- Kategori
- Siyaset
Sanki millet salak (İstihbarat almışlar...)
Az evvel mesaj kutuma düşen bir başka haberin ilk başlığı aynen şöyle; “İstihbarat aldık…”
“Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Eylül ayında yeni protestoların yapılacağına dair hükümetin elinde istihbarat olduğunu açıkladı…”
Haberin içeriğinde ise kendisi açıkça dile getirmiyor ama kast açıktır; Taksim ve Gezi Parkı eylemcilerinin, muhteşem halk hareketini yapanların, üniversitelerin başlamasını, spor müsabakalarının başlamasını, 30 Ağustos gibi bayramları ve diğer önemli günleri bahane ederek daha ağır protesto eylemlerinde bulunacaklarına dair istihbarat bilgileri elimizde, demek istiyor…
***
Beyefendi güzel Türkçeyle tane tane konuşur ama kendisi olmayı başaramadığı için hiç ama hiç inandırıcı değildir.
Bugüne kadar benim için hiç inandırıcı olamadı, çünkü tükürdüğünü yaladı defalarca daha ne olsun…
Şu andaki konuştukları; içinde “korkuyla hırsla besledikleri” dışında, siyasi hayatında adım atmasına bile izin vermeyecek birinin sesidir yalnızca…
Sadece ağlayan adam değil tüm milletvekilleri kendileri olabilsinler canımı yesinler; olamazlar, babayiğit isterim babayiğit, var mı bir tekini gösterin dişimi kırmazsam namerdim…
***
“Taksim ve Gezi parkı” eylemlerinin Ramazan nedeniyle yavaşladığını Ramazan ve Bayram sonrasında hele hele 30 Ağustos Zafer Bayramında hız kazanacağını bilmek için Arınç ya da MİT Başkanı olmak mı lazım?
“Sanki millet salak” ya da aptal, sadece kendileri zeki hatta çok akıllılar…
Türk ulusu “Mısır’daki Suriye’deki Tunus’taki Almanya Fransa Hollanda İsviçre” deki insanlardan daha mı az onurlu ya da daha mı çok korkaktır?
Hadi diyelim eylemcileri aydınları gazetecileri televizyoncuları, öğrencileri tek tek topladınız, ya sonrası ya diğerleri ya daha cesur daha korkusuz olanları ne yapacaksınız…
Yahu farkında değil misiniz? Son olaylar ve olaylar sırasında ve sonrasında yaptıklarınız ve söylemlerinizle %51 in büyük çoğunluğunun onurunu gururunu kırdınız paramparça ettiniz.
Bu koskoca ülke sadece sizin seçmenlerinizden kindar ve dindar gençliğinizden mi ibaret?
O ellerine satır bıçak silah sopa alanlara bir daha müsaade edeceklerini, imkan tanıyacaklarını mı sanıyorsunuz?
***
Korku var ya bu korku, iktidarı ellerindeki gücü hasbelkader kazandıkları itibarı ellerindeki dünyalıkları kaybetme korkusu, neler yaptırıyor neler söyletiyor bu insanlara görüyorsunuz…
Şimdiden ortaya atıyorlar ki tüm dünyanın yakından bildiği izlediği polisin orantısız güç kullanmasına, şiddet uygulamasına, eylemcilerin katledilmesine haklı mazeretler üretebilsinler…
Onun için de Mısır da ordunun defalarca uyardığı Mursi yanlılarına yapılan müdahaleye “katliam” diyorlar, ülkedeki sokaklardaki düzeni sağlamak Mursi yanlılarının “isyanlarını” bastırmak amaçlı diyemiyorlar.
Ramazan sonrası devam edeceğini düşündüğüm eylem ve eylemcilere kendileri de aynısını yapacaklar çünkü…
Kendileri de seçilenler ya Mursi nin seçilen adam olduğunda ısrarcılar.
Bir adam şayet seçilmişse ne yapsa yeridir ne derse doğrudur anlayışı, halkı ne yerine koymaktır?
Hem defalarca yaptığı konuşmalarda Başbakan, ülkemizdeki barışçıl eylemleri “isyan” diye nitelendirmedi mi bu ülkede, isyan mıydı?
İsyan veya darbe yapmak bu kadar basit ve ucuz mu?
***
Ancak kendilerine sormaları gereken asıl soru şudur; Taksim ve Gezi Parkı eylemcileri, halk hareketinin muhteşem gençleri bu sefer bir öncesi kadar barışçıl olacaklar mı?
