​ Sel Yataklarından Denizlere... / Doğal Hayat / Çevre / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Efsane FB 1907 Baterist Metin

http://blog.milliyet.com.tr/efsanefb1907

22 Ekim '08

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
 

Sel Yataklarından Denizlere...

Sel Yataklarından Denizlere...
 


Dağ yamaçlarındaki bazı vadilerin çok çarpıcı görüntüleri olabilir... Buzul uzantısından köpürerek fışkıran sel dışarı çıkar çıkmaz, bir yardan dimdik düşen bir çağlayanın sularına karışır...


Bunun yanı sıra komşu vadideki sel ise belirli belirsiz meydana gelir. Yukarıdaki çayırlarda, toprağın üzerinde hiç su yoktur!.. Lâkin, çayırda bırakılan ayak izlerinin içerisini doldurduğu zaman suyun varlığının farkına varılabilir...


Daha aşağılarda ise otların arasında kendini göstermeye başlar. Çevrelerdeki yamaçlardan sızan sular birleşerek, küçük bir göl oluştururlar ki, buna bir su birikintisi demek daha doğru olur. Bu minik gölden çıkan bir derecik yavaş yavaş akıp gider ve böylece yeryüzünde bir nehir doğmaya başlar!


Bizlere "filan nehrin kaynağı filanca tepededir" diyen coğrafya kitaplarının yazdığı ve hemen hepimizin de gerçekten inandığı gibi, bir nehir, gürül gürül kaynayan bir kaynaktan doğmayıp, çoğu kez kendini hemen hiç belli etmeden ortaya çıkar!


Hem bir nehrin kaynağını tam olarak saptamaya, onun şu ya da bu vadiden veya ilerdeki çamların ardından doğduğunu kesin söylemeye olanak var mıdır?.. Kesinlikle hayır!.. Bir nehir, yüzlerce, hâttâ binlerce küçük su kollarının bir araya gelmeleriyle oluşur.


O, en kalınından en incesine kadar bütün dalları eş değerde olan ve toprağa tüm gücüyle kök salmış gövdeyi beslediği ulu bir ağaç gibidir. Bütün dağların bütün vadilerine yüksekten bakacak olursanız; kışın buzların altında uyuklayan, fakat karlar eriyince köpürerek taşan sayısız ırmak kollarının, denize dökülen nehiri meydana getirdiğini görürsünüz.


Bu su yollarının ismi ne olursa olsun, bir önemi yoktur. Filan su kolu şuna karışıyormuş, ya da öteki berikine dökülüyormuş gibi tanımlamalar ne kadar gerekli?.. Burada asıl ilginç ve güzel olan şey; bu doğa olayını bütün ayrıntılarıyla birlikte, sanki uzaydan seyrediyormuş gibi, bir bütün hâlinde görebilmektir.


Dağlardan inen sular, ormanlardan ve vadilerden geçerek çok uzaklara giderler, başka su kollarıyla birleşirler, denize doğru yol alırlar ve oraya dökülürler. Bundan sonra yine, gözle görülemeyen su buharı şeklinde gökyüzüne yükselerek meydana getireceği o bulutlar, bir süre sonra yağmur biçiminde yere düşecek, bu yağmur suları selleri oluşturacak, onlar da tekrar nehre dönecekler ve tabii ki oradan da denize ulaşacaklardır.


Bize hayat veren su, dünya yaratılalı beri bu muhteşem devrini hiç durmadan tamamlamaktadır. Okyanuslardan gökyüzüne, oradan dağlara, ırmaklara ve yine okyanuslara... Bu arada bir de ülkelerin topraklarını sulayıp, hayvanlara besin olarak bitkilere can verir.


Lâkin, bunları yaparken gezegenimizi yontarak, ona biçim de verir. Çünkü bu su kolları dağlardan ovalara doğru akarken toprağı da beraberinde sürükler, kayaların arasından geçerken yataklarını oyar, zemini aşındırır, taş parçalarını yuvarlar. Bu maddeleri daha aşağılara, ovalık yerlere taşıyarak, akarsu yatağının eğimi azalıp da akıntı durulunca taşıdıkları bu maddeler kalır ve "alüvyon" adı verilen yeni bir toprak çeşidi meydana getirir.


Nehir sularının döküldüğü deniz kıyılarına, nehrin taşıdığı alüvyonlar, sarı kollar hâlinde kilometrelerce uzandıktan sonra denizin maviliklerine karışır. Böylelikle alüvyonlar deniz diplerinde birikir.


Nehirler denize döküldükleri yerlerde, suyun altında, alüvyon setleri oluştururlar. Bu durum suyun dışından da anlaşılır. Büyük nehirler denizlere yılda 500 milyon ton civarında taş toprak taşırlar. Çin'deki Sarı Nehir'in taşıdığı alüvyon miktarının, yılda 2 milyar tonu bulduğunu duymuştum!


Böylece dağlardan taşınarak suların altında biriken bu toprak yığınları, sanırım bir gün ortaya çıkıp başka dağları meydana getirecektir.
 
Toplam blog
: 1907
: 3759
Kayıt tarihi
: 28.07.07
 
 

03 Şubat 1967 İstanbul doğumlu, romantik bir müzisyenim işte... Müzik, bateri, spor, Fenerbahçe, ..