- Kategori
- Futbol
Seni bütün yüreğimle selamlıyorum Harry Kewell!

Kaynak: hurriyet.com.tr
Fenerbahçe ile oynanan hazırlık maçından sonra 22.7.2010 tarihinde bir blog yazmış ve "Galatasaray ancak ilk beşe oynar, bu ne rezalet!" demiştik. Bu yazıya en çok tepkiyi Galatasaraylılar göstermiş ve ölüsü ilk üçe oynar demişlerdi. Dünkü maçın ilk yarısını seyrederken ne düşünüyorlardı merak ediyorum.
Karpaty Lviv maçının ilk yarısı bittiğinde yazıma şöyle bir başlık atmayı düşündüm: "Galatasaray Spor Toto Süper Ligde ilk beşe oynayabilir mi?"
Maçın değerlendirmesi:
Kabus gibi bir ilk yarı izledik. Gol için gelen, pozisyonları bulan, ne yaptığını bilen, kendine güveni olan, sahayı iyi parselleyen, takımca oynayan, toplu defansı doğru uygulayan hep rakip takımdı. Galatasaray'lı futbolcular da sahada 11 kişiydi ama topun olduğu alanlarda çoğalamadılar, hatlar arasında bağlantı kopukluğu korkunçtu. Adeta maçtan önce 11 kişiyi mahalleden toplamışlar da, kim nerede oynayacağını sahaya çıkınca kararlaştırmışlar gibiydi.
Galatasaray'ın bir oyun şablonu yok. Kimin nerede oynayacağına mahallenin berberi karar verse bundan daha başarısız bir tablo görebileceğimizi sanmıyorum. Orta saha en temel görevini yerine getiremiyor. Rakip hücum yapıyor, defansta defans oyuncularından başka kimse yok. Galatasaray hücumda iken rakip kalede çoğalamıyor, bir kaç forvet oyuncusu iyi kurgulanmış ve kademeli kalabalık bir savunma arasında çırpınıyor. Topu alan Karpaty Lviv'li futbolcular otobana çıkmış gibi orta sahayı rahatlıkla geçip Galatasaray'ın kalesine kadar zorlanmadan geliyor.
Takımın yaptığı pres havanda su dövmekten farksız. Presi sahanın her alanında topluca yapmak yerine münferit olarak yapıyorlar. Böyle olunca da, düşman kuvvetleri karşısına birer ikişer çıkmış askerler gibi devriliyorlar. Pres yapan futbolcu presi başarısız olduğunda yorulup yerinde kalıyor. Toplu oynayan rakip, karşısına çıkan yeni adamı geçmekte de zorlanmayınca topu Galatasaray kalesi civarında görmek hiç de şaşırtıcı olmuyor.
İkinci yarı ise daha istekli bir takım vardı sahada. Galatasaray defans bloğunu öne çıkarınca rakibin oyun becersinin olmadığı net olarak görüldü. Hatlar birbirine yaklaşınca katedilen mesafe azalıp, organizasyon da artıverdi. Diğer maçlarda tüm sahaya yayıldıkları için her maçı yorgunluktan tamamlayamayan oyuncular bu maçta son bir kaç dakikaya kadar koştular. Sahanın her bölgesinde iki takımın mücadele eden futbolcu sayısı eşitlenince Galatasaray'ın kalitesi ağır basmaya başladı. Ancak bu kalite sadece Kewell, Baroş ve Arda'da (dün iyi değildi) olunca, baskıya rağmen gol pozisyonu üretmedeki sıkıntı devam etti.
Galatasaray'ın değerlendirmesi:
Galatasaray'ın orta sahaya en az iki takviye yapması gerekiyor, kendimizi kandırmayalım. Yoksa Mehmet Topal'ı çok arar bu takım. Ayhan bu yükü bütün sezon kaldıramaz, ancak takımda iyi bir yedek olarak yer almasında fayda var. Şu an itibariyle kaliteli tek isim Elano, onun da yapacağı katkı tartışılır. İlk 11'de orta sahada kesin olarak oynayabilecek tek adam Arda Turan'dır. Elano, M.Sarp ve Ayhan ise 18'de bulunması gerekenler. Cana ve Pino'dan umutlu değilim, Musa'dan umutluyum. Gerisi? Boşuna para vermeyin. Orta sahanın kalitesine, haline bak!
