- Kategori
- Blog
Sende biraz akıl var mıdır?
"To be, or not to be " dedik, baş koyduk BLOG’lara
Milliyet komtere dedik, yedi yıl saya saya
Ömür gelip geçiyor, dost araya araya
O zamandan bu yana, sap olamadık baltaya
Kıblemizi şaşırdık, bir oraya, bir buraya
Editör de olamadık, dünyada doya doya
Dünyayı anladın ya, gel kaçalım biz Ay’a
İstettim seni, annen dedi: “Sende editörlük var mıdır?”
Ablan sordu: “ Kitabın, plaketin var mıdır?”
Baban dedi: “Milliyet komtere’de ücret ne kadardır?
Dayın dedi: “Maaşın bol mu, yoksa dar mıdır?
Ninen sordu “Sende biraz akıl var mıdır?”
Evdeki velet sırıttı: “ tık - tık’ların fazla mıdır?”
İstettiğim gün seni, kalıverdim ben yaya,
Dünyayı anladın ya, gel kaçalım biz Ay’a
Düşünme Ay’da, var mı yok mu diye hayatı,
Biz eskilerin, kalmadı hiç huzuru ve rahatı
Ne güzel şey görmemek yamuk suratları
Çoğaldıkça çoğaldık, rahatımız da kaçtı
Dış kapı mandallarında, ne ar kaldı ne haya
Blogların tadı kaçtı, gel kaçalım biz Ay’a
Doğru yorum yaparsın, bit yeniği ararlar
Hem suyunu ısıtırlar, ham kuyunu kazarlar
Punduna getirince, belden aşağı da vururlar
Üstelik, “çamsakızı” gibi de, yapışır da yapışırlar.
Ömür gelip geçiyor, blog dostu araya araya
Sözüm ona, kaldık şimdi biz hırpo’lara
Bu “hırpo” nerenin hırposu, onu da anlayamadık ya,
Bu dünya yalan dünya, gel kaçalım biz Ay’a
Ay’da ne klavye var, ne silme tuşu, ne de blog
Ne kopya var, ne yapıştırma, ne de Netlog
Ne twitter var, ne de çıtkırıldım facebook
Nasıl olsa dünyada, olamadık zaten bir b . k
Ne makyaj derdin var, ne terzi, ne de boya
Ne editörler var, ne de anlı şanlı editorya
Bu dünya sanal dünya, gel kaçalım biz Ay’a
Ay’ın adı Ay amma, ay başı ay sonu yok.
Kadromuz yok, maaşımız yok, mangırımız yok
Kıdem yok, tazminatı yok, zılgıt derdi yok.
Artık kimse çıkmaz bizi, tık’larla kandırmaya
Blog’lar da bozuldu, gel kaçalım biz Ay’a
Sen Ay’da ilkel güzel, parmağında yok ojen
Bizse Ay’da yaşayan, klavyesiz Diyojen
Ay’da ne belden aşağı vurma var, ne de geren
Ay benziyor göklerde, yüzen mutlu ada’ya
Bilgisayarlar çöktü, gel kaçalım biz Ay’a
Ben Ay’ın Ademi’yim, sense Ay’ın Havva’sı
Emin ol yarayacak, sana Ay’ın havası,
Her gün yap Ay dolması, bir de BLOG tatlısı
Yaşayalım göklerde, hep güle oynaya
Bloglar burda kalsın, gel gidelim biz Ay’a
Selek’ler, Tuna’lar, İlyas’lar, Neşe’ler deyip toplandık
İğde kokulu, aşk kokulu, sakız kokulu Aliağa’ya vardık,
Öyle olmaz dedik, böyle çıkar bu işin zevki
Kavilleştik Aliağa’da biz, bir akşam üzeri
Efkar dağıttık, gülücükler attık, şiirler de yazdık,
Sonra da onlardan, besteler de yaptık
Eh, n’apalım, “ALİAĞA” özlemimiz, kalsın bu dünyada
Ay’da buluruz bir " VELİAĞA " yamanırız belki de ona
Hayrola? QUO VA DİS ? Men dakka, men dukka
Kömür de koydum mangala, dingala yavrum dingala!
N O T: Bu hicviye, günün icaplarına tekrar uydurularak kaleme alınmıştır.
