- Kategori
- Eğitim
SBS ve "Özel dershaneler"

Özel Dershaneler arz-talep üzerine kuruludur.
Daha önce de olmuştu. Son günlerde Milli Eğitim Bakanlığının “özel dershanelerin kapatılacağı” yolundaki açıklamaları, zaten “yaz-boz tahtası”na dönen eğitimimizin özel dershane kavramını da değiştireceği – dershanelerin özel okullara dönüştürüleceği- haberi gündeme oturdu.
Özel dershaneler öğrencilerin bir üst okul ve üniversite giriş sınavlarını kazanmak ihtiyacı sonucu ortaya çıkmıştır. “Arz – talep” meselesi.
Dershanelerin amacı, öğrencilere sınav kazandırmaktır. Dershaneler okullarımızda verilen temel bilgilerin, sistematik bir şekilde tekrarlanmasını sağlayan ve gerekirse, bire-bir ya da az sayıda öğrenci gruplarıyla, başarıyı yakalamaya çalışan ticari amaçlı kurumlardır. Üniversitelere giriş sınavla olduğu sürece de devam edecektir.
Dershaneler, öğrencilerin kendilerine güvenmediği veya rakiplerine göre sınavda daha üstün duruma geçmek istedikleri için – zorunlu – gittikleri bir “sınav becerisi kazanma” yeri olmuştur.
Geçen yıl 1 milyon 500 bin öğrenci dershanelere gitmiştir.
Türkiye’de 5 bine yakın dershane olduğunu basından öğrendik. Milli Eğitim Bakanı Avcı 2008 den bu yana denetlenen 3736 dershaneden 2’sinin sürekli, 43.nün de “geçici” olarak kapatıldığını açıkladı.
Resmi okullarımızda öğrencilerin dersleri daha iyi öğrenmeleri için dershanelerin kapatılmasının doğru olacağını sanmıyorum. Zira bu sektörde çalışan 50 bini aşkın öğretmen dahil binlerce dershane çalışanı ve yazar-yayıncı-matbaa çalışanları da olumsuz etkilenecektir.
SBS’nin kaldırılacağı açıklandı ancak yerine getirilecek sistem hakkında yapılan çalışmalar ile ilgili yeterli bir açıklama Bakanlık’tan henüz gelmedi.
SBS yerine, öğrencilerin ara sınıflarda, belirlenecek 5-6 dersten zaman zaman olacakları sınavlardan aldıkları başarıya göre bir üst okula kayıtlarının yapılacağı ve bu sınavlardan birinin de merkezi sistemle yapılacağını da Bakan Avcı bir basın toplantısında –soru üzerine - açıklamıştı.
Bu konuda (ÖZ-DE-BİR) Özel Dershaneler Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Köprülü’yü NTV’de izledim. Daha önce yaptığı açıklamada dershanelerin kısa dönemde kapatılmasının gerçekleşmeyeceğini öngördüklerini ifade etmişti.
Köprülü, “2013-2014 Öğretim yılında dershanelerle ilgili öğrenci/kursiyer kayıt ücretleri yürürlükteki mevzuat gereği Ocak 2013 den itibaren ilan edildiği, Bakanlığa bildirildiği, öğrenci kayıtlarının başladığı, yeni dönem öğretmen planlaması ve sözleşmelerinin yapıldığı ve bazı dershanelerin kayıtlarını tamamladığını” söyledi.
Özel dershaneler üniversite giriş sınavlarındaki “test sistemi”ni kullanarak ortaöğretime olumsuz etki yapmıştır. Testle beraber okuma, yazma, genel kültür ve çözümlemeli düşünce tamamen bırakılmıştır. Öğrenciler okuyacakları kitapları sınavda soru çıkıp çıkmayacağına göre seçmektedir.
Bir üst okul sınavlarına hazırlanmak amacıyla dershaneye giden öğrencilerin uzun süreli rapor almaları da okulların ikinci plânda kaldığını göstermektedir. Üniversite giriş sınavlarına girecek öğrenciler – temel bilgilerin verildiği - okullardan kopmuş, özel dershaneler ön sıraya çıkmıştır.
Günümüzde İlkokul 4. sınıftan itibaren “her yıl sınava girme” durumunda olan, daha ergenlik çağında ”psikolojileri bozulan” çocuklarımızın, bir yeri kazansın diye düşünen ve onları yıllarca ”yarış atı” sanan ve ne yapacağını bilmeyen velilerimizin de ne yapacağını bilemez hale geldi.
Aslında bilgiyi okullarımızda alan öğrenciler, dershanelerde sadece“sınav sistemlerini pekiştirme”, ”zamana karşı soru yanıtlama tekniklerini” öğrenmekte ve dershanelerde okula göre çok daha fazla soru çözdürülerek öğrenilenlerin pekiştirilmesi sağlanmaktadır.
Üniversite giriş sınavını kazanan öğrenciler öncelikle dershanenin başarısını belirtmektedir.
Aslında, okullarımızda da özel dershanelerde uygulanan sistem uygulansa, dershaneye gidemeyecek maddi gücü az olanlar için de bir çözüm olur.
