​ Şarkıda hatırlananlar / Aşk - Evlilik / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mart '08

 
Kategori
Aşk - Evlilik
 

Şarkıda hatırlananlar

Şarkıda hatırlananlar
 

Hani bir şarkı vardı dün kulağıma geldi. Aslında hiçte dikkate almamıştım. Biliyordum sözleride, melodiside çok güzeldi. Hem sanat müziği olduğu için severekte dinlerdim. Eh bazende kendimce sesimin güücü yettiğince eşlik de ederdim. "Artık sevmeyeceğim, bütün kabahat benim...." diye devam ediyordu. Şu anki ruh halim bu şarkıyı dahada bi hoş yapmıştı. Evet kabahat benimdi. Aşkı uzaktan yaşamayı seviyorum sanırım ben. Bire bir olduğunda, aşkın sihiri bozuluyor. Bu söze ne kadar da gıcık olurdum. Aşıksın, bir aradasın. Neden sihir bozulsun ki. Mutlu olmak değilmidir aşk. Bir şeyleri ortaklaşa paylaşmak. Gözlerle de anlaşabilmek değilmidir. Bir iki dakika bile konuşmak mutluluğu arttırmaz mı? Ne oluyor, sözler veriliyor, özlemlerimizin biteceği söyleniyor. Yapabileceğimiz şeyler konuşuluyor. umut bağlanıyor. Ümit ediliyor. Hayaller kuruluyor. Gece düşlerine bile bu aşkı katıyorsun. Aldığın her nefeste bile onu düşünüyor, mutlu oluyorsun. Nefret ettiğin herşey toz pembe görünüyor. Bulutlar bile pembe oluyor. Yağmur yada kar bile pembe yağıyor. Yağan yağmurda onunla dolaşıyorsun, lapa lapa yağan karda pembe bir kardan adam yapıyosun. Hatta sınırları aşıp kardan kadın bile yapıyorsun düşlerinde. Sonra ne oluryor. Pat diye gerçeğe dönüyorsun. Yücelttiğin, yüksel tiğin, devleştirdiğin aşkının boş olduğunu görüyorsun. Olan sana oluyor. İçin acıyor, gözlerindeki o pırıltı sönüyor. Ne kayan bir yıldız, nede seni ne mutlu ediyorsa hiç birşeyden zevk almıyorsun. nefes almak bile manasızlaşıyor. Aldığın nefesi vermek bile sana eziyet oluyor. Sahtekarlık yapıyorsun bilenlere gülümsüyorsun, içine akan yaşlarını yüreğine deniz yapıyorsun. İstiyorsunki yüreğin o denizde boğulsun. Ama boğulmuyor işte, inadına hızla çarpmaya devam ediyor. Tutsanda nefesini vermek zorunda bırakılıyorsun doğa gereği. Çok yeni olan aşk acısını atlatmak istemiyor. Her şarkıda yada her acıklı öyküde doyasıya, bağıra bağıra ağlıyorsun. Çare yazmak, içindekileri bir nebzede olsa aktarabilmek. Yazdıkçada içinden çıkmaya çalışmak. Her olumsuz düşünceyi yazarken içinden çıkmaya çalışığın bu cümleleri ilerki zamanlarda okuyup gülebilme ihtimalinin olasılığı olabileceğini düşünmek. Biraz hafifletiyor insanı, acılarını....

 
Toplam blog
: 32
: 929
Kayıt tarihi
: 14.09.07
 
 

3 nisan 1968 BARTIN doğumluyum. KDZ EREĞLİ'de yaşıyorum. Amasra tek tutkum, yazmayı çizmeyi seviy..