Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Şubat '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Selamun Aleyküm günlüküm :p

Selamun Aleyküm günlüküm :p
 

BU ARALAR ÇOK SIKIŞIĞIM


Sanırım kar tekrar geri dönüyor arkadaşlar. Öğle paydosunda yemekhaneye gittim geldim dondum resmen. Yemekhaneye dışarıdan mı gidiyorsun diye soru yönenltmek isteyenleri görür gibiyim. Malesef yemekhane dışarıda olduğu için bir 5 dakika yürüyorsunuz karda kışta. Sabah bir fırtına vardı ki sormayınız  blog ahalisi. İnsan yürümekte zorluk çekiyor resmen. Hala da şu anda karla karışık rüzgar  yalıyor her yerimizi. Yağmur atıştırıyordu fakat yerini uçuşan ince kar tanelerine bıraktı.  Allahtan işler de bu aralar fazla yoğun değil, ofiste pinekliyoruz inceden sıcak sıcak. Bir adını veremeyeceğim gazetede okuduğuma göre kar 4 gün sürecekmiş arkadaşlar.

Haftasonu da dedemin sene mevlüdü var ( hanımlara ) evde takılırız artık oğluşlarımla. Aslında hava o gün güzel olsa  kesin Kadıköy ya da Eminönü’ne damlardım bünyece. Fotoğraf makinam çekmek için can atıyor. Bu aralar kilo da almaya başladık valla şişme yazara döndüm kocaman göbekle =) Boy 170 olunca kilo da 72ye dannnk!  diye vurunca  tıknaz bi yürüyen işkembeye dönmem işşallaaah. . .

Çok sevindirik oldum bugün de arkadaşlar. Atlas; bu ayki “Tarih Atlas” dergimi yolladı kargoyla. Güzel güzel okumak niyetindeyim ofisimde. Çayımı da aldım mı bu soğukta yanıma ohh değmeyin keyfime. Ara sıra “ Didem Göçerli “ arkadaşımın blogspot sayfasına uğrayıp bolcana gülüyorum, ofisteki arkadaşlar “ kendi kendine ne sırıtıp duruyosun seeğğn ? “ diye soruyorlar. Ben de “bekleme yapma devam et “ tarzında “bi yazı okuyorum işte napçan seeeğn ? “ cevabı yapıştırıyorum. Anağğm kredi kartlarının son ödeme günü de geçmiş yahu. Ödememem lazım borçlu durmayı sevmiyorum asla.

Hani derler ya “ okunmamış gazete yenidir “ diye. Bence öyle aslında. Dün sabah ofiste okurum diye bir gazete aldıydım heveslenerek, sen unut onu okumayı eve götür poşetin içinde tekrar. Uff ne de heveslenmiştim. Evde okusana demeyin çünkü evde yeni bebeğimiz ve büyük oğlumdan fırsat kalmıyor. En rahatı ofise geliyorum çayımı alıyorum ohh. Ben konsantre olmam lazım gazeteye takıntı var biraz. Kimimizin takıntıları yok ki ? Mesela ben yeni dergi-gazete-kitap  kokusuna bayılırım. Kimseye elletmem ilk ben kokusun alacağım illa. Herkesin kendince bir fantezisi –takıntısı vardır sakladığı, ben de bu kokuya bayılıyorum dermişim =)  Aman azot manyaaa olmayalım da  şubatın başlarında.

Bir de takvim yaprağı koparma takıntım vardır. Takvim yaprağı geri kaldı mı ben deliriyorum. İlla ki kopartacağım o sayfayı. Okumadan da atmam hani. Okunması gereken bana lazım olası birşey vardır düşüncesiyle okurum öyle atarım. Amaan benim de kafama taktığım şeylere bakın ya. Saat da 12:50 mesai başlamasına 10 dk. kalmış. Ben ufaktan yazımın sonlarını yazmaya başlayayım.

Efendiim velhasıl kelam öğlene kadar bu düşüncelerle haşır neşir oldum. Yemeğimi yedim geldim masama ve artık çalışalım değil mi ? Herkese esenlikler dilerim ve umarın gün ortasında kafanızı şişrmedim diye umuyorum. Bugün ağrlıklı olarak takıntılarımızdan bahsettim. İsterseniz ( hani yorum yapacaksınız ya )  =)) siz de takıntılarınızdan bahsedebilirsiniz fena mı olur canıım. Yok yok sıkmıyorum  siz isterseniz. . .

Sevgiyle kalınız efendim.  

 
Toplam blog
: 749
: 1983
Kayıt tarihi
: 11.10.07
 
 

Yazmanın hayatın akışının bir parçası olduğu kanısındayım. 6 Mayıs 1982'de doğdum ve İstanbul Kar..