​ Selim İleri Edebiyatında Canlanan Anılarım / Kültür - Sanat / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Kasım '12

 
Kategori
Kültür - Sanat
 

Selim İleri Edebiyatında Canlanan Anılarım

Selim İleri Edebiyatında Canlanan Anılarım
 

  • Sene 981 Beyoğlu…
  • İlk kez Fitaş Dünya Sinemalarında bir film izliyorum, yanımda abim ve benden büyük yeğenim…
  • Filmin adı, “Son Avcı” .
  • Ve ilk kez Beyoğlu denen dünyayı tanıyorum. Filmden ziyade, o renklilik atmosferiydi beni cezbeden. Henüz daha yaşım 12!
  • İlk kez Karaköy’den tramvaya binerek Tünel’e çıkmıştım. Ve etrafı seyrederek, binalara bakarak Fitaş’a kadar yürümüştük.
  •  
  • Film mi?
  •  
  • Bildik Amerikan filmlerinden. Vietnam trajedisi. Vietnam’ın şamarı Amerika’ya dokunmuş. Halen daha filmlerini yapıyorlar ve kendilerini ak pak gösterebilmek adına kırk takla atıyorlar.
  •  
  • Birkaç gündür Selim İleri’yi okuyorum. İleri’nin birçok kitabı başucumda… Doymuyorum okumaya… Hele ki İstanbul’u anlatışı yok mu? Her tasvirini hücrelerinizde hissediyorsunuz. İleri sık sık Beyoğlu sinemalarından, tiyatro sahnelerinden bahsediyor. Beni alıp 1960’lı yılların Beyoğlu dünyasına götürüyor.
  •  
  • Boğaziçi, Bebek, Şişli, Nişantaşı, Kadıköy, Üsküdar, Kuzguncuk… İstanbul’un her yerini anlatma çabasında Selim İleri ama bir var ki, dönüp dolaşıp ille de geldiği yer yine Beyoğlu’nun o renkli dünyası.
  •  
  • Selim İleri’nin kaleminden İstanbul’u yeniden yaşarken sanat ve edebiyat dünyasından o denli çok isimle yeniden ve bir kez daha tanışmak durumunda kalıyorum ki, anlatılır gibi değil. Belgin Doruk, Atıf Yılmaz, Göksel Arsoy, Cahide Sonku, Ayhan Işık, Kemal Tahir, Mehmet Fuat, Behçet Necatigil ve daha daha niceleri…
  •  
  • Henüz daha çocuk yaşımda gördüğüm Beyoğlu beni nasıl da etkilemişti. Binaları, insan seli, film afişleri, vitrinleri… Günlerce kendime gelememiştim. Beyoğlu dünyası neden beni bu denli etkilemişti? Sadece Cadde-i Kebir denen mekânın renkliliği miydi? Hayır… Tarihinde teneffüs edildiği bir mekân olduğundan sanırım. Gerçi henüz 12 yaşında bir çocuğun pek de ayırt edebileceği bir şey değildir bu durum.
  •  
  • Aradan yaklaşık dört yıl geçmişti ki artık günümün önemli bir kısmı Beyoğlu dünyasında geçiyordu. Sene 985…
  • Öğrenciyim ve yarım gün çalışıyorum. Mekânım Beyoğlu.
  •  
  • Boşta kaldığım vakitlerde sürekli pasajlardayım. Yar yar ara sokaklara girip çıkıyorum. Kâh sinema salonlarının önünde dikilip afişlerine bakıyorum, kâh vitrinlerin önündeyim… Fark ediyorum ki, beni baştan çıkartan, beni büyüleyen şey o binalar. Evet evet… Binalar beni büyülüyor. Çoğu zaman gözümü alamıyordum binaların görkeminden. Derken, ilk kez keşfetmiştim Beyoğlu sahaflar çarşısını. Uğrak yerlerimden birisi olmuştu. Kitap alabilecek param olmasa bile, o dükkânlarda kitapların arasında dolaşmaktan inanılmaz bir keyif alıyordum. Sanırım Selim İleri’nin bende bıraktığı tat bu noktada başlıyor. Dönüp dolaşıp geliyor Beyoğlu’na… Kar serpiştiren, yar yar yağmur çiseleyen anlarda Beyoğlu dünyası içerisinde sanatçılarla, edebiyatçılarla yudumlanan içkiler…
  •  
  • Bir an için sene 993’lü yıllara dalıyorum.
  •  
  • Sevgi, Çiğdem ve ben…
  • Sevgi, film hastası bir arkadaşımdı. Sürekli sinemaya davet ederdi bizleri. Doymazdı sinemada film seyretmeye. Hafta sonları sabahtan akşama kadar o sinemadan çıkar, bir diğerine girerdi. Sinemada film seyretmeyi severdim ama Sevgi kadar değil tabi. Yeri gelir koştur koştur Karaca Tiyatrosuna giderdik. Nede çok oyun seyretmiştik Karaca Tiyatrosunda.
  •  
  • Sene 994… Martın 31’i akşam hava kararmış.
  •  
  • Bir hafta önceden kararlaştırmıştık, o gece içki içecektik Beyoğlu’nda. Murat, Aysun, Ecevit, Mine, Özay, Sevgi, Süleyman ve ben… Bir kafede saz çalmış, türkü söylemiştik. Gece geç saatte bir bara geçmiştik. Taksim yönünden girişte sol tarafta, Sıraselviler Caddesiyle kesişen noktada bir mekân, Che’nin Yeri’ydi ismi. Sabaha kadar kısık sesle yaptığımız sohbet ve ara ara alınan hafif birer yudum alkol. Sabah olduğunda 1 Mayıs’tı ve biz Taksim Meydanında bir çorbacıda soluğu almıştık. Her yan polis kaynıyordu. Çorbamızı içip, soluğu Şişli’de aldık. 1 Mayıs kutlamaları Abide-i Hürriyet’te olacaktı.
  •  
  • Selim İleri birkaç gündür unutmaya yüz tutmuş anıların içerisine çekiyor beni. İstanbul’da yaşadığım dönemi yeniden tazelememe yardımcı oluyor sanki.
  • Selim İleri’yi kolay kolay bırakacağımı sanmıyorum.
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
 
Toplam blog
: 1509
: 1145
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..