- Kategori
- Güncel
Seferberlik kurtları ve PKK

ham hayal
Çocukluğumuzun geçtiği Erzurum’da birisi sofraya davetsiz oturup, kıtlıktan çıkmış gibi yemeğe başladığında birisi mutlaka “Ne o? Seferberlik kurdu gibi daldın” diye ikaz ederdi.
Aradan yıllar geçip, biraz akıllanmaya başlayınca bu deyimi büyüklere sorduğumuzda seferberlik kurdunun ne olduğunu anlattılar.
1877 Osmanlı-Rus harbi, daha sonra yaşanan Ermeni-Rus işgali, Ermeni çetelerinin katliamları, Sarıkamış bozgunu gibi olaylarda dağlarda o kadar çok asker ölüsü kalmış ki; bunları yiyen kurtlarda insan eti tiryakiliği başlamış.
İnsan eti tiryakiliğine tutulan bu kurtlar güpe gündüz köylere inip kadın, çocuk, yaşlı kimi yalnız bulursa parçalayıp yiyorlarmış.
Köylüler seferberlik kurtlarıyla normal yollarla (köpek beslemek vs ) baş edemeyince borç harç silahlanmışlar ve bu kurtları ancak vurarak temizleyebilmişler.
Şimdiler de silah bırakıp dağdan inen PKK elemanlarının suça karışmamış olanları içimize salacaklarmış diye bir takım söylentiler dolaşıyor.
Nasıl ki insan eti tiryakiliğine tutulan seferberlik kurtları ölmeden bu huylarından vazgeçmemişlerse, aynı şekilde PKK unsurları da hiçbir zaman ne dağdan inerler ne de silah bırakırlar.
Zamanında köyünde dikiş tutturamamış, adam yerine konulmamış biri dağa çıkıp silah zoruyla her istediğini yapabilmenin tadını aldıktan sonra o silahı niye bıraksın?
Ya da PKK içinde zamanla yükselerek bir takım avantajlar elde etmeyi becermiş biri niye dımdızlak köyüne dönsün?
Başbakan Yardımcısı sayın Arınç bir zamanlar işkence görenleri kastederek “Empati yapıyorum da, ben de olsam dağa çıkardım.” demişti ya, ben de şimdi empati yapıyorum ve “Ben de olsam ne silah bırakırım ne de dağdan inerim.” diyorum.