​ Sen varsın ya! / Psikoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

kevser şekercioğlu akın

http://blog.milliyet.com.tr/kevser

12 Haziran '07

 
Kategori
Psikoloji
 

Sen varsın ya!

Sen varsın ya!
 

Öyle zorlanıyorum ki son zamanlarda yaşadığım şeyler karşısında, derin derin soluma ihtiyacı hissediyorum, ciğerlerime yetse mideme yetişmiyor nefesim. Hayır altından kalkılmayacak cinsinden değil yaşadıklarım sadece üst üste bir yığılış, sabrın tükenmişliğini hissetmekteyim. Ben nelerin altından kalktım, bu öylesi değil biraz bıkkınlık biraz yılgınlık biraz “yeter artık ama” cinsinsen bir yorgunluk yaşıyorum. Hani şemsiyesiz yağmurlu bir günde sırılsıklam olmuşsundur, evine gitmek için araç bulamazsın bir de yoldan geçen bir araba toplanmış suyu olduğu gibi üzerine sıçratır, beddualarının tümünü tanımadığın şoföre edersin ya işte aynen öyle günlerdeyim.

Hani bir fıkra var, Temel yolda araba kullanıyormuş, dinlediği radyo kanalında “Dikkat dikkat şu istikametteki yolda ters yöne girmiş bir araç var” diyen spikere “Hangi piru (biri) hangi piru hepsi üstüme üstüme geliyur” demiş onun gibi hissediyorum. Ben mi ters yolda araba kullanıyorum yoksa bütün araçlar mı benim üstüme üstüme geliyorlar inan bilmiyorum. Birçoğunun çarpmasına engel olamamama rağmen yarasız kurtuluyorum senin sayende. Soluk alışlarım düzene giriyor yanındayken ya da sesini duyduğumda.

Sıkıldın sen, denizi özlemişsindir bilirim ben, geliyorum, çaldırdım mı telefonunu in aşağı diyorsun. Soğuk hava hem ciğerlerime hem de mideme yetişiyor varlığınla. Şile’nin içinde her zaman gittiğimiz, tepede küçük bir balık lokantasının ağaçlarla desteklenmiş uzantısındayız. Adını söylemiyorum çok fazla insan doluşmasın oralara diye. Nereden bakarsan bak, üç cepheden farklı güzelliklerde deniz manzarası. Masamızda, kalamar, midye tava, karides, palamut, bol soğanlı salata. Daha ne ister ki bir fani bunca nimetten sonra. Yalnız değiliz masamızda, aslanlarla birlikte yiyoruz deniz mahsullerini, hoşnut-dingin-kadir kıymet bilen bir mutlulukla.

Memleketi kurtarmıyoruz konuştuklarımızla öyle bir endişemiz yok bugün, daha güncel, daha ferah, güzel günler, umutlarımız, henüz doğmamış bebeğimize don biçmeye de kalkmıyoruz, yarınlarımızdaki sorunlarla nasıl başa çıkarız meselesini kolaylaştırma çabaları.... Söz vermeden, yemin etmeden, vaatsiz ve yalansız söylediklerimiz. Bütün savaş donanımlarımı çıkarıyorum yanında, öyle bir güven hissediyorum, şükürler ediyorum varlığına. Yarın umurumda değil, bugün yanımdasın ya.

Kimsenin bulunmadığı bomboş sahili boydan boya yürüyoruz e ele. Küçücük iki çocuğun saf, tertemiz, arınmış, kötülük içermeyen cümlelerinden oluşuyor konuşmalarımız. Koskoca dünyaya oranla küçücük iki toplu iğnesi ucu kadar ancak yer kaplıyoruz evrende. Tamam sen vida ucu ol boyunu posunu Yaradan’a kurban olduğum. Kıyıda kayalıkların arasındaki sularda küçücük balıkları inceliyoruz iki bilim adamı ciddiyetinde. Varoluşa hayran olmamak imkansız doğanın içinde. Denizin o baş edilmez gücüne hayran oluyoruz her zamanki gibi, kendi varlıklarımızın o gücün karşısındaki acizliğiyle. Üşüyen kulaklarımızı ısıtmaya bile çalışmıyoruz hissettiğimiz huzurdan.

Bugün sadece bizim, teşekkür ediyorum sana minnettarlıkla bana böyle bir gün yaşattığın için. Biz şehirden, gürültüden, koşuşturmadan, sorunlardan kaçtık, sorumluluklarımızdan kaçmadan. Daha dün mideme yetişemeyen nefesimi bütün karnıma dolduruyorum nefessiz kaldığım günlerde kullanmak için. Manzarayı el çabukluğuyla çiziyorum beynimin beyaz bir köşesine gözlerimi kapattığımda seyredebilmek için. Ellerinle kulaklarımı ısıtmaya çalışıyorsun ben resmi çizerken. Mutluluğum, huzurumsun diyen sesin içimi ısıtıyor. Hayır üşümedim, dönmeyelim diyorum, gülüyorsun halime. Benim böyle ustaca çizilmemiş çok güzel resimlerim var seninle. Hepsinin yeri ayrı gönlümde, hepsi birbirinden değerli, hiçbirine fiyat koyabilmiş değilim henüz, sen bile istesen veremem, onlar benim sahip olduğum en pahalı hazinelerim. Yokluğunda neyle oyalandığımı sanıyorsun Yüreğimin Çekirdeği?

İlahi bir güç var aramızda, tek taraflı hissedilmeyen. Senin en çok o az konuşan ama güzel şeyler söyleyen, her şeyi olabilir tarzında kabul eden, olgun, adam gibi adam olan hallerini seviyorum biliyor musun? Sanki seninle dünyanın öbür ucuna kadar yalınayak yürürmüşüm gibi geliyor. Hayır canım seksen günde değil tabi ki, dinlene dinlene bütün ömrümüzce. Taşlar topluyorsun güzellerinden, kaplumbağanın altına koymak için. Sahi sen hayvanları da çok seviyorsun ve ben bu sevgileri zerrece kıskanmıyorum. Haa bir şey unuttum, sinirlendiğinde gözlerin daha koyu daha bir garip bakıyor ya onlara da çok bayıldığımı daha önce söylemiş miydim? Donmuş vaziyetteyiz hiç şikayetsiz, dönüş yolunda türküler söylüyoruz birlikte, etrafta kimsecikler yok acaba bizim sesimizden mi kaçtılar diye merak içinde de değiliz üstelik.

Varlığın için önce Yaradan’a, sonra sana milyonlarca teşekkürler ediyorum, beni akbaba gibi hiç gagalamadan hiç hırpalamadan seven adam. Bu öyle güzel bir gündü ki daha fazla anlatmam özel mülke girer ki bu da bize yakışmaz di mi Beyaz Atlı Prensim?

 
Toplam blog
: 374
: 869
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

1965 Akçakoca doğumluyum. Evli ve dört kız annesiyim, küçük bir kızın  anneannesiyim. A.Ü. Halkla..