Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mart '09

 
Kategori
Siyaset
 

Seçmen manşeti attı: Van minut…

Seçmen manşeti attı: Van minut…
 

Ne edersek, elimizledir...


Sonucu, önceden beli bir yarışa girdiğinizin farkında olursanız, sonuçtan da üzüntü duymazsınız. Biz de yerel seçimlere girerken, elbette sonucun ne olacağının farkında olarak girdik. Önemli olan “Varım” demekti, dedik… İktidarın oy oranını aşağı çekmekti, başardık…

Aldığımız sonuca da bakarsanız ve bir önceki yerel seçim ile karşılaştırırsanız “Matematiksel olarak % 100 başarılıyız” sonucunu çıkarabilirsiniz.

Diğer taraftan siyaset “Devamlılık” isteyen bir iş, eğer millet size “Yeter” demişse orada bırakacaksınız. Yok, “Devam” demişse “İhtiyacımız var” demişse, ilkelerinizden sapmadan devam edeceksiniz. Ama bir şeye dikkat edeceksiniz. Size “Git” denmeden gideceğinizi hissedip oradan çekileceksiniz. Olmanız gereken neresi ise, o platformda olacaksınız. Eğer bu ferasete sahip değilseniz, hep sonu “Hüsran” ile biten yerde olursunuz.

Ben “Göreve” çağrılınca gelip, görevimi yapıp amacıma ulaştıktan sonra gördüm ki yerim “Köşe”de durmak. O nedenle görevimi yine “Köşe”mden yapmaya devam edeceğim.

Seçim sandığı, demokrasinin vazgeçilmesi mümkün olmayan sembollerinden biri… Milletin önüne 29 Mart 2009 tarihinde konulan sandıktan çıkan sonucu, demokrasi çerçevesinde okumak gerekir.

Millet iktidara ne demiştir, muhalefete ne demiştir, diğer partilere ne demiştir.

“Gazeteci” gözüyle baktığımızda, bu seçim sonucunu en gerçekçi olarak “Millet manşeti attı: Van minut dedi” şeklinde değerlendirmek mümkün.

Diğer bir gerçek ise, acaba millet “One Minut” diye konuştuğunda, iktidar, anlayacak İngilizce bilgisine sahip mi? Mesele aslında bu…

İktidarın, milletin “One minut” dediğini anlamış olmasını diliyorum. Eğer İngilizce bilmiyorsa birileri, bilenleri tercüme etmeli bence.

Gelelim muhalefete ve diğer siyasi partilere ne dediğine…

Orada da mesaj çok açık…

“Arkadaş” diyor millet, “Kavgayı bir kenara bırak, ben ekonomik olarak yangındayım, çözüm nedir onu ortaya koy, bırak tavuk cücük gibi didişmeyi” diyor.

Elbette millete saygı duyacaksın.

Mesele, kavga etmek değil, kavgayı yatıştırmak, hatta bitirmek ve milletin yangınına benzin dökmek yerine köpük, su fışkırttırmak.

Buraya kadar her şey tamam… Millet sonuna kadar haklı, diyecek de bir şey yok.

Ya millete düşen görev ne?

Esas mesele bana göre, esas mesele bu.

Demem o ki, millet de “Egemenliğini” kullanırken biraz özen göstermesi gerekmiyor mu?

Tencerenin tavanın arkasına düşersem halim nice olur diye düşünüyor mu?

Hani adamın dediği hesap, bu milletin bu tablodan hiç mi kabahatİ, kusuru yok?

Hepimiz aynı geminin içinde gidiyoruz. Görevimiz, aynı geminin içinde görevini yanlış, hatalı veya kusurlu yapanları da uyarmak.

İşte bu seçimde millet olarak özellikle iktidara ve saniyen muhalefete gerekli “One minut” derken gerekli faturayı da kendimize hiç değilse bir miktar çıkarmamız gerekir.

Herkes, adına yazılan faturayı almalı, bedelini de ödemeli. Millet olarak gelecek yakın günler içinde ödeyeceğimiz ekonomik faturaya da hazır olmalı.

31 MART 2009

 
Toplam blog
: 1104
: 918
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..