Ben Galatasaray'ın kaleci sorunu olduğunu düşünmüyorum. Aykut iyi bir yedek olabilir. Ama Ufuk diye bir adamın varsa, alana kadar çatladıysan, umut vadediyorsa kaleye koyacaksın! Yoksa bir gün gider, sonra geri almak için 10 milyon euro teklif eder alamazsın. Aykut başka bir takımda asla birinci kaleci olamayacağını bildiği için Galatasaray'da ikinci olmaya razı yıllardır. Ufuk ise bir Aykut değil, dikkat!
Kaleci demişken, bu Nezih Ali Boloğlu ne iş yapar Galatasaray'da yıllardır anlamadım. Herkes gitti bu kaldı. Maçlardan önce seyrediyorum, onun yaptığını ben de yaparım gibi geliyor bana. Bugüne kadar hangi kaleciyi Galatasaray kalesi için hazırlamış? Türkiye'de Ufuk'u herkes biliyorken, Onur'un varlığından haberdar olan sayısı çok azdı. Tamam bir altyapı hocası değil ama herhalde 9-5 memur da değil..
Defansta da problem olduğunu düşünmüyorum. Problem defansta değil, bu işi sadece defans elemanlarına havale etmiş olan orta sahada. Takım savunmasında ciddi problem var. Rijkaard, bunu geride daha fazla adam bulundurmakla çözeceğini düşünüyor. Oysa dün görüldü ki, defansı ileri yanaştırdığınız ve rakipten korkmadığınız zaman, defans orta sahanın biraz ilerisinden itibaren başlayabiliyor. Galatasaray'ın yıllardır gelen oyun anlayışı ve kültürü, savunma yapmayı pek kaldırmıyor.
Forvette iki iyi adam var: Keweel ve Baroş. Üçüncü bir adam olmadığı gibi, bütün bir sezonu bunlarla götürmek de mümkün değil doğal olarak. Yani burası da en az bir transfere ihtiyaç duyuyor.
Transferler ne durumda? Daha önce, "Galatasaray transfer yapıyorum diye kendi takımlarında yer bulamayan ve takımda etkisiz birer yedek olacakları toplamak yerine; daha az sayıda, kaliteli, eldeki kadroya katkı yapacak, takımda direkt yer bulacak adamlar transfer etmelidir" demiştik, düşüncelerimizde bir değişiklik yok. İngilizler "ucuz mal alacak kadar zengin değilim" der. Bu kadar oyuncuyu aldıktan sonra yine başa döndü Galatasaray, kaliteli orta saha ve forvet lazım. Şimdi iş daha zor ve bu saatten sonra daha pahalı.
Serdar Özkan, Mehmet Batdal, Pino, Cana, Ali Turan umut vermedi. Musa ve Çağlar henüz sahneye çıkmadı. Çağlar şu anda Galatasaray'ın ihtiyaç duyduğu yerin adamı, umarız Galatasaray'a faydalı olur. İşte transferlerin hepsi bu.
Taraftar? Dün yine sınıfta kaldı. Aynen eski yazımdan kopyalıyorum: "Galatasaray'ın taraftarı yok! Seyircisi var. ultrAslan şöyle diyordu bu sene için: "Tribünümüzde lay lay lom türü, uyutucu, sıkıcı bestelerin önünü kesip, daha keskin, net baskı hissettiren bestelerin sayısını arttıracağız." Dün gördünüz mü besteleri? :) Uyku tutmadığında uyumak isterseniz Galatasaray'ın maçlarını kaçırmayın!" Dün akşam için virgülüne bile dokunmaya gerek duymuyorum.
Son Söz:
Kewell bizi mahçup etti. Bundan sonra oynasa da oynamasa da son güne kadar Kewell'ın başımın üstünde yeri var. Dün akşam çok iyi oynadı ama sebebi bu değil. Galatasaray ikinci golü yediğinde herkes umutsuzluğa düşmüş ve bitmişken ve seyirci yuhalarken..
O, santra yuvarlağında arkadaşlarına dönmüş bağırarak ve el hareketleri ile takımı motive etmeye çalışıyordu. İşte biz buna lider diyoruz, zor zamanlarda ortaya çıkarlar..
Seni bütün yüreğimle selamlıyorum Harry Kewell!
blog.milliyet.com.tr/Galatasaray_ancak_ilk_bese_oynar__Bu_ne_rezalet_/Blog/