​ Şehitler ölmezmiş, ölüyorlar işte... / Ben Bildiriyorum / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ekim '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
 

Şehitler ölmezmiş, ölüyorlar işte...

Şehitler ölmezmiş, ölüyorlar işte...
 

Kimse bana şehitler ölmez deyip de masal anlatmasın, bal gibi de ölüyorlar işte… Onların yaşama hakları, bazı çarpık ideolojiler tarafından ellerinden alınıyor gencecik, yaşama doymamış bedenler kara toprağa gönderiliyor… Kim bilir ne hayalleri vardı yaşamla ilgili, kimisi henüz evlenmemiş, kimisi evli, kimisi çoluk çocuk sahibi, boynu bükük acılı yürekler kalıyor geride, gidenin yaşam kaybının yanında geride kalanın ise yaşamı yarım kalıyor…

Önceki yazımda “Vatan Sağ olsun mu” demiştim ve neden olarak da bakanların, komutanların evlatları da doğuda askerlik yapıyor mu acaba diye endişemi dile getirmiştim. Şimdi bir başka açıdan bakmak istiyorum olaya…

Zaten eskiden beri hep tepkiliyim Amerika’ya bağımlı oluşumuza. Onlara borcumuz var diyoruz, dış ticaretimiz engellenir diyoruz, müttefikimiz diyoruz. Görüyoruz işte müttefik dediğimiz ülkenin başımıza gelen her pisliğin altında parmağının olduğunu. Bize karşı kullanılan silahların onlar tarafından verildiğini, daha detaya girmeden dost diye görünüp aslında kuyumuzu kazdığı herkes tarafından bilinen bir gerçek. Bir kişi çıkıp da Amerika bizim dostumuz diyebilir mi, sanmıyorum.

Niçin korkuyoruz bu kadar bu Amerika’dan. Niye önem veriyoruz onların söylemlerine, resmen Irak topraklarında beslenen teröristler bize saldırıyor, biz sadece topraklarımız içinde savunuyoruz kendimizi. Şu anda Irak bizim düşmanımız sayılmaz mı? Yakın tarihte İran saldırdı Irak topraklarına, bir şey mi yapabildi Amerika onlara, helal olsun diyorum İran’a korkusuzca hareket ettiklerinden dolayı. Irakta tüm inşaatları Türkler yapıyormuş, milyon dolarlar konu ediliyor, Irak’ın suyunu biz veriyormuşuz, niye veriyoruz, kesin suyu, kesin ticareti. Ticaretimiz mi duracak varsın dursun, ekonomi mi alt üst olacak, varsın olsun. Yeter artık meclisten onayı da aldılar, sıcağı sıcağına girin bu lanet olasıca topraklara, yerle bir edin, bizim de içimiz rahatlasın, helal olsun diyelim komutanlarımıza ve helal olsun diyelim vatan toprağı için dökülen kanlara…

İki gündür tüm kanallarda bu konu işleniyor, hele bir tanesi vardı ki beni sarsıla sarsıla ağlatan… Vurulup da anacığını cep telefonundan arayan asker, “anne ben vuruldum şehit oluyorum” der, o anacığın oğluna ilk aklına gelen şey “bir yere saklan oğlum” demesi, Oğuz’un tekrar “anacığım nasıl saklanayım vücudumu hissetmiyorum, takatim yok, hakkınızı helal edin” demesi ve telefonun kesilmesi… Bu ana nasıl yaşar? Üzüntüler için zaman her şeyin ilacıdır deriz hani, ama bu unutulacak bir şey midir? Nasıl unutulur bu konuşma, nasıl unutulur bir evladın yokluğu?

Şehit kanlarının vatana helal olabilmesi için, tam anlamıyla vatan sağ olsun diyebilmemiz için bir an önce Irak’a girilip bu pisliğin kökü temizlenene kadar savaşılması gerekir. Amerika bunca eylem yaptı kimden izin aldı, bir kez böyle denesek ne kaybımız olacak görmek istiyoruz, tüm zararlara da razıyız ülke olarak… Üstelik terörü yok etmek için harcanan paralar az mıdır? Bırakın ekonomi batsın batacaksa bu uğurda, para her şey değildir, yeter artık hareket zamanı gelmedi mi daha ne bekliyorsunuz?

Gösterin askerimizin büyüklüğünü, onlar korksun bizden, Türklere saldırmanın karşılığında neler olabileceğini görsün tüm dünya, şu anda Amerika’nın ağzından çıkan söze bakan, pısırık bir ulus görünümü çiziyoruz, bir kez de karşı çıkalım, görelim ne olacağını… İsrail, giriyor Filistin’e çoluk çocuk demeden öldürüyor, Amerika bir demeç bile yayımlamıyor. 6 Kasıma kadar beklersek onların uşağı olduğumuzu ispatlamış oluruz bariz bir şekilde…

Tüm şehitlere tanrıdan rahmet, ailelere sabırlar diliyorum…

 
Toplam blog
: 203
: 2037
Kayıt tarihi
: 23.10.06
 
 

İnsanların yapmaktan mutlu oldukları hobileri vardır. Benim de en severek yaptığım, hayatımda yen..