- Kategori
- İlişkiler
Sen diye...

O sabah hayatında sanki sen varmış gibi uyandı, perdesinin arasından sızan doğan günle beraber.
Tarifsiz bir huzur doluydu içi. Önce gerindi keyifli keyifli, sonra gülümsedi yeni güne.
Sarıldı yanı başındaki kuştüyü yastığa ve içine çekerek kokladı uzun uzun sen diye…
Gördüğü rüya o na bunları hissettiriyordu, sen varmış gibi sen diye…
Hiç şikâyetçi değildi durumundan ‘’anlaşıldı bugün sen olacaksın tüm günümde’’ diye sesli düşündü ve günün içine bıraktı kendini…
Mutfağına geçtiğinde sen varmış gibi hazırladı kahvaltısını, senin en sevdiğin şeyleri yapmaya çalıştı. Fırında kızarmış ekmek, tereyağı, portakal reçeli ve rafadan yumurta, bunlardan sadece birkaçıydı.
En sevdiğin çay fincanını koydu masaya. İncecik porselenden ‘’Işığa tuttun mu ışık görünecek’’ derdin…
Yudum yudum içti çayından sen diye, senin de dudakların bu fincana değdi diye…
Seni rüyasında gördü ya, bu gün her şey o na sen gelecektin…
Dolaştı tüm evin odalarını ağır ağır, elinde sevdiğin çay fincanıyla. Her odada seni görüyor, her eşya sen oluyordun…
Dokunduğun her şeyde sen vardın o na…
O da dokunduğun her şeyi sen diye hafif hafif okşuyordu, gülümseyerek sen diye…
Salona geldi kapısına yaslanıp daldı derinlere…
Kimseye kaptırmadığın koltuğunda sen oturuyordun yine, elinde kumanda ile
Gerçekmiş gibi uzun uzun seyretti seni …
Dayanamazdın o nun kısık gözlerle gülümsemesine. Kolunu iki yana açıp ‘’Gel yanıma’’ dediğinde uçarak gitti koltuğa tıpkı eski günlerdeki gibi sen diye…
Yarı hüzün, yarı mutluluk kapladı içini birden. Zor toparlanacaktı bu gün anlaşılmıştı.
Kendini sokağa attı, dolaştı tüm sevdiğin mekânları seninle, sen diye…
Kalabalıklar sanki üstüne üstüne geliyordu da, o da onların tersine yürüyordu. Sanki o kalabalıkların da hepsi sendin…
Bir kuyumcu vitrinine ilişti gözü. Sonra da içeride müşterisiyle ilgilenen asil duruşlu adama. Nasılda sana benziyordu, hafif kırlaşmış dalgalı saçları ve o büyüleyici duruşuyla. Yüreği kıpırdadı birden. Vitrin bakma bahanesiyle, uzun uzun seyretti o nu, sen diye, sana benziyor diye…
O an telefonu çaldı ve kendine geldi. Çalmasa kim bilir daha ne kadar duracaktı o vitrinin önünde. Arayan bir arkadaşıydı. İlk defa arıyordu.
‘’Alo ‘’ dediğinde yüreği ağzına gelecekti neredeyse.
Çünkü sen diye ‘’Efendim’’ demişti…
Tüm yüzleri sen diye gördüğü gibi, tüm yabancı sesleri de sen diye algılıyordu bugün.
‘’Ben bilmem nereden falancayım’’ dediğinde hüsrana uğramış gibi hissetti kendini ama sonra anında toparlanarak sohbetine devam etti.
Sen diye uyandı…
Sen diye yedi…
Sen diye içti…
Sen varmış gibi…
Seninle gezdi bugün…
Yormuştun sen o nu
Ama o hiç şikâyetçi değildi halinden.
Evinin kapısını açıp huzurla koltuğuna uzandığında gözlerini kapatarak dua ediyordu yaratanına.
‘’Yine gelsin Tanrım ne olur’’