- Kategori
- Genel Sağlık
Şeker Hastalığı (Diyabet) ve Böbrek yetersizliği

Şeker Hastalığı (Diyabet) ve Böbrek Yetersizliği
İnsan kanında aşırı bir şekilde şekerin bulunması şeker hastalığı (diyabet) olarak isimlendirilir. Kanda mevcut olan fazla şeker vücuttaki bir çok hücreye zarar verebilir. Şeker hastalığı, zaman içinde ilerleyen bir hastalıktır. Şekerin çok fazla olması damarları, kalbi, böbrekleri, sinirleri, gözleri ve ayakları etkiler. Tip 2 Diyabet özellikle damarları etkileyerek damar sertliği ve tıkanıklığına yol açar. Bu damar bozuklukları damar basıncını yükseltir. Yüksek kan basıncına ise Hipertansiyon yani yüksek tansiyon denilir. Hipertansiyon yani yüksek tansiyon ve böbrek damarlarında diyabete kaynaklı meydana çıkan tıkanıklık ve damar sertliği birleşerek böbreklerin sağlığının bozulmasına neden olur.
Böbreklerin Fonksiyonu Nedir?
Böbrekler diğer organlar için büyük önem teşkil eden yapılardır. Bunun sebebi ise, böbreklerin vücudun dengesini sağlamasından ileri gelir.
Vücut için zehirli atıkları idrar ile atılmasını sağlarlar.
Vücudun sıvı dengesini oluştururlar.
Kan Basıncının normal düzeyde tutulmasına yardım ederler.
Kemik erimesini önler, kemikleri onarır ve kemiklerin yapısını muhafaza ederler.
Kanda oksijen taşıyan alyuvarların yapımına yardımcı olurlar.
Böbrekler Nasıl Çalışır?
Böbrekler esas olarak büyük bir filtre fonksiyonu görürler. Filtre işlevini yerine getirebilmeleri için milyonlarca minik damarcıklar (arterioller) ile donatılmışlardır. Bu ufak damarcıklardan meydana gelen yumaklardan (glomerül) zehirli maddeleri ve atıkları taşıyan kan süzülür. Böbreğe kirli olarak giren kan, zehirli atıkların bu küçük damar yumakları (glomerül) ile temizlenmesi sayesinde böbrekten temiz kan olarak vücuda geri verilir. Kandan süzülen bu zehirli atıklar idrar ile beraber dışarı atılır. Böbrekler bu süzme işi esnasında vücut için gerekli olan su oranına göre suyu emer. Ya da gereklilik dahlinde suyu atar. Kan tuzları ismi verilen sodyum ve potasyumun oranını da ayarlarlar.
Böbreklerin en mühim işlevlerinden biri de proteinlerin idrarla atılmasını önlemektir. Proteinler insan vücudunun sağlığı ve dokuların sağlamlığı açısından çok büyük önem teşkil eder. Böbrekler protein damarcıklardan idrara geçmesine mahal vermezler. Böbreklerin tüm bu fonksiyonlarını doğru bir şekilde yerine getirebilmeleri için, damar yumaklarında ki (glomerül) minik damarcıkların (arterioller) tümüyle sağlam ve sağlıklı olmalıdır.
Şeker Hastalığı (Diyabet) Böbreklerde Nasıl Bir Hasar Bırakır?
