- Kategori
- Psikoloji
Sen mutlusun hüznünde

Orada öylece köşede oturmuştun tek başına, bir sen. Deniz yanındaydı, martılar ve balıklar, aynı yalnızlığın gibi.
Ötelerindeki masalarda insanlar adeta bağıra bağıra konuşuyorlardı, hepsi çok mutlu mutlu bakıyorlardı kendilerine, diğerlerine; ne yani bir mutsuz sen miydin?
Ne mutsuzu, sen mutlusun hüznünde!
Akşam birazdan ortama hakim olacak, canın şöyle güzel bir demli çay çekti, söyledin ve başladın içmeye. Amerika'dan henüz gelmiş bayan yanındakilere her cümlenin ardından, kim söylerse söylesin, ne güzel ne güzel, diyordu kendi dilinde.
Ne, bu kadar ne güzel ne güzel olan?
Ayağa kalktın, tekrar oturdun, çayın bitmişti, gitmek istedin, gidemedin, bir çay daha söyledin, biraz daha demli olursa sevinirim, dedin zata.
Birileri senin yanına doğru çekti masalarını, biraz daha sokuldular senin denizine, martılarına, balıklarına; ama korkma hüznüne dokunamazlar, o senindir.
Neredesin, burası neresi?
Birazdan gelin ve damat geldi oturdu masanın birine, sağdıçlarda geldi az sonra; birden bire herkes fotoğraf çekmeye başladı, sürekli patlıyordu flaşlar!?
Sıradanlar, görece, kendilerince, ortamda sıradan olmayanı fotoluyorlardı.
İkinci çayını bir iki yudum eksik bırakıp kalktın, seninle birlikte yan masadan o üç kadınla, bir erkek de kalktılar; sen Kuzey'e yürüdün, onlar Güney'e; Batı ile Doğu'yu ötekilere, diğerlerine bıraktın.