- Kategori
- Psikoloji
Senin yerine senin için

Hepimiz ne kadar seviyoruz özgürlükten kaçmayı, hep bir yerlere birilerine dahil olmak istiyoruz, başkalarının düşüncelerini bağırarak söylemek bizim için yeterli bir özgürlük tanımı.
Bir devrime ya da devrimciye değildir sözüm, kendini gerçekleştiremeyen, tanımayan, aidiyet isteyen ya da sahip olmak arzusuyla tutuşan devir - im- cileredir, haddim olmadan. İdeolojik değil bu sözüm tamamen melenkoliktir.
Özgürlük kimin için? Biz kimin için? Hesap verecek neyimiz var, bağlanacağımız kimimiz? Kime aitiz, kendimizden başka?
Yalnızlığa adım atmaktan, kendi varlığımızı tanımaktan, kendimizle baş başa kalmaktan ne kadar çok korkuyoruz, bilinç altımız tam bir vicdan çöplüğü mü yok sa? Kalabalıkta acı çeksek de bize benzettiğimiz acı çeken yüzler, çoğaltıyor, sağaltıyor bizi; yalnızlığımızdan üzüldüğümüzü söylesek de aslında hep beraber acı çekmekten ne kadar memnunuz. Hep birlikte yok olmak tek başına var olmaktan daha cazip.
Bir türlü sevemiyoruz kapalı havayı ve çıkamıyoruz tek başına fırtınada sokağa, dönemiyoruz çırılçıplak kendimize oysa bir hissedebilsek varolmanın o müthiş hazzını ve fırtınanın yok etmek değil yüceltmek olduğunu bizi....
Artık farkındayım; şu an bu yazıları yazan eller benim, bu kalem üç parmağımın arasında sıkışmış benim direktiflerim doğrultusunda hareket ediyor.
Ya hayat, istesem yaratamaz mıyım salt kendim için, zaten başka kim yaşayabilir bu hayatı benim yerime benim için?