Tip 2 Diyabet hastalığında kan şekeri yüksek bir şekilde devam eder ve hücrelere çeşitli hasarlar vermeye başlar. En hızlı ve en kolay zarar gören hücreler ise damarlarda bulunan hücrelerdir. Tip 2 Diyabete kaynaklı damar hasarı büyük damarlarda ve küçük damarlarda olmak üzere ortaya çıkar. Büyük damarlarda sertleşme ve tıkanıklık (yani ateroskleroz) olarak meydana gelir. Bu duruma ise Makrovasküler Hastalık ismi verilir. Tip 2 Diyabeti olan kişilerin küçük damarlarında zayıflıklar ve tıkanıklıklar ortaya çıkmaya başlar. Bu duruma küçük damarların hastalığı manasına gelen Mikrovasküler Hastalık ismi verilir. Tip 2 Diyabet kaynaklı mikrovasküler zarar en fazla göz ve böbrek damarlarında oluşur. Böbrekler her iki tip damar hasarından da etkilenirler. Makrovasküler zararından kaynaklı olarak, kan basıncında devamlı yükseklik seyretmeye başlar. Bu soruna ise Kronik Hipertansiyon ismi verilir. Hipertansiyonu yani yüksek tansiyonu olan Tip 2 Diyabeti olan hastaların, mikrovasküler hasar sebepli küçük böbrek damarlarında da zayıflama ortaya çıkmış ise, böbrekler proteinleri muhafaza edemez hale gelir. Zayıflamış küçük damarlardan yüksek basınçla akan kan, küçük damarların duvarlarındaki delikleri genişletir. Dolayısı ile o deliklerden git gide artan boyutta proteinler idrara kaçmaya başlar. İdrarda olmaması gereken bu proteinler idrar testinde fark edilir. Kronik böbrek hastalığı ya da diyabetik nefropati teşhisi böylelikle konmuş olur. Bu hasar geri dönüşümsüz bir hasardır. Fakat böbrek yetersizliğine ilerlemeden durdurmak mümkündür. Bu sebeple de Tip 2 Diyabetin çok sıkı kontrol altına alınması ve kan şekerlerinin uzun süreler boyunca normal bir şekilde devam etmesi sağlanmalıdır. Tip 2 Diyabetten dolayı oluşan küçük damar (mikrovasküler hasar) ve büyük damar hastalığı (makrovasküler hasar) meydana gelir.
Ateroskleroz ve damar sertliği Hipertansiyonun oluşmasına yol açar.
Böbreklerde damar yumakçıklarının yapısı bozulur.
Hipertansiyon bu bozulmayı ilerletir.
Böbreklerden proteinler kaybedilmeye başlanır. (Mikroalbüminüri)
Kronik Böbrek Yetersizliği geri dönüşü olmayan bir hastalık olarak geçer.
Şeker Hastalığı Kaynaklı Kronik Böbrek Hastalığı Nedir?
Şeker hastalığı yani diyabet küçük damarların duvarlarına zarar verir. Yüksek kan şekeri yani, hiperglisemi dolayısıyla bu küçük damarların hasar görmesi sebebiyle ortaya çıkan böbrek hastalığına Diyabetik Nefropati ismi verilir. Diyabetik nefropati oluştuğunda böbreklerdeki damarlar proteinleri muhafaza edemezler. İdrarda küçük miktarlarda proteinler atılmaya başlanır. Bunlar ilk zamanlarda hastada herhangi bir rahatsızlığa sebep olmazlar. Fakat düzenli idrar testlerinde teşhis edilebilirler. Atılan bu proteinler albumin ismi verilen proteinlerdir. Bu duruma Kronik Böbrek Hastalığı ismi verilir. Kronik böbrek hastalığı tamamiyle geri döndürülemez ya da tamamiyle iyileşmez fakat ilerlemesini durdurmak mümkündür. Kronik böbrek hastalığının hangi evresinde olduğunu hakkında idrarla atılan albumin seviyesi doktorlara yol gösterir. İlk başlarda atılan albumin oranı düşük olmaktadır. Bu duruma mikroalbuminüri ismi verilir. Ama kronik böbrek hastalığı ve böbrek yetmezliğinin aşaması böbreğin süzme potansiyeline göre belirlenir. Bu potansiyel Glomerül Filtrasyon Hızı (GFR) adı verilen test ile ölçümün yapılmasına olanak tanır.
BÖBREK HASTALIĞI EVRELERİ
EVRE TANIM GFR
1 Hafif Böbrek Hasarı var ama süzme kapasitesi normal 90 yada üzeri
2 Süzme kapasitesinde hafif azalma gösteren böbrek hasarı 60-89 arasında
3 Orta derece süzme kapasitesi 30-59 arasında
4 Süzme kapasitesinde ciddi azalma 15-29 arasında
5 Böbrek Yetmezliği 15 altında
Kronik Böbrek Yetersizliği Ne Anlama Gelir?
Kronik Böbrek Yetersizliği (KBY) böbreklerin çalışamaz bir evreye geldiği haldir. KBY olan kişilerde böbreklerin hiçbir işlevi bulunamadığından hastalar diyaliz adı verilen bir tedavi yöntemi ile tedavi olmak zorundadırlar. Bu tedavi yani diyaliz, kandan ve karın içinden olarak iki yolla gerçekleştirilir. Kanın direkt olarak filtreden geçirildiği yönteme de Hemodiyaliz ismi verilir. Hemodiyalizde kişilerin damarlarına bağlı tüpler aracılığı ile vücuttan elde edilen kan, büyük bir filtre sistemi içeren diyaliz makinesine transfer edilir. Burada temizlenen kan yeniden tüpler aracılığı ile vücuda geri aktarılır. bu yöntem sayesinde tüm vücudun kanının temizlenmesi neredeyse 4-5 saat devam eder. Bu yöntem haftada 2-3 kez yapılır.
Periton Diyalizi ismi verilen tedavi biçimde ise karın içine yerleştirilen bir tüp aracılığı ile karın içine sıvı verilir ve alınır. Bu sırada kandaki atık maddeler karın içine verilen bu sıvıya aktarılır ve sıvı ile beraber vücuttan uzaklaştırılır. Bu yöntemde direkt olarak kanın filtreden geçmesi söz konusu değildir. Bu sebeple süzme işi daha uzun sürer. Periton Diyalizi yapılan hastalar her gün olmak üzere minimum olarak 8-12 saat bu filtre cihazına bağlanmak zorundadırlar. Kronik Böbrek Yetersizliği (KBY) sebebi ile diyalize giren hastaların % 60'ından fazlası Şeker Hastalığı yani, Tip 2 Diyabet sebebi ile Kronik Böbrek Yetersizliği (KBY) olmuştur.
•
Kronik Böbrek Yetersizliği ve Diyaliz Tedavisi
•
Kronik Böbrek Yetersizliği (KBY) böbrek işlevlerini tamamiyle ykaybettiği evredir.
•
Kronik Bobrek Yetersizliği olan kişiler yaşam boyu diyaliz tedavisi görmek durumundadır.
•
Diyaliz Tedavisi dolaşımdaki kandan zehirli atıkların temizlendiği bir yöntemdir.
•
Kronik Böbrek Yetmezliği olan hastalar haftada 2-3 kez diyalize bağlanarak kanlarının temizlenmesine gereksinimleri vardır.
•
Diyaliz tedavisi alan Kronik Böbrek Yetersizliği hastalarının çok büyük bir kısmı Diyabet yani Şeker Hastalığına sahip kişilerdir.
•
Diyabet hastalığı Diyalize yol açan KBY’nin en yaygın sebebidir.
•
Diyaliz iki yolla yapılır;
•
Periton Diyalizi: Karından Yapılır.
•
Hemodiyaliz: Kan filtre edilir.
Şeker Hastalığı kaynaklı Böbrek Hastalığı olduğunu anlamak nasıl mümkündür?
