki şüphesini dile getiriyordu yorumcu:

1- “Bu fotoğraf sizin değil, siz mutlaka sıradan, hiç de yakışıklı olmayan birisiniz. İlgi çekmek için bu resmi koymuşsunuz.”

2- “ Siz aslında erkek de değil, kadınsınız.”

Yani bu yazıyı kim yazdı, hiç belli değil.

Adı zaten takma, kendisi ile ilgili bölüme birşeyler yazmış ama, acaba doğru mu? Gerçekten o okuldan mı mezun, gerçekten söylediği yaşta mı, mesleği bu mu, söylediği yerde mi oturuyor?

Aslında sanal dünyanın getirdiği bir olgu bu.

Sitelere kayıt olunurken, kimse kimlik kontrolü yapmıyor ya. Bir form dolduruyorsunuz, o kadar. O forma yazdıklarınızdan belki de sadece mail adresiniz doğru. O da zaten site idaresinde saklı.

Bu durumda, bir isim ve soyadı da kullansanız, onun gerçek adınız olup olmadığı bile şüpheli.

Hatta, birkaç değişik takma veya asıl isim gibi görünen takma isimle, birkaç blog’da birden bile yazabilirsiniz.

Mesela birinde türban aleyhinde atıp tutar, bir diğerinde türban taraftarını oynayabilir, bir başkasında canınızın çektiği başka bir kılığa girebilirsiniz.

Veya bir blogda, bir konu üzerinde yazar, bir diğerinde bu yazıyı eleştirirsiniz, sonra bir güzel kendi kendinizle kavga edersiniz.

Şizofren, değil mi?

Ya da bir blogda yarattığınız imajı artık beğenmez, bloğu kapatır, yepyeni bir isim ve imajla yeni bir yazar olarak ortaya çıkarsınız.

Kendi yazdığınız çeşitli oyunları, böylece bizzat oynayarak, çeşitli bloglarda sahneye koyabilirsiniz.

Yok daha neler demeyin, teori olarak mümkün!

Diyeceksiniz ki, kimin yazdığının ne önemi var, önemli olan ne yazıldığı.

Doğru tabii bir yerde.

Ama bir yerde de eksik.

İnsan yapısı icabı bağlantı kurmak ister, ürün ile üreteni birbiriyle ilişkilendirmek ister. O şekilde ürünü daha iyi anlayabilir.

Onun için okuduğumuz kitapların, makalelerin yazarlarını merak ederiz. Hayatlarını, biyografilerini öğrenmek isteriz. Yazılı edebiyat ve basında da, bu zaten yapılır.

Onun için bloglarda da, elimize bir takma isim verildiğinde, yazarı ve yazılarını bu isimle özdeşleştirip rahatlıyoruz. O kişinin kimliği, bizim için bu takma isim oluyor.

Ama yazan kişi istemezse, normal vatandaş olarak onun asıl kimliğine ulaşmamız mümkün değil. İnternet bu imkanı alıyor elimizden.

Ve bize çok güzel saklanma ve saklandığımız yerden atış yapma olanakları sağlıyor.

Bu gerçek, bir soruyu getiriyor akla, ister istemez:

Sahi neden saklanıyoruz?

Neden birçoğumuz takma isimlerle yazıyoruz?

Akla birkaç zorunlu saklanma sebebi gelebilir: İşyerinizde yazdığınızın bilinmesi ve yazdıklarınızın okunması sakınca yaratabilir örneğin. Ya da aile içinde bu yüzden bir sorun çıkabilir. Bunlar kabul edilebilir sebepler.

Başka kabul edilebilir sebepler de vardır elbet.

Yazdıklarınızın arkasında duramıyacak olduğunuz, tanınmadan, her aklınıza geleni serbestçe yazmak istemeniz ise, kabul edilemiyecek sebeplerdir mesela.

Takma isimle veya asıl isim gibi görünen takma isimle yazanları kışkırtmak için değil, sanal dünyanın, bizi, neleri hesaba katmaya mecbur kıldığını anlatmak için alındı bu yazı kaleme.

Ya ben, ben değilsem söylediğim gibi, ya sen, sen değilsen anlattığın gibi?

Chat sitelerinde bu zaten olağan.

Hatta “Second Life” isimli İnternet prgramında da işin kuralı bu, yani kimlik değiştirmek, yepyeni bir insan yaratıp onun kimliğine bürünmek.

O zaman soruyoruz tabii?

O resimdeki gerçekten sen misin?

Kadın mısın, erkek misin, in misin, cin misin, sen nesin?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazdıklarımız biz değilmi zaten, yazdığımız her satırda ipucu vermiyormuyuz? Benim adımı kullanmamamın tek nedeni, iş çevremde internet olayının tam kavranmamış olması. Kendimi ifade etmek ve paylaşmak yeterli benim için, zaten daha yakından tanışmak istediğiniz biri olduğunda rahatça kimlik söylenebiliyor. Sevgilerimle

mutlumavi 
 06.09.2007 22:45
Cevap :
Çok haklısınız, ben bunu yazmamıştım ama insan ister istemez kendini tanıtır yazılarında..İş konusu meşru bir sebeptir yazyıda da söylediğim gibi. Sevgiler  06.09.2007 23:28
 

Bilemiyorum da , yok aslında biraz bilirim de söylemek istemem. Ben yazdığım ve göründüğüm gibiyim , karşımdaki de öyledir diye düşünürüm ilk. Sevgiler.

nilgun 
 06.09.2007 21:07
Cevap :
Önce öyle düşünmek en iyisi tabii, herkesten kuşkulanmak doğru değil ama bir yandan da bu hususu tamamen akıldan çıkarmamalı herhalde. Sevgiler  06.09.2007 23:29
 

Sadece adım rumuz ama,100.blogda adımı açıkladım,kimsenin umurunda olmadı...rumuz daha kalıcı...Aslında ben de hep gerçeklik ve şeffaflık taraftarıyım, fakat bir benim olmam yeterli değil...karşımızda ne tehlikeler var bilmiyoruz...saptamalar çok doğru...birkaç kişilikli insanlarla belki blogculuk oynuyoruz..kavgalar da sanal belki kimbilir...selamlar-sevgiler...

Fatma Köse  
 06.09.2007 18:27
Cevap :
Ne iyi anlamışsınız yolunDİĞERyarısı..Çok teşekkür ederim. Sanal alem dipsiz bir kuyu gibi. Ayrıca sizin rumuzunuz bir harika..Sevgiler  06.09.2007 20:02
 

yekruseha'yı kullanıyorum fakat,açıklamasını da bal gibi yaptım ilk bloğumda,haliyle benim=))

yekruseha 
 06.09.2007 17:09
Cevap :
İnandım efendim, zaten siz yekruseha'dan başkası olamazsınız:))))) Sevgiler  06.09.2007 17:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 165
Toplam yorum
: 555
Toplam mesaj
: 96
Ort. okunma sayısı
: 1408
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Uzun yıllardır yurt dışında yaşıyor. İsviçre'de Adalet Bakanlığı'ndaki mesleği yanında tiyatro ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster