- Kategori
- Mizah
Seni seviyorum

İkilemdeyim. Düşünüyorum, olmuyor. Kaşınıyorum, olmuyor. Diyorum ki: Şöyle kıymetli maden ve taşlardan oluşmuş, güzel bir şey mi alsam? Cık ! İki gün sonra parasız kalıp elimizden çıkaracağız. Aşkım satılık değil. Kozmetik türü bir şey alsam? Cık ! Uçup, havaya gidecek. Üstelik Başbakanımızın oğluna koltuk çıktı, dedirtmem. Baksanıza kozmetik işine de dalmış. Giyecek türü bir şeyler olabilir mi? Örneğin, kırmızı don ? Pardon. O yılbaşındaydı. En iyisi, az önce tuvalette aklıma geldi .Bu 14 şubatı, şubattan çıkaralım. Bir gün daha eksilse neyi gider? Bir günü Nisan a ekleriz. Bu duruma Anayasa mahkemesi müdahale eder mi? Anayasa mahkemesi müdahale etmese de CHP iptal davası açar mı? Hadi diyelim ki CHP de dava açmadı. Ergenekon savcısı ne der? Bu 14 şubat ta ne vardı? Darbe günü 14 Şubat mıydı? Parola “ kırmızı don mu? Karanfil neden kırmızı ? Başka rengi yok mu ? Gizli belgeleri tuvalette mi alıp veriyorsunuz? Savcı, otuz üç bin sekiz yüz yetmiş beş sayfaya zor sığdırır bu iddiaları. Diyorum ki: El ele tutuşsak. Deniz kenarında bir aile çay bahçesine gitsek. İki de çıtır simit alsak. Tavşan kanı, dünden kalma çaylarımızı yudumlarken, çıtırlarımız dan birer ısırık alsak. Bu da çok erotik oldu. Ben bir kez daha tuvalete gittim ve buldum. Karşılıklı anlaşıyoruz. 13 Şubatta ilişkimizi bitirip 15 Şubatta yeniden başlıyoruz. Nasıl ama? Vallahi helal olsun. Tuvalet de olmasaydı Millet olarak hiçbir sorunumuzu çözemezdik.
Seni gerçekten çok seviyorum. Demek, en ucuzu. Ama paha biçilmez olanı.