Ve devlet özellikle “hükümet” bunları şiddet silah kullanmadan nasıl engelleyecek, daha doğrusu engellemeyi nasıl başaracak, başlarında o irade var mı yok mu? Bir öncekilere bakıp var demek bence son derece zor.
Bugüne kadar görülmüştür ki; her türlü şiddet mutlaka karşı şiddeti doğurmakta, doğuracaktır.
***
Hiç kimse unutmasın ne Başbakan ne başkaları bu dünyaya kazık çakmaya gelmediler, ülkeyi milleti düşünenler sadece kendileri değil, ehil olmak kendilerine has bir şey değil…
El elden üstündür, bir işin bir kişinin alternatifsizliği ulusların dolayısıyla da insanlığın ölümü demektir. Düşe kalka da olsa bugünlere gelmeyi ayakta kalmayı onuru ile yaşamayı başarmış bir ülke de kimsenin zekâsını ve yeteneklerini hafife ve alaya alamazsınız. Özellikle de ağlayan adam Bülent Arınç’ ın yaptığı gibi milleti aptal, salak yerine koyamazsınız…
***
Yahu bırakın artık yelkenlere, değirmen kanatlarına savaş açmayı, ülkenin kurucularıyla milletin ananeleriyle milli bayramlarıyla kazanımlarıyla değerleriyle onuru gururuyla uğraşmaktan dinimiz sömürmekten vazgeçin, sadece seçmenlerinizi kul köle olanlarınızı size biat edenleri değil herkesi anlamaya kucaklamaya çalışın…
Sakın ola da; zaten öyle yapıyoruz kucaklıyoruz kucaklayacağız falan diye konuşmayın, böyle olmadığını ve ne yazık ki asla olamayacağını da gördük. Üstelik Mısırdaki sağır sultan bile duydu, gördü.
Ağzınızdan çıkan her tükürük “balgam” olarak kin nefret olarak dönüyor size, farkında değilsiniz. Bu yüzden de ülke davul derisi gibi gerildikçe geriliyor her an patlayabilir. Bunu görmek anlamak bu kadar mı zor…
***
Kentselleşme alt yapı tesis kurma konusunda ellerine su dökecek hiç kimse yok, yiğidi öldür hakkını yeme derler, inanın kimse yemiyor. Ama ne hukuk ne işsizlik ne eğitim alanında ne yoksulluk, ne demokrasi özgürlük, ne ekonomik istikrar, ne din sömürüsünü engelleme, kadrolaşmama, ötekileştirmeme konusunda attıkları bir tek olumlu olay, aldıkları kalıcı sonuç yoktur…
Belirli ve hemen hemen aynı kişiler, aynı cenahlar zenginleşiyor refahı ve ülkenin kaymağını yiyor. Ülke her zamankinden daha çok borçlanıyor. Yoksulun fakir fukaranın memurun emeklinin işçinin ağzına bir parmak bal çalınıyor, sadaka kültürüne muhtaç ediliyor.
Halk hem dini açıdan hem mezhep hem etnisite açısından bölünmüş vaziyette, her an bir kardeş kavgası çıkmasından endişe duymakta ve parçalanma korkusunu yaşamaktadır. Sadece korkmakla kalsa neyse, ama artık inanmaktadır.
Bu mudur devlet “iktidar” olmak, “Sanki Millet Salak…”
Dünyanın neresinde halkın salak yerine konulduğu, iktidar uğruna cahilliğin yoksulluğun sadakanın sürmesinin reva görüldüğü, dilenciliğin yalakalığın meslek olduğu ülke “dimdik, bağımsız ve özgür” kalabilmiştir ki Türkiye kalsın…
***
Madem istihbaratınız bu kadar güçlüydü de; Reyhanlı Patlamaları, Uludere katliamları, Suriye tarafından düşürülen uçağımız, PKK tarafından kaçırılan askerlerimiz, Suriye ve doğu illerimizin sınırlarındaki yeni komşularımız, Diyarbakır ve diğer illerdeki yeni oluşumlarda yeni birliklerde, yüzlerce kanlı eylem ve olaylarda neredeydiniz acaba?
Gücünüz sadece Taksim ve Gezi parkı eylemcilerine mi yetiyor…
***
Son günlerine yaklaştığımız Ramazan gününüzün ve kalan günlerinin sağlıklı, huzurlu ve mutlu geçmesini diliyorum, esen kalınız…
Erdoğan ÖZGENÇ