- Kategori
- Kent Yaşamı
Şehrin fotoğrafı: Kent Mobilyaları
Ordu ili Büyükşehir ünvanı ile tanıştığı 30 Mart 2014’ten bu yana gözle görülür bir kent yapılanması ile dikkati üzerine çekmeyi başardı. Bu başarı günden güne kendini bir kere daha ispatlayarak ilerliyor. Kentin yönetiminde söz sahibi olanların kararlı duruşu ve yaşanılası bir şehir hedefi, Ordu’nun fotoğrafını değiştirdi. İyi de oldu. Kentsel dönüşümdür, altyapısı,suyu,elektriği ve diğer hizmetleri derken Ordu transit geçişin ötesinde, yaşanılması gereken bir kimliğe kavuşuyor. Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerin uyum içinde çalışması, kamu ve özel kuruluşların tek vücut olabilmesi bu kimliğin ardındaki en büyük etken. Peki halk neresinde bu kimliğin? Halk aslında kimliğin kendisi bence. Kaliteli bir şehir görünümünün arkasında söz sahibi olanlar aslında halkın ta kendisi. Kent yönetimini oluşturan, makamları oluşturan ve her makama bir yetki veren aslında halk evet. Dolaysıyla Ordu’nun kendini daha bir ispatlayabilmesi için halka büyük görev düşüyor. Kente sahip çıkacaksın, yöneteni-yönetileni, yapılanı-edileni bileceksin. Bilecek ve kendi değerini ortaya koyacaksın. Kentin fotoğrafını dünya ile paylaşacak; “Bu benim eserim” diyebileceksin.
Her ne kadar Ordu fotoğrafını değiştirme yolunda emin adımlarla ilerlese de ayağımıza takılan taşlar var ne yazık. Çakıl taşı kadar da olsa rahatsız edici şeyler var. Kent mobilyalarından bahsetmek istiyorum. Uzun zamandır kafamı kurcalayan bir şeyler var. Örneklerle ifade edersek; Büyükşehir’in gençler için hazırladığı kayak parkuru mesela.İlk günkü ihtişamını kaybetti ne yazık. Gençler bu ödülün kıymetini bilemedi. Parkurların üzerinde ne olduğu anlaşılmayan ilginç duvar yazıları, bu bir gerçek ki arka tarafta sigara alkol lobileri ve pisti çevreleyen dubaların yıkılmış perişanlığı bu kentin fotoğrafını bozuyor maalesef. Bunları tamir etmek için her defasında ayrı bir çaba sarf eden insanlara üzülüyorum açıkçası.
Ya Gazi Köprüsü üzerindeki ışıklandırmalara ne demeli. Kentin yetkilileri buraya her türlü özeni göstersin,ışık cümbüşüyle şehri güzelleştirsin; bizim gençlerimiz lambaları kırıp sevdiklerinin ismini kazısın, “seviyorum,aşkım cart curt” yazsın. Sizin aşkınıza lanet olsun. Şehrin fotoğrafı olan kent mobilyalarını hor kullanmayı gerektirmiyor sizin aşkını.
Ünlü heykeltraşların elinden çıkan eserleri görmek mümkün Ordu’nun çeşitli yerlerinde. Eserin anlamını merak ediyorsun ve yanına yaklaştığında üzerinde şuna benzer bir not: “Maraz Ali, İlayda, aşkın gücü”. Bu kentin aşkına sevgisine hayranım ben yaa. Ne desem ki. Kültür seviyesi bu bazılarının,kente sahip çıkmayanların.
Atatürk Bulvarı üzerindeki alt geçitten geçenleriniz vardır mutlaka. Sevgilinden ayrılanın, depresyona girenlerin yahut içmeye mekan arayanların vazgeçilmezi sanki. Bu kadar da olmaz ki! İlçe belediyesinin ve zabıta ekiplerinin buralarda denetim yaptığını biliyorum, güvenlik kameraları da mevcut. Lakin gel gelelim koridor boyu yazılan yazıları okumaktan boynumuz tutuluyor zaman zaman. Al sana bir kent fotoğrafı daha. Günden güne güzelleşen kentin, çirkinleşmiş yüzü, harap edilmiş kent mobilyaların acınası hali. Buna da yazık!
Örnek çok, inanın yazarken yoruldum. Altınordu Belediye Başkanı Sayın Engin Tekintaş da dertli ya bu konudan. Adam akıllı yapılan kaldırımların adam akılsız bir şekilde kullanıldığı bir Altınordu’da yaşıyoruz maalesef. Basına da yansıdı ya, başkan kaldırımdan ve yanlış parklardan açmışken konuyu, aklıma gelenleri karalamak istedim şu köşeye. Büyüyen ve güzelleşen şehrin mobilyalarına sahip çıkılması gerektiğini bir kere daha vurgulamak istedim. Şehrin sahibi olan biziz ve evimize verdiğimiz değeri şehre de verelim lütfen. En azından yere izmarit atmayarak, tükermeyerek başlayalım olur mu? Selam olsun kentin sahiplerine, selam olsun fotoğrafına can verdiğimiz Ordu’muza…