Böbrekler zarar görmeye başladığında derhal fark edilebilecek belirtiler vermez. Hatta bu hasar uzun bir vadede yavaş yavaş görülmeye başlanabilir. Meydana gelen hasar çok erken dönemde fark edilmez ise geriye döndürülmesi mümkün değildir. Tip 2 Diyabeti olan hastalarda mikrovasküler hastalık (küçük damar hastalığı) çok erken zamanlarda başlar. Böbrek hastalığının mevcut olup olmadığını anlamak için, hastanın kan ve idrar testi yaptırması gerekir. Tip 2 Diyabet hastalığı mevcut ise düzenli kontroller olmak kişi için çok büyük önem teşkil eder. Bunun sebebi ise Tip 2 Diyabetin böbreklere verdiği hasar en erken bu kontrollerde yapılan testler sayesinde anlaşılabilir.
Tip 2 Diyabet kaynaklı Böbrek Hastalığının Teşhisi
Tip 2 Diyabetin yol açtığı mikrovasküler hastalıkların başka bir amacı da böbreklerdir. Tip 2 Diyabet tüm bunların yanında ilk olarak göz olmak üzere birçok organda damar hasarı meydana getirir. Bu organ hasarları ilk dönemlerde fark edilebilecek belirti vermezler. Bu sebeple Tip 2 Diyabet mevcut ise düzenli kontroller sayesinde hastanın şikayeti dahi olmayan organların da tetkik edilmeli ve Tip 2 Diyabet kaynaklı oluşan hasarlar bakımından araştırılmalıdır.
Düzenli kontrollerde yapılması gerekenler nelerdir?
Şeker Hastalığı içinAçlık Kan Şekeri: Kan şekerinin kontrol altında olması şeker hastalığının vücutta oluşturacağı hasarı olabildiğince azaltacak ve yavaşlatacaktır.
HbA1c: Kan şekerlerin son birkaç aydaki ortalama seyrini gösteren bir olgudur. Yüksekliği şeker hastalığına bağlı risklerin saptanmasında yardımcı olur. Tip 2 Diyabet tedavisinde amaç HbA1c oranını %7 altında tutmaktır.
Böbrekler için
Kreatinin: Kreatinin kanda yer alan bir protein türüdür. Böbrekler tarafından süzülerek idrar aracılığı ile atımı gerçekleştirilir. Böbrek yetersizliği meydana gelmeye başladığında kandaki miktarı da yükselir.
GFR (Glomerül Filtrasyon Hızı): Böbrek işlevlerinin durumunu en iyi ölçen test GFR’dir. Bu test için kanda kreatinin seviyesi tespit edilir ve de bir gün boyunca biriken (24 saatlik ) idrar değerlendirilir. GFR böbrek süzme potansiyelinin hangi seviyede olduğunu ve şeker hastalığının böbreklere verilen zararın ne evrede olduğunu en iyi gösteren testtir. Tip 2 Diyabet hastalığı kişide mevcut ise senede en az bir kere GFR yaptırmak önem teşkil eder.
Kan Basıncı: Tip 2 Diyabeti olan kişilerde yüksek tansiyon yani, Hipertansiyon çok yaygın karşılaşılan bir sorundur. Kronik Hipertansiyon (yani geçmeyen ve devam eden tansiyon yüksekliği) böbreklere oldukça zarar veren bir durumdur. Hipertansiyon için kişi kendi evinde muhakkak düzenli bir şekilde olarak tansiyonu ölçmek gerekir. Doktor, şayet hipertansiyonunuz gibi bir problem mevcut ise böbreklere zarar gelmemesi açısından bazı ilaçların kullanılmasını isteyebilir. ACE inhibitörleri (Angiotensin converting enzim baskılayıcıları) ve ARB (Angiotensin reseptör blokerleri) diyabetik nefropatide yaygın bir şekilde verilen iki ilaç grubudur. Bu ilaçlar hem böbrek damarlarındaki basıncı düşürürler, hem de böbreklerden protein kaybını azaltırlar. Böbreklere zarar gelmemesi için tansiyonun 120/80 altında olması gerekir.
