- Kategori
- Gündelik Yaşam
Sen de katıl

Lise öğrenimim bittikten sonra kendimi boşlukta hissettim. Okul malum, hareketli ve sürekli bir zincirin halkaları gibi üst üste görev ve sorumluluklar vardır. Oysa şimdi apayrı bir Dünya içerisindeyim sanki. Evde uğraş alanlarım belki okul hayatımdan da yoğun ama bana göre değil. Çünkü ben, bir kere kabına sığmayan biriyim. Sevgi insanıyım ve çevreme açıldığım, insanlarla alış veriş yapabildiğim ölçüde mutlu ve mesut olurum.
Günübirlik evden dışarıya çıkmanın benim söylediklerimle paralellik kurması olası değil. O halde yeni, apayrı birşeyler bulmam ve uğraşmam gerektiği kanısı gün geçtikçe netleşiyordu.
Bu gibi fikirlerimin yoğunlaştığı bir gece evde misafirimiz vardı. Dayım ve eşi, dedemin bir ay önceki vefatı için bizdeydiler. Dedemin acı ve tatlı anılarının bitiminde hayat devam ediyor ya, başladık normal muhabbete. Günlük hayatın içerisindeki yaşanılan bilindiklerin dışında sohpetlerimiz uzayıp gitti. Dayımda bir farklılık gözüme ilişti, ama bu farklılık fiziksel anlamda değildi. Adeta gözlerinin içi gülüyordu. Yasımız olmazsa daha farklı yorumlamam gerekecek şekilde belirgin bir değişiklikti bu.
Bir ara bana'' internetiniz vardı, değil mi ?'' diye sordu. Evet yanıtını alınca, biraz Milliyet okuyalım diyerek bilgisayarı odaya getirtti. Önce Milliyet Gazetesini açtı, oradan Blog yazan yeri tıkladı. Tam müdahale edecektim ki dayım Fahrettin Çitil'in resmini gördüm. Çok mutlu olduk ve büyük bir keyifle tam 8 adet bloğunu, hemde yüksek sesle okuduk. Dayımın daha önceden mahalli gazetelerde değişik isim altında yazdığını duymuştum. Ama bu farklı ve daha geniş bir alanda ve çok amaçlı bir şekilde hazırlanmış bir kültür alışverişiydi.
Kısa zamanda çok çevre edindiğini bloglarından okuyarak anladık. Değişik ve çeşitli konulardaki yazıları bizi Ağrı'dan İstanbul'a, Kırklareli'den Erzurum'a hayal gibi sürükledi.Bir andaki sessizliği yine dayım bozdu; Ebru Sen de Katıl !
Bir anda aradığımı buldum galiba diyerek sevinçle tamam, dedim. Sonrasında elime kalemi alıp bu mısraları yazarken, kabul edilirsem ilk yazımı dayıma hediye edeceğim, diye hayele kapıldım. Şimdi ilk deneme bloğumu bitirmeden bu hayelle sevincimi yansıtarak, herkese merhaba diyorum. Yüreğimin derinlerindeki birşeyleri paylaşmak için beni dinlemeye var mısınız? Ben sizleri yürekten ve samimi olarak okuyacağıma varım diyorum. Ve daha da ileri gidip; Arkadaşlar ben de sizi davet ediyorum, sende katıl diyorum. Sevgilerim sizinle olsun.