- Kategori
- Deneme
Sendeki gözler bende, bendeki gözler sende olsaydı ( 2 )

Görsel alıntı
Âşık Veysel Atatürk'ü görmek için Ankara'da 45 gün nafile beklemişti. Köyüne dönünce " Gaziyle, ( Aatürk'le ) görüştün mü? diye sorarlar.
Veysel, " Ne bilelim, köylülük, biri cahillik, iki körlük, üç çaresizlik döndük diye cevap verir.
Âşık Veysel daha sonra İstanbul Radyosu’ndan bir davet alır. Tokatlayan Han’a gidip stüdyoya girer. “İyi oku, bütün Türkiye duyacak seni” demişler.
Çok beğenmiş dinleyiciler. Hatta bir dinleyici yayın sonrası stüdyoya gelip Âşık’ı evine davet etmiş.
Veysel kırmamış hayranının evine gitmiş, sabaha dek çalıp söylemiş. Âşık Veysel o gece, hayatının fırsatını kaçırdığını sonradan öğrenmiş.
Meğer Gazi ( Atatürk ) sofradayken radyoda onun yanık sesini duymuş “Bu Âşık’ı bulun getirin” diye talimat vermiş. Dolmabahçe’dekiler radyo evini arayıp Veysel’i sormuşlar. Her yer aranmış, Âşık Veysel bulunamamış.
Sabah haberi alınca hemen saraya koşmuş Veysel; “Gazi’nin dün çağırttığı Âşık benim. İzin verin huzura gireyim” demiş onlar olmaz” demişler.“ O bir zevk zamanı idi. Şimdi çalışma zamanı. Sen adresini bırak, yeniden hatırlar da sorarsa biz seni buluruz” demişler.
Boynunu büküp Sivrialan’a dönmüş Veysel'in. Beklediği haber hiç gelmemiş. Âşık Veysel o gün birkaç dakika daha Radyo evinde kalsa, hayatı nasıl değişirdi acaba?
Devlet sanatçısı mı olurdu?
Gözlerini açtırırlar mıydı?
İyi mi olurdu bu? Kim bilir.
Bu yazının evveliyatı: http://blog.milliyet.com.tr/sendeki-gozler-bende--bendeki-gozler-sende-olsaydi/Blog/?BlogNo=528808
2 Nisan 1934 tarihli Hâkimiyet-i Milliye şöyle bir baskı kullanır. Dün gazetemize Anadolu'nun saz şairlerinden biri geldi. Sivrialan köyünden olan bu yanık yüzlü adamın iki gözü de görmüyordu,
" Bu şairi sazı ve sözü ile Anadolu'nun bütün köylerinde dolaştırınız"
Tek Parti döneminde kılık kıyafeti bozuk olanların Ankara’nın bazı semtlerine ve Çankaya’ya sokulmadığı, Âşık Veysel’in zabıtalar tarafından Atatürk’le görüştürülmediği, çift partili dönemde köyüne hapsedildiği, açıklamalarının gündeme gelmesi üzerine:
Şu Çılgın Türkler’ kitabının yazarı Turgut Özakman şunları anlatır.
O dönemde sahiden belli caddelerden geçilemezdi. O zamanlar şehre sadece trenle gelinebilirdi. Gelenler Karacabey Hamamı’na sokulurdu. Bazılarının üzerinden bir sürü bit çıkardı. Temizlendikten sonra şehre gönderilirdi.
Atatürk’ün manevi kızı ve Türkiye’nin ilk kadın havacısı Sabiha Gökçen’in kocası bitten öldü.
Biz ne kadar temiz olsak da okuldan döndüğümüzde mutlaka üzerimize birkaç bit yapışmış olurdu. O caddelerden doğrudan geçilememesinin nedeni buydu diyor.
Özakman 1940’lı yılların Ankara’sında “Ekmek karneyle alınıyordu, gece sokaklar karartılıyordu” Ama o dönem, küçük bütçeyle dünyadan kredi almaksızın cumhuriyet kendi yağıyla kavruluyordu"
Özakman, o dönemlerde “Âşık Veysel’in kıyafeti iyi olmadığı için Çankaya’ya gidip Atatürk’ü göremediği” konusundaki iddiaların doğru olmadığını bildiriyor.
Âşık Veysel'deki cevheri ilk görenlerden biri Ahmet Kutsi Tecer'di. Ahmet Kutsi Tecer, Âşık Veysel'in şiirlerinin tanınmasında büyük katkı vermişti. Bir dönem Köy Enstitüleri'nde öğretmenlik yaptı
Âşık Veysel, 25 yaşına geldiğinde, Esma adında bir kızla evlendi. Ancak kısa bir süre sonra anne ve babasını kaybetti. İkinci çocuğuysa doğumundan 10 gün sonra öldü. Daha sonra karısı Esma onu bırakıp gitti. Karısı bırakıp gittiğinde bir yaşında kızıyla kaldı.
Âşık edebiyatının son büyük temsilcisi olan ozan Âşık Veysel Şatıroğlu bir süre Köy Enstitüleri’nde saz hocalığı da yaptı.
Sade dil ve lirik bir söyleyişle şiirlerini söyleyen Veysel’in eserlerinde hayatın tüm renklerini görmek mümkündür. Eserlerinde hüzün ile sevinç; iyimserlik ile umutsuzluk iç içedir.
1965 yılında TBMM Ana dilimize ve milli birliğimize yaptığı hizmetlerden ötürü özel bir kanun çıkarılarak kendisine maaş bağlandı. 21 Mart 1973 günü doğduğu köy Sivrialan’da hayata gözlerini yumdu. Ondan sonra geriye yıllar geçse de unutulmayacak şiirleri kaldı.
Evet, Âşık Veysel için hem tek parti dönemi, hem de çift parti dönemi vahim hatalarla doludur. Onların hataları unutuldu ancak Veysel hiçbir zaman unutulmadı ve unutulmaz.
Kıymetli okurlarımıza saygılar sunuyorum.
Mehmet BURAKGAZİ / MERSİN