Öğrenci ve veliler arasında, dershaneye gitmeyen veya gidemeyen öğrencinin sınavı kazanma şansının olmadığı kanısı iyice yerleşti. Bu da “dershaneciliği” sektör haline getirdi. Günümüzde “zincir dershane” adı da verilen ve Türkiye’nin her tarafında, hemen hemen her ilde şubeleri bulunan ve gittikçe yayılan, çeşitli dershaneler artık bu işi “rekabet ortamı”na çekmişlerdir.
Ancak, özel dershanelerin kapatılması veya özel okullara dönüştürülmesi konusunda alt yapı hazırlanmadan uygulamaya hemen geçilebileceğini sanmıyorum. Belli bir sürenin geçmesi ve pilot uygulamaların sonucunun görülmesi gerekir. Bir özel okulda öğretmen sayısı branşlara ve öğrenci sayısına göre dershanedekinden kat kat fazladır.
Özel dershanelerin özel okullara dönüştürülmesinde, tüm dershanelerin bu dönüşüme ayak uyduracağını düşünmek yanlıştır.
Dönüşenlerin de “etüt” adı altında ders bitiminde, dershaneciliği sürdürecekleri kesindir.
Özel okul ile özel dershaneler farklı kurumlardır. Özel okullara ilköğretimi de katarsak, çocuğu özel okulda bulunan veliler, 12 yıl boyunca bir servet ödenmektedir. Oysa, özel dershaneler 1 ya da 2 yıllık ödemelerle sonuca ulaşmaktadır. Çocuklarını özel dershaneye zor gönderen veliler onları özel okullara nasıl gönderebilecekler?
Bu konuda yapılacak olan maddi yardımın ne olacağı da belli değil.
Dershaneler özel okullara dönüştürülürse, özel okullardaki sistemi uygulamaları için dershanenin fiziki yapısında değişiklik veya yeni yerleşim ile yeterli sayıda öğretmenin görevlendirilmesi şarttır.
Dönüşüme uğrayan eski dershane - yeni özel okulların diğer özel okullarla - özellikle her ilde bulunan eğitim ve öğretimde birbirine bağlı “zincir özel okullar”la - rekabet etmeleri de kolay olmayacaktır.
Zira özel okul açmak o kadar kolay bir iş değildir. Yakın zamanda birçok özel dershanenin kapandığı ifade edilse de, Bakanlığın bu önerisine “özel okula dönüşüm”e devlet desteği olacağı belirtilse de, özel dershanelerin çoğunluğunun buna sıcak bakmadığını da biliyoruz.
Özel dershaneler kapatılırsa, meydan boş kalmaz. Bu kez halen devam eden bire-bir veya grup “özel dersler”in, “etüt eğitim merkezleri”nin veya “internet dershaneleri”ninonların yerini alacağına hiç kuşkum yok.
Daha önce açıklamıştım. Günümüzde teknoloji sayesinde –sınavlara hazırlanmak için - internetten ticari amaçla kurulmuş sitelere üye olunarak, “ders sunumları”, “e-kitaplar, multimedya araçları, sesli ve görüntülü konu anlatımları, akıllı kitaplar, çalışma kağıtları ve konu testleri, yarışma sınavları, DVD, CD ve benzeri eğitim setleriyle “evde dershane” metodu daha da yaygınlaşmış, öğretmene gereksinim duymadan “kendi kendine ders çalışma” yöntemi benimsenmiştir. “On line destek” hattıyla “sanal öğretmen”den “internetten chat ders” ile “canlı bağlantı” yapılarak yararlanılmaktadır.
İnternet dershaneleri, özel okullardaki gibi fiziki yapı uygunluğu, araç-gereç temini, yönetici, öğretmen ve personel atamaları gibi konularla uğraşmadıkları için -öğrencilerin de işine gelen - çok ucuz aboneliklerle faaliyet göstermektedirler.
Eğitim sisteminin kurtarılması ve kalıcı olması için öncelikle üniversitelere giriş sorunu çözümlenmelidir.
Kanımca - üniversiteye giriş sınavları kaldırılsa bile - özel dershanelerin kaldırılması veya özel okullara dönüştürülmesi sorunu kökten çözümlemez. Bu kez de okullarda ara sınıflardaki öğrenciler başarılarını arttırmak, mezunlar bir işe girmek, çalışanlar da KPSS, ALES, TUS ve benzeri sınavlara girmek zorunda olanlar ile ehliyet sınavına girecekler yine de dershane yollarına düşecektir.
Günümüzde özel okullar varken bile, ihtiyaç hissedilen ve ayrı bir sektör haline gelen “özel dershaneler” gelişen teknolojiye uyumlu olarak “arz - talep” kuralına göre varlıklarını devam ettirmeye çalışacaklardır. Öyle ya da böyle dershane sektörü eğitim-öğretime destek vermektedir.
Sevgi ve saygılarımla.
Ali İhsan ÖZÇAKIR
MEB. Bakanlık Başmüfettişi (E)
e-mail: aliihsanozcakir@hotmail.com