- Kategori
- Spor
Semih Şentürk, Arda Turan, Ali Turan, Sercan Yıldırım

Lige verilen aradaki futbolsuz boşlukta futbolcuların açıklamaları ve davranışları gündemi belirliyor. Belki de ön plana çıkarılıyor.
Carlos bize bir takım içinde bizim için görmediğimiz ve bilmediğimiz bir takım özel şeyleri gösterdi. Kuşkusuz bu bizim “reflekslerimizi” etkileyecektir.
Ara transferin başlar başlamaz ortaya bir Ali Turan sorunu çıktı. Kayserispor takımının futbolcusu ile arasında bir iletişim sorunu olduğunu düşünmemize neden olacak bazı önemli belirtileri var. Sezon başında yaşanan Mehmet Topuz Transferindeki kargaşanın bir benzeri de Ali Turan’nın merkezinde güncel olarak yaşanıyor. İlginç olan Ali Turan’ın halen Kayserispor’un sözleşmeli oyuncusu olmasıdır. Ancak futbolcu transfer gerçekleşmiş gibi bir anda Galatasaray ağzı ile konuşmaya başlamıştır.
Yaklaşık bir senedir transfer gündemimizde Bursasporlu Sercan Yıldırım meselesi var. Üç büyüklerin hepsi Sercan için sıraya girmiş durumda. Bu çok doğal bir süreçtir. İyi futbolcunun bir pazarı vardır. Sercan’ın da taliplerinin olmasını anlayabiliyoruz. Anlayamadığımız bu futbolcunun geçtiğimiz günlerde bir röportajında üzerine tutulan üç büyük kulübümüzün formaları ile poz verirken maaile sanki bir taraftan oylama yapmasıydı. Sercan’ın da bu üç büyük kulüpte oynamak istemesi doğaldır; ancak yeri geldiğinde profesyonellikten dem vuran bu futbolcu kardeşlerimizin sözleşme ile bir başka kulübün oyuncu olduklarını unutuyor olmalarıdır. Bu kadar acemi hareketleri nasıl yapıyor olduklarını anlayabilmek bir yana anlayış göstermek de kolay değildir. Asparagas değil ki yorum yapmadan geçelim.
Üstelik daha altı ay önce bu ülkede bir Mehmet Topuz Olayı yaşanmışken…
Semih Şentürk ile ilgili düşüncelerimi yazılarımı yakından takip edip okuyanlar, bilirler. Semih’in futbolculuğunu ne Kezman’la ne de Güiza ile karşılaştırırım. Yıllardır ülkemizde bir Hakan Şükür sorunu vardı. Oynadı oynamadı, milli takım kadrosuna alındı alınmadı tartışmaları teknik direktörlerin kariyerlerini bile etkiledi. Birçok spor yazarının dilinde ortak soru şudur.
“Neden Hakan Şükür gibi bir golcü çıkaramıyoruz?”
Aslına bakılırsa 2000’li yıllardan önce Türkiye pasaportu taşıyan golcülerin işi biraz daha kolaydı. Biliyorsunuz yabancı oyuncu sınırlaması 6+2 noktasına gelirken oldukça uzun bir süreçten ve aşamadan geçti. O zamanlar kadrolardaki yabancı golcü sayısı çok azdı.
“Fenerbahçe’nin 103 golle şampiyon olduğu o unutulmaz sene kadrosundaki yabancı oyuncu ya da oyuncuları hatırlıyor musunuz?”
Çok kolay değil.
Hakan Şükür günümüzde yeni yeni parlıyor olsaydı işi hiç kolay olmazdı. Semih’in yaşadığı sorunun bir benzeri de onun için geçerli olurdu. Bugün üç büyük kulübümüzün hemen hepsinde yabancı forvet oyuncusu var. Galatasaray elindekileri yerlileri gönderirken, Beşiktaş da ya kiralıyor ya da kulübeye mahkum ediyor.
Aslında Semih’in bugünlere Fenerbahçe gibi bir takımda gelebilmesi fazlasıyla sıra dışıdır. Ancak Semih o kadar iyi oyuncu ki oynadığı süre içinde kendisini gösterme ve ispat etme şansı yakaladı. Fatih Terim için Milli Takım’ın santraforu oldu. Bakalım yeni gelen teknik direktörün tavrı ne olacak?
Semih bugün Fenerbahçe’de yedek kalmayı hak eden bir futbolcu değildir. Semih kendisini Avrupa Şampiyonası’nda ispat etmiştir. Fenerbahçe’de oynadığı sınırlı süre içinde gol kralı olmayı başarmıştır.
Ancak Semih bir türlü ilk on birde oynamayı başaramamıştır. Bu kuşkusuz onun suçu değildir. Belki biraz da Alex’in etkisiyle Zico döneminde özellikle takımın vazgeçilmezi olup kendisini gösterme olanağı bulunan Daum ve Aragones yönetimlerinde unutulmuştur.
Semih iyi bir Fenerbahçelidir. Başka türlüsü de zaten olamaz. Bunca yıl formasını giydiğin ve kaptan olduğun bir takımı benimsememiş olmak mümkün değildir.
Yılbaşından önce Fenerbahçe yönetimi sözleşmeden doğan hakkını kullanarak bir senelik opsiyonu devreye sokmak istemiştir. Ticari olarak doğrudur, hukuksaldır. Ancak Semih de bu hamleye karşılık Federasyona itirazda bulunmuştur. Bunun ne kadar hukuki olduğunu bilmiyorum. Sözleşmesinde böyle bir hak var mı yok mu?
Semih’in kendisinin yanlış anlaşıldığıyla ilgili cevabı da ilginçti. Ailesinin geleceğini düşünmek zorunda olduğunu söylerken hak ettiği paranın Türkiye’de kaç ailenin geleceğini kurtaracağını söylememiz popülizm olarak algılanmasın. Semih bize başka bir şey söylemeli. Bu şekilde kulüple arasını bozmamalı. Çünkü anlaşılmaz oluyor.
Semih oynayamıyor olduğunun merkeze alıp artık maçlarda oynamak istediğini söylemiş olsaydı. Fenerbahçe taraftarı için daha anlaşılır olurdu. Bence de Semih böyle kullanılacaksa takımdan bir an önce kendisini kurtarmalı.
Nereye gidiyor olduğunun önemi yok. Ancak gelecek kaygısı duyduğu için hukuki yolara başvurduğu mazeretinin arkasına sığınmamalı. Pazarlık edeceği para çok önemli olmadığı için söylüyorum.
Arda ile bitirelim.
Antrenman sırasında, bir gazetecinin mi yoksa izleyicinin mi olduğu belli olmayan bir telefon sinyalini sorun yapması popülizmin karşılığıdır. Onun kafasının ne kadar futboldan dışarılarda olduğunun, giderek de sempatisini kaybediyor oluşunun işaretleridir. Yaş ilerledikçe daha fazla olgunlaşacağına çocukça tepkiler veriyor. Arda fanatik olsa kime ne faydası olur?
Bu takıma sayısız şampiyonluklar kazandırmış Bülent Korkmaz, Hakan Şükür, Hasan Şaş, Hakan Ünsal, Ümit Karan hangi muamele ile karşılaşmışlardır?
Roberto Carlos’un söyledikleri bu ağırlık merkezinde değer kazanmaktadır işte. Arda’nın yaptığı hoş değildir.
Doğruyu gösterenler ve yanlış yapanlar arasında gidip gelen bir göndemi tartışmaya çalıştık.
Uzay Gökerman