- Kategori
- Kültür Turizmi
Şehre Hayat Verenler ve Yalvaç Bey

Her şehrin hikâyesinde şehrin kurucuları, şehre adını veren önemli şahsiyetler vardır. Bu insanlar kimi zaman şehre adını verir, kimi zamanda şehir o insanın yaptıkları ile şekillenir ve anılır. Dünyanın birçok yöresinde bu tür değerli şahsiyetlere rastlanır. Onlar şehrin müzelerinde en başköşede yer alır. Gösterişli meydanlara ve yapılara onların adı verilir. Geçmişin anımsatan yapılar ve sahnelerle o günler ve o insanlar yeniden resmedilir. Yerel sanatçıların elinden o günleri temsil eden eserler üretilir.
O şehrin geçmişi ve değerli şahsiyetleri bazen bir ressamın fırçasında resmin zengin renk ve çizgileri ile canlanır. Bir heykeltıraşın elinde yeniden doğar. Bazen de bir şairin ya da yazarın mısralarında ve satırlarında yeniden yaşama döner. Bir ozanın ya da bestecinin yaratıcı dünyasından notaların nağmelerinde ses bulur. O şehir için tarihe mal olacak sanatsal eserler üretilir. Bir bakıma şehrin kurucularına karşı vefa borcu ödenir. Şehrin gencinden yaşlısına kadar herkes onu tanır ve saygı gösterir. Bazen o değerli şahsiyetler ile ilgili kültür ve sanat günleri ve haftaları düzenlenir.
Özellikle gelişmiş ülkelerdeki şehirlerde bu konulara özel önem verilir. Bazen şehrin girişinde ya da önemli bir meydanında görsel ve sanatsal özelliği ön planda olan bir heykel karşılar sizi. Gerek yerli gerekse yabancı misafirlere gurur ile sunulur şehrin hikâyesi. Görsel ve yazılı eserlerle zenginleştirilmiş geçmiş, büyüleyici ve akılda kalıcı şekilde gelenlere aktarılır. Şehrin kurucuları ve şehre değer katanlar bir ölçüde şehrin ekonomik ve sosyal hayatının itici gücü olarak kullanılır. Adeta şehre hâkim medeniyetin gücü geçmiş medeniyetlerin bile önünde sunulur. Şehrin geçmişinin ve bugünün büyüklüğü ve gücü ortaya koyulur.
Tarihlerini ve tarihi şahsiyetlerini iyi bilen ve saygı gösteren o şehirler, kendilerini daha kolay ve yaratıcı şekilde geleceğe taşırlar. O şehirleri gezdiğimizde bazen imrenerek, bazen de kıskanarak bakarız çevreye. Bizim şehirlerimiz neden böylesi güzel ve geçmişe saygılı olamıyor diye.
Birçoğumuz dünyanın neresinden olursak olalım. Turizm ya da iş gezisi için gittiğimiz ve ziyaret ettiğimiz şehirlerin geçmişini merak eder, öğrenmek isteriz. Bu şehir nasıl ortaya çıkmıştır. Bu şehrin insanları nereden gelmiştir. Bu şehirde geçmişte neler yaşanmıştır. Bu şehrin kültür ve sanat özellikleri nelerdir diye. Özellikle de şehrin adını nasıl aldığını öğrenmek isteriz. Bu amaçla bazen en kolay ve en hızlı öğreneceğimiz bir görsel ya da yazılı doküman ararız.
Tabii çağımızın teknolojik avantajı ile en kolay yolu olan internetten bu dokümanları tararız. O şehre gitmeden ve o şehri görmeden bilgi edinmek, o şehre adım attığımızda yabancılık çekmeden, o şehrin dokusuna ve yapısına hâkim olmak isteriz. Tabii bu konuda hazırlıklı şekilde o şehre gittiğimizde şehir bize çok farklı görünür. O şehrin insanlarının bile görmediği ayrıntıları dahi görürüz. O şehrin sokaklarında tarihi hissederiz. Dokunduğumuz her yapıda gördüğümüz her eserde o insanları, o günleri ve de tarihi hissederiz.
İşte bu şehirlerden biri de Isparta iline bağlı Yalvaç ilçesidir. Yalvaç Bey Isparta Yalvaç ilçesine adını vermiştir. Onunla ilgili sayılı görsel dokümanlardan biri 16 yüzyıla ait I Sultan Ahmet tarafından yaptırılan bir minyatürdür. Topkapı müzesinde yer alan bu minyatürde Yalvaç Bey’in hayırseverliğini ortaya koyan görüntüler resmedilmiştir. Bu resimde Yalvaç Beyi kubbeli çadırının önünde ortada oturmaktadır. Yardımcıları belli bir hiyeraşik düzen içinde çevresinde yer almaktadırlar. Yalvaç Bey’de fakirlere yardım ederken ve yemek dağıtırken gösterilmiştir.