İdrar Tahlili: Tip 2 Diyabet hastalığından ötürü böbrekler zarar gördüğünde idrara proteinler kaçmaya başlar. İlk zamanlarda küçük oranlarda kaçtığı için idrar renginde ve görünümünde herhangi bir değişikliğe sebep olmaz. Bu dönemde yapılan idrar tahlilinde mikroalbüminüri teşhis edilir. Böbreklere verilen zarar arttıkça idrara daha büyük boyutta proteinlerde kaçmaya başlar. Bu dönemde idrarın görünümü de bulanık bir hale bürünür.
İDRARDA PROTEİN KAÇAĞI
•
İdrardaki protein miktarı Anlamı
•
Günde 30 mg altında Normal
•
30-300 mg arasında Mikroalbüminüri
•
300 mg’dan daha fazla Proteinüri
Şeker Hastalığı Kaynaklı Böbrek Hastalığını (Diyabetik Nefropati) önlemek mümkün müdür?
Kan şekeri normal düzeyde tutulmaya dikkat edilmelidir. Hasta için, en ideali kan şekerinin normal düzeyde olmasıdır. Tip 2 Diyabette kan şekeri ne denli kontrol dışı ise ve yüksek gidiyor ise, damarlara ve böbreklere verilecek hasar o denli hızlı ve ciddi olur. HbA1c değeri kan şekerinin son aylardaki ortalamasını ele verir. Hasta için ideal değer % 7 altında olmasıdır. İdeal olan bu değeri %6.4 altına indirebilmek mümkün bir olanaktır. Tansiyonu da normal düzeyde tutmak oldukça gereklidir. 120/80 en ideal değer olarak kabul edilir. Kan basıncını gösterir. Büyük olan ilk sayı kalbin attığı zamanki basıncı göstermektedir. Küçük olan ikinci değer ise kalp dinlenirkenki zamanki kan basıncını gösterir. İkisininde yüksekliği kişi için zararlı ve tehlike oluşturan bir durumdur. Tuz tüketimini azatlmak oldukça gerekli bir durumdur. Şayet böbrek bozukluğu meydana gelmeye başlamış ise olabildiğince değil, tamamiyle tuzsuz beslenmek gerekir. Tansiyon için doktor, hastadan ilaç kullanmasını isteyebilir. Kimi zaman tansiyon normal olsa dahi böbreklerde şeker hastalığı kaynaklı herhangi bir hasar teşhis edilirse, ilaç başlanabilir.
İki ilaç böbrek hasarının ilerlemesini yavaşlatabilir:
ACE inhibitörleri: (ACE adı verilen enzimi baskılarlar)
ARB: (Angiotensin Reseptör Blokerleri)
Bu ilaçlar normal tansiyonu olan hastaların dahi kullanılmasını isteyebilinecek ilaçlardır. Şeker hastalığı sorunu olan bütün kişilerde böbrekten protein kaybını ufak da olsa azaltabilirler.
Kan yağlarının (kolesteroller) normal oranda kalınması sağlanmalı. Kötü kolesterolün yükselmesi kan damarlarının daralması ya da tıkanmasına yol açar. Böbreklerin kanlanmasını ve süzme görevini yapmasını engeller.
Şeker hastalığı kaynaklı böbrek hastalığı mevcut ise çok fazla protein almak hastaya oldukça zarar verebilecek bir durumdu. Böbrek yetersizliğine doğru yol alan kişilerin günlük protein oranlarını sınırlandırmaları gerekir. Bu şekilde protein sınırlandırması yapılacak ise muhakkak bir beslenme uzmanı ve nefrolog kontrolünde bu diyetlere başlamak gerekir. Tümüyle protein olmadan beslenmek, şeker hastalığı bakımından da doğru bir durum değildir. Protein bir yapı taşıdır. Protein olmadan beslenme kas yıkımını daha fazla arttıran olumsuz bir durum yaratır.
