Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ekim '09

 
Kategori
Güncel
 

Sen derslerine iyi çalış evladım

Sen derslerine iyi çalış evladım
 

Şu öğretmenler, şu okullar, hatta şu öğrenciler olmasa ne güzel idare ederdik Milli Eğitimi değil mi?

Ne öğretmen, işim çok - maaşım az derdi, ne okulların elektrik- su, boya- badana, kitap- kırtasiye gibi giderleri olurdu, ne de öğrencilerin başarı ya da başarısızlıkları gibi sıkıntılarımız.

Ama ne yaparsın ki, öğretmenden de, okuldan da, öğrenciden de kurtuluş yok.

X X X

Okulda fiziki şartlar uygun değilmiş, bakım onarım için ödenek bir türlü gelmemiş, sular akmıyor, tuvaletlere kafa sokulamıyormuş ne önemi var bunları gündeme getirmenin.

Bunlar, ne diye etkileyecekmiş öğrencinin başarısını. Öğrenciyi ne ilgilendirir sınıfın badanası, helânın akmayan suyu.

"Sen dersine çalış be evladım."

Köylerde okullar kapanmış, binaları ahır olmuş, lojmanlarına imamlar oturtulmuş, çocuklar karda ayazda taşınıp duruyorlarmış oradan oraya. Ne gam.

İşte, her gün ne güzel geziyorsunuz be çocuklar.

Serviste üst üste oturduğunuzdan şikayet edinceye kadar, biraz az yaramazlık yapıp, yol boyu derslerinize baksanız böyle mi olurdu başarı düzeyiniz.

"Sen derslerine çalış be evladım."

Bunlar değil, senin başarısızlığının arkasındaki nedenler. Sen bilmezsin ama, ben iyi bilirim o nedeni.Hem de ta Köy Enstitülerinden, 12 Eylül öncelerinden beri bilirim.

Senin başarısızlığının arkasındaki nedenler ne okulun akmayan suyu, ne ısınmayan sınıfların, ne de her gün kilometrelerce gidip geldiğin yol.

O neden seni okutan öğretmenlerindir evladım.

Onların Köy Enstitülerinde kendi yaptıkları binaları başlarına yıktım.12 Mart da, 12 Eylül de zindanlara attım. Aylarca, yıllarca açıkta gezdirip aç bıraktım.

Olmadı.

"Üç ayda kabak yetişmez" dedim. Onlar iyi kötü yetiştirdiler kendilerini. İçlerine mühendis, iktisatçı gibi eğitim formasyonu almamışları soktum. Formasyonu onlar verdiler.

Az uğraştırmadılar beni.

Kafalarına taktıkları Atatürk, Cumhuriyet, hak, hukuk gibi kavramları ne yaptımsa kazıyamadım bedenlerinden.

Dövdüm, olmadı. Sövdüm, olmadı. Sürdüm olmadı.

Ama olacak evladım.

"Sen derslerine çalış."

İmam yapmaktan vazgeçtiğim İmam Hatiplileri, bunların başlarına amir yaptım, müdür yaptım şimdi.

Daha da yapacağım.

Sana okuttukları bilgileri içeren müfredatı baştan sona kendime göre değiştirdim.

Bundan sonra da değiştireceğim.

Yakın komşumuz Irak'ın bölünmesine, Irak'ın Kuzeyi ile, Türkiye'nin Güneydoğusuna ABD'nin Kürt Devleti kurmasına ses çıkartmayıp, senin ve büyüklerinin gözünü boyamak için, yalan yanlış haritalar çizdim. Çizdiklerime inanmanı istedim senden. Komşularımızın kentlerini de bizimmiş gibi göstererek seni yanılttım.

Seni de, senin büyüklerini de, senden sonra gelecekleri de yanıltmaya devam edeceğim.

"Sen derslerine çalış evladım."

Kendim gibi düşünmeyen herkesi ötekileştirip, ayrımlaştırırken, senin bu iflah olmaz öğretmenlerine ilk ders konusu olarak, "Ayrımcılık" ödevini verdim. Çünkü onlar yıllardır ayrıştırmayıp, birleştirici olanlardı. "Ayrım" "Ayrımcılık" ne demek bilmezlerdi.

Bu konuyu anlayamasınlar, sana anlatamasınlar da, hadlerini bilsinler istedim.

"Sen derslerine çalış evladım."

Senin başarısızlığının arkasındaki tek nedeni ben iyi biliyorum evladım. Sen merak etme, ben fırsat buldukça onun kulağını çekeceğim.

Hatta;

“Bu işi yapamıyorsan, çek git” bile diyeceğim.

"Sen derslerine çalış evladım."

Sen bilmezsin bunları evladım;

Bunlar devletin diğer memurlarına benzemezler. Tapudaki Mahmut amcan, nüfustaki Figen teyzen, her sabah işe giderken, “Bugün hiç kimsenin işini görmemek için işe gidiyorum” deseler, zıraatta çalışan Kasım abin bu yıl hiç araziye çıkmamış olsa, karayollarında her gün insanlar ölüp, köy yolları çukurdan gidilmez olsa da, onlarla uğraşmanın gereği yoktur. Görmezden gelinebilirler.

Ama bu öğretmenler yok mu, bu öğretmenler. Sana her türlü kötülüğü aşılayacak olan ve hatta aşılayanlar onlardır.

"Sen derslerine iyi çalış evladım."

Onun için sen uyma bunlara çocuğum, dikkate alma onları.

Okul dediğin nedir ki zaten. Sen öğreneceğini muhteremlerin açtıkları nur saçan yurtlarda zaten öğreniyorsun. Evinde olmayan konforu buralarda görüyorsun. Ağabeylerin ablaların sana bu dünya kadar, öbür dünya içinde bilgiler verip birikim yapmanı sağlıyorlar.

Sabahın köründe namaz için kaldırıldığından da şikayet etme be çocuğum. Hele hele kalkamadığın günler kahvaltı verilmeyerek cezalandırıldığından hiç bir yerde bahsetme.

Günah işlersin.

"Sen derslerine çalış evladım."

Ben, O kendine öğretmenim diyenlerle baş edeceğim bir gün.

Göstereceğim onlara Atatürk'ün, Cumhuriyetin, Laikliğin, özgürlüğün, bağımsızlığın, medeniyetin, bilimin ne olduğunu.

"Sen derslerine çalış evladım."

Yine dövecek,

yine sövecek,

yine süreceğim.

Olmazsa, bu sefer başlarına müdür diye kuran kursu mezunlarını vereceğim.

Hani dilim söylemek istemiyor ama, belki de bir yasa çıkartır "Okullar kapanmış medrese ve tekkeler yeniden kurulmuştur." der geçerim.

Sen yeter ki merak etme.

Yeter ki, "Derslerine iyi çalış evladım."

Evet, evladım ben ne Milli Eğitim Müdürüyüm, ne Valiyim, ne Bakan, ne de Başbakan.

Benim adım "Atatürkçülüğün, Cumhuriyetin, Laikliğin, Aydınlığın, Bağımsızlığın, Demokrasinin, Devrimciliğin, Çağdaşlığın" karşıtı olan her sıfattır.

Kısaca "Düzen" derler bana.

"Sen derslerine GERÇEKTEN iyi çalış evladım."

 
Toplam blog
: 21
: 829
Kayıt tarihi
: 22.02.09
 
 

1957 Çankırı Kurşunlu doğumluyum. Yıllarca yaptığım Mali Müşavirlik ve ticari yaşantıma son vermi..