Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ocak '15

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
524
 

Sapanca'da gördüklerim

Sapanca'da gördüklerim
 

Sapanca'da Gördüklerim ve Bir Daha Göremeyeceklerim

Güner Ekici Lisesinin temelinin kazıldığı o derin çukur,
Doğancıların binası henüz inşaatken ikici kattan üzerine atlama yarışı yaptığımız inşaat kumu birikintisi,
Kuvayi milliye caddesinin yerindeki bahçelere vahşi hayatlar dediğimiz sokağımız,
Kandillerde lokma dağıtmanın evin küçük çocuklarının işi olduğu günler,
Kahverengi üniformasıyla düdük öttüren ve geçen Cumartesi kaybettiğimiz Rahmetli, Babadayı'lı Kadir Amca ( Bayrak ),
Mahallelerde fasulye barbunya ayıklama mecilerinin yapıldığı akşamlar,
İç yağı sürerek sağlamlaştırmaya çalıştığımız futbol toplarımız,
İstasyonun oradaki bayırdan bilyalılar ile kayma yarışlarımız ve modifiye sanatının ilk uygulandığı araçların bu bilyalılar oluşu,
Yağmur yağdığında Yenimahalle'nin ortasından akıp giden minik derede yarıştırdığımız çizgili defter kağıdından yapılma kayıklar,
Vakıf otelin havuzuna canlı balık tarafından kaçak girmeye çalışmanın, çocuksu heyecanları,
Lale'deki düğünlerde dağıtılan Elvan Gazozları'nı kasalarındayken açma konusunda kıyasıya bir yarışa tutuşan düğün garsonları ve bu garsonlara tezahürat yapan düğün sakinleri,
Kibrit kutu kağıtlarıyla oynanan piştiler, gazoz kapaklarından oluşturulan efsanevi koleksiyonlar,
Kemik misketin en değerli misket olduğu devirler,
Haneye dizilen misketlerin hangisinin hane başı olduğunu belirtmek için kullandığımız efsanevi yöntem: Çarşı mı Göl mü?
Yağmurlu havalarda toprağa saplamak için yarıştırdığımız çiviler,
Eski defterlerin sayfalarından yaptığımız külahları içine yerleştirip birbirimizi vurmak için üflediğimiz plastik tüftüf borular,
Yemeklerden sonra annemizin ağzımızı sildiği kağıt yada kolanyalı mendiller değil; ağzımızda sabun tadı bırakan o rengarenk el bezleri,
İstasyon alt geçidinin ordan Burç Pastanesi'ne kadar olan yoldan geçen at arabalarının arkasına takılmacalar,
Tenefüslerde Alaçam İlkokulu karşısındaki Cevdet Amca'nın bakkalı önünde oluşan leblebi tozu kuyrukları,
Aynı kuyruğun bu defa okul çıkışında Alparslan Amca'nın ( Yıldızbayrak ) dükkanı önünde, Turbo Sakızı kuyruğuna dönüşmesi ve içlerinden çıkan araba resimlerini 1'den-50'ye tamamlamak için kıyasıya bir rekabete giren Sapanca çocukları,
Mustafa Medet Amca'nın bakkalından aldığımız misketlerle Mors oynamak için yere çizdiğimiz eş kenar üçgenler,
Lale'deki düğünlerde çaktırmadan iskelenin hemen solundaki yosun öbeğine atılıp ertesi gün depositoları için dalınarak gölden çıkartılan düğün artığı şişeler,
Yine Lale'nin iskelesinden en az 10 kişilik gruplar Çay 1,Çay 2,Çay 3 diye avazımız çıktığı kadar bağırıp göle atlamalar,
Boşluğu bulduğumuzda oynadığımız Alman Kale, Japo Kale maçların temposuna dayanamadığı için sağından solundan açılan Esem Spor'ları Selahaddin Amca'nın (Küçükbalkaya) dükkanda tamir ettirmeler,
Siyah ilkokul önlüklerimizin 40 dakkalık ikinci tenefüs sonrası kopan düğmeleri,
Kara şimşek dizisinden dolayı dizi bitene kadar süren tenha Sapanca sokakları ve 30-40 liralık " Serpe Kahvaltı" diye birşeyin hayatımızda olmadığı Cumartesiler,
Beyaz gölge dizisi ardından Alaçam ilkokulunun bahçesindeki eğilmiş bükülmüş potalarda basketbolun da bir spor olduğu gerçeği ile yüzleştiğimiz ve futbol topuyla topu daha çembere değdiremeden üçlük atmaya çalışmalarımız,
Sapanca'nın Kurtuluş Günü olan 22 Haziran'da düzenlenen gölü yüzerek karşıdan karşıya geçme yarışmaları,
1990'da bu yarışların birinde henüz daha 12 yaşındayken gölü karşıdan karşıya geçen arkadaşımız Esvet Bakır'a tüm mahalle arkadaşları olarak kıyıdan verdiğimiz o çocuksu destek,
O zamanlar Sapanca'da Bahadır isminde olan 4 kişiyi de tanıyor, olduğum kadar küçük ama gözümüze bir o kadar da büyük gelen Sapanca'mızın Arapsız, Acemsiz, ve insan gibi yaşayabilmek için zengin olmaya gerek olmayan bize ait zamanları.
Ben gördüm o zamanları göremeyen düşünsün artık ne diyelim...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 70
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 272
Kayıt tarihi
: 26.07.14
 
 

Sapancalı, Üniversite mezunu, satış pazarlama sektöründe çalışan Errare Humanum Est ve Dum Spiro ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster