Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Eylül '10

 
Kategori
Öykü
 

Sene 1940… yer Balkanlar..

Sene 1940… yer Balkanlar..Dünya savaşı…tüm dünya nerdeyse birbiriyle savaşıyor amacın ne olduğu ise koskocaman bir soru işareti..Eski Yugoslavya’nın bugün ise Sırbistan’ın sınırları içinde kalan halkın çoğunluğunun Müslüman olduğu bir kasaba olan Novipazarda küçük bir ev..

1933 yılında doğmuş olan, şimdi ise 7 yaşında küçük bir kız çocuğu…Almira..ilkokula yeni başlamış ama savaş çıkmış, bombalar düşüyor ardı ardına..okula gidemezsin deniyor ona ağlıyor..sonra bir aile dostunun eşi ona okuma yazma öğretiyor evde…o ağlıyor, kadında ağlama diyor öğretmen de gelemezdi, o da gelemiyor okula diye..küçük kız inanıyor çaresiz, sonra okumayı çözüyor bir savaş dönemi çocuğu olmanın verdiği hayata asılmakla…kendi çözüyor okuma yazmayı önce basit hikaye kitapları okuyor sonra romanlar en yakın arkadaşı oluyor belki hayatı boyunca edindiği bir yol arkadaşı olacak kitaplarıyla tanışması o dönemden..

Sonra hastalanıyor hava şartları ağır kışlar sert çünkü Balkanlarda, diz boyu kar..ısınmak zor..üşütüyor ve hayatı boyunca ona arkadaşlık yapacak ikinci yol arkadaşıyla tanışıyor..üşütüyor, karın zarı itihabı deniyor, o zamanlar cerrah az, olanlarda zor bulunuyor, hastanelerde imkanlar sınır, cihazlar yetersiz..şimdilerde olsa belki hemen iyileşirdi bunca hastane ve teknolojiyle…ama o dönem bunların hiçbiri yok, yetersiz koşullardan tam iyileşemiyor..

Savaşın etkileri biraz geçince dünya yaralarını sarmaya başlıyor, ülkeler toparlanmaya çalışıyor..O sanat enstitüsüne gitmek istiyor, savaş nedeniyle ilkokulu bitirememiş o küçük kız çocuğu şimdilerle orta boylu, koyu kurmak gür saçlarını bir örgü ile ören, biraz tombul 15 yaşına gelmiş bir genç kız...(-ne var ki hayatı boyunca hep tombul olacaktı-) ancak diploma aranıyor şartlarda nasıl yapacağım diye düşünüyor, bu okula gitmeliyim diyor, iki şahit buluyor kendine, okuma yazma biliyordur diyor bu iki şahit okul yetkililerine, ancak o savaş çocuğu diploması kayıp oldu nice kayıp olan hayatlar gibi…Okul yönetimi onu kabul ediyor, bir genç kız olarak çok istediği Sanat Enstitüsüne kayıd oluyor, dikiş öğreniyor, ilik yapmayı, düğme dikmeyi, kumaş biçmeyi..ama yine koşullar yetersiz öğretmenler sürekli değişiyor, okulun malzemeleri yeterli değil, dünyada yemek içmek için zor imkan sağlanan dönemler, insanlar yoksul, hayat zor..Sanat okulundaki öğretmen ilik yapma dersinde her öğrenciye 1 metre ölçüyor mezurasıyla herkese o kadar paylaştırıyor iplikten.. okuldaki düzensizlikle yavaş yavaş derslerin akşam saatlerine sarkmasını sağladığından bu seferde babası akşam okula gitmesine izin vermiyor..Genç kız tıpkı ilkokulu gibi bu okulunu da yarıda bırakmak zorunda kalıyor..

Ama seviyor terziliği, yetenekli, sanatçı ruhlu şimdilerin deyimiyle…

Evde annesi ufak ufak yardım ediyor ona, sonra yan komşusu orta yaşlı bir kadın..kendi kendine bu işi de öğrenmeye çalışıyor ve öğreniyor da..tıpkı okuma yazmayı kendi kendine söküp başardığı gibi içindeki dikiş yapma tutkusunu da hayata geçirebiliyor…

Babası bu merakını biliyor istediğini yapabilsin istiyor ve ona o dönemde parasızlıktan elindeki dikiş makinesini satan bir adamdan bu dikiş makinasını satın alıp genç güzel Balkan kızına hediye ediyor..

Artık o evinde kendi dikiş makinasıyla dikiş yapabileceğinin mutluğunu yaşayan bir genç kız..Daha sonra çok usta terzilere verecek kadar parası olmayan bir Sırp komşu kadın ilk müşterisi oluyor..

- “Biliyorum sen sanat okuluna gittin, evinde makinen var ve bana bir gömlek dikebilirsin, işte kumaş…” diyor ve kumaşı önüne bırakıyor..

İlk siparişi, ilk heyacanı başlıyor..Kumaş önünde serili düşünüyor, nasıl yapabilirim diye hala acemiyim diyor çünkü…Annesi diyorki biçerken biraz pay bırak, o hem heyecanından hem de ilk olmasından biçemiyor, biçiyor ama yanlış biçiyor, kumaşı yetiştiremiyor ve gömleği dikemiyor..Sonuç ilk müştersinin heba ettiği kumaşı ve dikemediği gömleği…çok üzülüyor, boğazına bir şeyler oturuyor, ağlıyor çok utanıyor..ama hırslanıyor, o şimdiye kadar başardı bunu da başaracak..

Devam edeceğim diyor, aynı sokakta oturduğu bir başka komşu kız getiriyor ona kumaş, o genç kız öğretmen ve akşamları eğlence için kasabada düzenlenen dans gecelerine gitmekten çok hoşlanıyor ve güzel elbiseleri de çok seviyor..Sabah komşusunun verdiği kumaşı akşam gideceği gece için hazır ediyor..

Ve o gecede bu güzel elbiseyi gören öğretmenin arkadaşları diğer kızlar, kadınlar artık onu tanıyor ve hepsi onun dikeceği elbiseleri giymek için bir birleriyle yarışıyorlardı..

Artık o kendi kasabasında tanınmış bir terziydi..

O sırada hayatına “…benim için çok ama çok yakışıklı bir adamdı” dediği bir adamla karşılaşıyor, genç adam yakışıklı, uzun boylu ve güzel mavi gözleri olan bir genç adam….ve hayatındaki üçüncü yol arkadaşını da seçiyor hayat…

************** Devam edecek ************

 
Toplam blog
: 36
: 1049
Kayıt tarihi
: 03.09.10
 
 

Merhaba, Kadıköy doğumluyum. Beş yaşında başladığım ilkokul serüvenim ana kucağından ayrılan ..