Yalvaç’ın tarihsel geçmişine göz attığımızda yörede Miryokefalon savaşından öncede Türk yerleşimlerini görülmektedir. Yalvaç, Oğuz boyundan Salur oymağına bağlı Yalvaç (Galabaç) kolunun yerleşim yeridir. Şehre adını veren Yalvaç Bey İzmir'i fetheden Çaka Beyin kardeşidir. Çaka bey ise Malazgirt sonrasında batı Anadolu’da hâkimiyet kuran ilk Türk deniz filosunu kuran bir Türk komutanıdır. Yalvaç Bey Osmanlı soy kütüğünü ile yapılan çalışmalarda Ertuğrul beyin 20 göbek önceki atası olarak gösterilmektedir. Yalvaç Bey’in 9 göbek öncesi atası da Oğuz Kaan olarak ifade edilmektedir.
Yalvaç Bey’in babası Emir Çavuldur Beydir. Alpaslan’ın ordusunda komutan olarak görev yapmıştır. Hanımı ölünce o zamanlar yedi yaşında olan Yalvaç beyi ve onüç yaşında olan abisi Çaka Beyi hep yanında götürmüş, savaşlara bile onlarla gitmiştir. Her ikisi de iyi bir asker olarak yetişmişlerdir. Malazgirt savaşından sonra her ikisi de Danişment Gazi’nin ordusunda görev almışlardır. Abisi Çaka beyin önderliğinde Bizans’a ait batı Anadolu topraklarını almak için savaşlara katılmıştır.
Roma ve sonrasında Bizans hâkimiyetinde olan Antochia Psidia şehri St Paul ile daha da tarihsel ve dinsel özelliği ön plana çıkmış, Miryokefalon savaşı sonrasında Yalvaç Bey’in önderliğinde tümüyle Türkmenlerin yerleşim alanı haline dönüşmüştür. Nitekim şehirde o döneme ait az da olsa tarihi eser bulunmaktadır.
Yalvaç’ı gezen ve izleyen bazı insanlara göre günümüzde her ne kadar turizm değeri bakımından ve dünyaya tanıtım avantajları nedeniyle Antochia Psidia ve St Paul ön planda görünse de, şehrin Türk geçmişinin de başta Yalvaç Bey olmak üzere şehre kattığı değerler ve eserler vardır. Yöreyi bilmeyen ve tanımayan insanlar için ilk bakışta bu geçmiş tümüyle görünmemektedir. Çünkü şehri gezdiğinizde sınırlı sayıda tarihi eser ve bina görülmektedir.
Hatta bazı binalarda eski eserlerden alınan taşların kullanılması gerçekte sanatsal yapılar için hiç de kabul edilen bir görüntü değildir. Şehir ile ilgili sınırlı sayıda yazılı eser vardır. Bazı köşe yazarlarımızca yörenin tarihsel geçmişi ve yalvaç beyin yaşamı ortaya konmuştur. Ancak şehrin geçmişinin bilinmesi ve tanıtımı için daha çok bilimsel veriye ve dokümana ihtiyaç vardır.
Atalarımızın da bu topraklarda başta mimari eserler olmak üzere birçok sanatsal yapılarda ve eserlerde imzası vardır. Belki bazıları coğrafyamızın en büyük sorunu görünen deprem felaketleri nedeniyle, bazıları yanlış yönetimler ve hatalı uygulamalar sonucu yok olmuş veya zarar görmüş olabilir. Bu durumda yapmamız gereken bunları geri kazanmak, hiç değilse temsili, sanat değeri de taşıyan örneklerini yapmaktır. Devlet yapsın mantığını ve kolaycılığını bir taraf bırakarak geçmişi inceleyen ve değerlendiren çalışmaları desteklemektir.
Belki bu süreç çok uzun dönemde gerçekleşecektir. Ama bir yerinden başlamak, buna uygun politikalar geliştirmek zorundayız. Sonuçta yöre insanı kazanacaktır. Turizmin yaratacağı fırsatlar tüm sektörlerin lehine olacaktır. Geçmişini iyi bilen bir şehir olarak yeni nesiller yetişecektir.
Aslında bu yapmamız gereken çalışmalar Miryokefalon savaşı ile bu toprakları vatan yapan atalarımıza ve şehrin kurucusu Yalvaç Bey ve değerli şahsiyetlere vefa borcumuzu ödemek olacaktır. Tabii sadece Yalvaç’ın değil ülkemizin birçok şehrinde buna benzer çalışmalara ihtiyacı vardır.