Kontrolsüz ve bilinçsiz ağrı kesici kullanmak oldukça zararlıdır. Aspirin tarzı ağrı kesici ilaçlar böbrekleri yetmezliğe sokabilir. Ender olarak kullanıldığında problem teşkil etmeyen ilaçlar her gün düzenli şekilde kullanır ise böbreklerin iflas etmesine yol açabilir. Şayet romatizmal eklem ağrıları mevcut ise, doktorun tavsiye etttiği ve böbreklere zarar vermeyecek ilaçlar kullanmak şarttır.
Şayet idrar esnasında ağrı, yanma ya da idrar yapamama gibi problemler yaşanıyor ise derhal bir üroloji uzmanına başvurmak gerekir. İdrar yollarında oluşan infeksiyon ya da taştan ötürü oluşan tıkanıklıklar hastayı oldukça büyül bir hızla böbrek yetersizliğine sokabilir. Bol su içmek bu bakımdan oldukça önemli bir olumlu etkiye sahiptir. İdrar yollarında tıkanıklık ya da infeksiyon mevcut ise derhal tedavi edilerek düzeltmek gerekir. ''Şeker Hastalığı Belirtileri'' başlıklı yazımda şeker hastalığı belirtileri ile ilgili bilgiler verdim.
Şeker Hastalığı Kaynaklı Böbrek Hastalığı (Diyabetik Nefropati) için bilinmesi gerekenler nelerdir?
Tip 2 Diyabeti olan hastaların neredeyse üçte birinde böbrek yetersizliği meydana gelir. Bu şu demektir, her 3 şeker hastasından birinde böbrek yetersizliği ile karşılaşmak mümkündür.
Böbrek hastalığına sebep olan damar tıkanıklıkları, hipertansiyon -yüksek tansiyon- gibi durumlar tamamen şeker hastalığın kontrolsüz ilerlemesi ile meydana gelen sorunlardır. Şeker hastalığı ne denli hızlı, ne denli erken ve ne denli kalıcı şekilde kontrol altına alınır ise, hastanın böbrekleri o denli çok yetersizlikten muhafaza edilir.
Özellikle kilo fazlalığı sorunu mevcut ise, şeker hastalığının kontrolü de o kadar güçleşir.
Obezite kaynaklı şeker hastalığının en etkin ve kalıcı tedavisi obezite ve metabolik cerrahi ile sağlanır.
Metabolik cerrahi vücut kitle indeksi yani, BMI’si 35 kg/m2'dan büyük olan Tip 2 Diyabetli hastalara çok sık olarak uygulanmaktadır. Bu hasta grubunda şeker hastalığı en etkin tedavisidir.
Metabolik cerrahi hiçbir ilaç ya da insülin tedavisinin sağlayamadığı kadar güçlü ve uzun süreli olarak şeker hastalığının bütün belirtilerini ortadan kaldırma şansını hastaya verir.
Obezite hastalığından dolayı ortaya çıkan şeker hastalığı sebebiyle sahip olunan kolesterol yüksekliği ve hipertansiyonda hiçbir ilaca ihtiyaç olmaksızın neredeyse tamama yakını düzeltilir.
Metabolik cerrahinin etkisi obezitenin düzeltilmesine bağlı bir olgu değildir. Obezites hastalığına sahip olan kişiler yapılan metabolik cerrahi sayesinde hastalar hiç kilo kaybı yaşamadan şeker hastalıkları ilk günlerden itibaren düzelmeye başlar.
Metabolik cerrahinin kilo kaybı olmaksızın sağladığı bu etkiler sebebi ile günümüzde çok daha zayıf şeker hastalarında da bu ameliyatlar uygulanmaya başlamıştır.
Doğru zaman olabildiğince en erken zamandır. Komplikasyonlar ve kalıcı zararlar meydana gelmeden uygulandığında metabolik cerrahi Tip 2 Diyabet kaynaklı bütün komplikasyonları neredeyse %100 önler.
Dr. Tuğrul Demirel