​ Sende biraz akıl var mıdır? / Blog / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Haziran '12

 
Kategori
Blog
 

Sende biraz akıl var mıdır?

"To be, or not to be " dedik, baş koyduk BLOG’lara

Milliyet komtere dedik,  yedi yıl saya saya

Ömür gelip geçiyor, dost araya araya

O zamandan bu yana, sap olamadık baltaya

Kıblemizi şaşırdık,  bir oraya, bir buraya

 

                    Editör de olamadık, dünyada doya doya

                    Dünyayı anladın ya, gel kaçalım biz Ay’a

İstettim seni, annen dedi: “Sende editörlük var mıdır?”

Ablan sordu: “ Kitabın, plaketin var mıdır?”

Baban dedi:  “Milliyet komtere’de  ücret ne kadardır?

Dayın dedi:  “Maaşın bol mu, yoksa dar mıdır?

Ninen sordu “Sende biraz akıl var mıdır?”

Evdeki velet sırıttı: “ tık - tık’ların fazla mıdır?”

 

                      İstettiğim gün seni, kalıverdim ben yaya,

                      Dünyayı anladın ya, gel kaçalım biz Ay’a

Düşünme Ay’da, var mı yok mu diye hayatı,

Biz eskilerin, kalmadı hiç huzuru ve rahatı

Ne güzel şey görmemek yamuk suratları

Çoğaldıkça çoğaldık, rahatımız da kaçtı

Dış kapı mandallarında, ne ar kaldı ne  haya

Blogların tadı kaçtı, gel kaçalım biz Ay’a

 

Doğru yorum yaparsın, bit yeniği ararlar

Hem suyunu ısıtırlar, ham kuyunu kazarlar

Punduna getirince, belden aşağı da vururlar

Üstelik, “çamsakızı” gibi de, yapışır da yapışırlar.

         

                     Ömür gelip geçiyor, blog dostu araya araya

                    Sözüm ona, kaldık  şimdi biz hırpo’lara

                    Bu “hırpo” nerenin hırposu, onu da anlayamadık ya,

                    Bu dünya yalan dünya, gel kaçalım biz Ay’a

 Ay’da ne klavye var, ne silme tuşu, ne de blog

Ne  kopya var, ne yapıştırma, ne de Netlog

Ne  twitter  var,  ne de çıtkırıldım facebook

Nasıl olsa dünyada, olamadık  zaten bir  b . k

                   Ne makyaj derdin var, ne terzi, ne de boya

                   Ne editörler var, ne de anlı şanlı editorya

                   Bu dünya sanal dünya, gel kaçalım biz Ay’a

 Ay’ın adı Ay amma, ay başı ay sonu yok.

Kadromuz yok, maaşımız yok, mangırımız yok

Kıdem yok, tazminatı yok, zılgıt derdi yok.

                    Artık  kimse çıkmaz bizi, tık’larla  kandırmaya

                    Blog’lar da bozuldu, gel kaçalım biz Ay’a

 Sen Ay’da ilkel  güzel, parmağında yok ojen

Bizse Ay’da yaşayan, klavyesiz Diyojen

Ay’da ne belden aşağı vurma var, ne de geren

                    Ay benziyor göklerde, yüzen mutlu ada’ya

                    Bilgisayarlar çöktü, gel kaçalım biz Ay’a

 Ben Ay’ın Ademi’yim, sense  Ay’ın Havva’sı

Emin ol yarayacak, sana Ay’ın havası,

Her gün yap Ay dolması, bir de BLOG tatlısı

                    Yaşayalım göklerde, hep güle oynaya

                     Bloglar burda kalsın, gel gidelim biz Ay’a

Selek’ler, Tuna’lar, İlyas’lar, Neşe’ler deyip toplandık

İğde kokulu, aşk kokulu, sakız kokulu Aliağa’ya vardık,

Öyle olmaz dedik, böyle çıkar bu işin zevki

Kavilleştik Aliağa’da biz, bir akşam üzeri

Efkar dağıttık, gülücükler attık, şiirler de yazdık,

Sonra da  onlardan, besteler de yaptık

 

Eh, n’apalım,  “ALİAĞA” özlemimiz, kalsın bu dünyada

Ay’da buluruz bir  " VELİAĞA "  yamanırız belki de  ona

Hayrola? QUO VA DİS ? Men dakka, men dukka

Kömür de koydum mangala, dingala yavrum dingala!

 

N  O  T:   Bu hicviye, günün icaplarına tekrar uydurularak kaleme alınmıştır.

 

 

 

  

 
Toplam blog
: 1616
: 918
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..