- Kategori
- Siyaset
177 bin euro bize neler öğretebilir ?

İnsanların en zor yapabildikleri şeydir çarpık, kırık gerçekleri yamuk bakarak doğru görmeye çalışmak, çirkini güzele ve daha iyiye evirmek bunun için düşünmek düşündüklerini söyleyebilmek, söylediklerinden yargılanmak, tutuklanmak ve hatta yargılanma imkanı bulamadan öldürülmek, silahsız, savunmasız elinizde sadece sohbetiniz, sözünüz, türkünüz ve inancınız varken kurşuna dizilmek, şarapnel parçalarıyla sessiz bırakılmak sadece nesnelerin rücu bulduğu bir ülkeyi ruhsuz, düşüncesiz, inançsız ve çokça insansız bırakmak. En zor şeydir bir ruhu sıyırarak, soyarak çırılçıplak bırakmak çocuklara yapılmış coplu tecavüzleri yok sayan doktorların soğuk buzdolaplarında...
AİHM yine ders gibi bir karar çıkarmış 177 bin euro tazminat ödeyecekmiş Türkiyem'iz. Nedeni 1991'de düzenlenen Dev-Sol operasyonunda öldürülen 10 kişi'nin davasında Emniyet Teşkilatı olarak yürüttüğümüz çok da emniyetli olmayan operasyon şeklimiz, operasyondan sonra geride bırakılan cesetlere karşı takındığımız tutum, otopsi süreci, olay incelemede pek de incelememe hatta durumu inceltme çalışmalarımızmış.
177 bin euro ülkemize hangi dersi verebilir: ölmüş bir insanın kulağından kolye yapılmayacağını mı, bir kültür merkezinde onlarca insanın yakılmayacağını mı, 17 yaşında çocukların idam edilmeyeceğini mi, baklava çalan çocukların onlarca yıla mahkum edilirken, ülkeyi hamuduyla soyanların ellerini kollarını sallayarak dolaşmaması gerekliliğini mi ya da düşünceleri kendisine uymayan insanları rahatlılkla öldürebilen ve bu potansiyeli taşıyan kadirşinasların (?) milletin vekili olmaması gerektiğini mi, daha fazla çocuğun ölmemesi için kanalizasyon çukurlarının açık bırakılmaması ya da gerekli önlemin alınması gerektiğini mi, canlı tv kanallarında genç kızların masalarda kasap dükkanlarında satılan etler gibi teşhir edilmemesi gerektiğini mi, gazetecilerin öldürülmemesini mi, köylerin boşaltılmaması, kentlere taşınmaması, kentlere yerleştirilirken binaların üstüste yığılmaması, kentlerde kendilerine ait olmayan kişiliklere, kimliklere sıkıştırılan insanların, kimliksizleştirilen insanların taravmasının şiddetle bastırılmaması gerektiğini mi, bu insanların yaşadıkları yaşamayı istedikleri memleketlerinde istihdam yaratılması ve insanların kentleri boşaltmaları gerektiğini mi?...
Of o kadar çok ki, o kadar çoklar ki, belki her kuruş için bir ders çıkarılabilecek hatta eksi limitlerde bile bizi borçlu çıkarabilecek kadar çoklar. Ah yaşadığımız coğrafya sanki acının el izlerinden oluşturulmuş bir harita, hangi mebla silebilir annesiz, babasız vatansız bırakılmış bir çocuğun gözyaşlarını, ya da hangi toprak besleyebilir geri dönüştürebilir delik deşik gencecik insan cesetlerini.
İnsanların en zor yapabildikleri şeydir insan gibi yaşamak. Yargılayın şimdi tüm maktülleri, asın isterseniz bir meydanda neyi geri getirebilirsiniz bıraktığınız kirli bir gelecekten başka...
Bizler güzel gözlerle yamuk bakmaya devam edeceğiz, acıysa bu coğrafyanın nimeti biz ona biraz mor biraz turuncu katacağız . Herşey bir çocuğun gülümsemesinde saklı çünkü...