​ Şeriat Sendromu; ya tarikatları kapatalım ya da 677 sayılı yasayı kaldıralım! / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Eylül '13

 
Kategori
Güncel
 

Şeriat Sendromu; ya tarikatları kapatalım ya da 677 sayılı yasayı kaldıralım!

Şeriat Sendromu; ya tarikatları kapatalım ya da 677 sayılı yasayı kaldıralım!
 

Tarikatlar şeriat yapılanmasına ‘potansiyel risk’ mi oluşturuyor? Birlikte yanıtlayalım mı?

30 Kasım 1925 tarihinde yürürlüğe giren 677 Sayılı Tekke ve Zaviyeler ile Türbelerin Kapatılmasına dair kanun savcılar tarafından uygulanıyor mu?

Hayır!

Mustafa Kemal ATATÜRK’ün, ‘Efendiler ve ey millet; biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler ve müritler memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır” sözleri ile pozitif ilimlere, uygarlığa verdiği önemi vurgulamıştır.

CHP’nin 1947 yılındaki kurultayında aldığı ‘laiklik’ ve ‘devletçilikte’ ‘ılımlaşma’ kararının sonucu İmam Hatipler açılmıştır.

CHP’li Başbakan Şemsettin Günaltay; ‘Bu memlekette Müslümanlara namazlarını öğretmek, ölülerini yıkamak için İmam Hatipleri açan bir hükümetin başkan’ıyım” ifadesinde İslam Dini’ne verdiği önemi vurguluyor.

Tarikatlar etkinliklerini 12 Eylül 1980 Askeri Rejimi’ne kadar gizlilik içinde sürdürmüşler.

11 yıldır iktidarda olan Erdoğan Hükümetlerini oluşturan AKP kadrolarının neredeyse tamamı İmam-Hatiplilerdir.

Cumhurbaşkanı ve Başbakan da İmam-Hatipli değil mi?

Bugün İmam-Hatipliler ‘rejimi değiştirmek ve Türkiye’ye şeriatı getirmek gibi bir düşünce taşımıyorlardı

Sait - i Nur - si nam-ı diğer Sadi Kürdi 1957’lerde Menderes Hükümeti ile yakın bağlar içinde olması ve günümüzde en güçlü konumda olan Nurcu M. Fethullah Gülen Hoca Efendi’nin ‘kadına bakış açısı’ arasında farklılık gözlemlenmiştir.

29 Mart 1969’da ölen Sait Nur – si; ‘Siyasetin dine tabii olmasını, din esaslı devlet düzeni olan şeriatı savunmuştur.’

1996 - 1997  yıllarında M. Fethullah Gülen Hoca Efendi’ye ait sesli ve görüntülü belgeler üzerinden soruşturma başlatıldı.

‘Tarikat örgütlenmesi ve devleti şeriat düzeni temelinde  yıkmak istemesi’ savıyla hakkında soruşturma açılan M. Fethullah Gülen Hoca Efendi’nin lehine sonuçlandı.

24 Haziran 2008 tarihinde Yargıtay Ceza Genel Kurulu 17’ye karşı 6 oyla beraat kararını onadı.

M. Fethullah Gülen Hoca Efendi konuşmalarında gerçek amacını dile getiriyordu; ‘Dini esaslara dayalı Teokratik Devletin strateji ve taktiklerini’ anlatıyordu.

M. Fethullah Gülen Hoca Efendi AB’nin Türkiye’deki insan haklarının genişletilmesi ve yargı sisteminde reform yapılması konusundaki ısrarlarının Gülen Davası’nın sonucunu nasıl etkilediğini kitabında dile getiriyor.

12 Eylül 1980 Askeri Rejimi ülkede huzur, birlik ve beraberliği sağlamak çabası içinde gençliği siyasetten uzaklaştırmak, ‘apolitik kuşaklar’ yetiştirme amacı ile tüm ‘faşizan yöntemleri’ uyguluyor.

Milli Birlik Konseyi, 12 Eylül 1980 darbesine neden olan kanlı sağ-sol çatışmalarına ‘panzehir’ olarak gençliği ‘apolitik’ konuma getirmeyi en kolay yöntem buluyordu.

İşte ‘apolitik’ gençlik ise, sunumu ve içeriği çok başarılı yapılan Gülen Anlayışı’nın okullarını tercih ediyordu.

‘Modern görünümlü,’ ‘dinine,’ ‘kültürüne’ bağlı, ileri teknolojiyi takip eden, spor yapan gençlik Hoca Efendi’nin okullarında eğitim görüyorlar.

Gülen Anlayışı bence Türkiye’ye ‘özgün’ bir ‘harekettir.’

Gülen Anlayışı veya ‘zihniyeti’ global dünyamızın her bir köşesinde faaliyet gösteren bir STK’dır.

Gülen Anlayışı başta Türkiye olmak üzere dünyanın 5 kıtasında okul öncesi, ilk ve orta dereceli okul, dershane ve üniversite eğitimi ve öğretim veren kurumlardır.

Ayrıca ‘dinler’ ve ‘kültürler’ arası ‘iletişim’ etkinlikleri ve ‘ruhani’ veya ‘insani’ yardım organizasyonlarını koordine etmektedir.

M. Fethullah Gülen Hoca Efendi’nin ‘hoşgörülü’ ve ‘anlayışlı’ karakter yapısı ile ‘tolerans katsayısı’ yüksek, ‘diyalog’  yanlısı imajı takdir edilmektedir.

Gülen Anlayışı’nın ana hedefi, devlet bürokrasisiyle iyi ilişkiler geliştirmek, devlet kademelerine kendi insanlarını yerleştirmek ve bürokrasi içinde nitelik  ve nicelik olarak pozisyon almaktır.

Günümüzde Gülen Anlayışının devlet bürokrasisinin içinde güçlü bir konumu bulunmaktadır.

Görünüşte laikliğe karşı olmayan Gülen Anlayışı ‘tak-iye’ yaparak doğru bildiği yolda emin adımlarla ilerliyor.

1982  T.C. Anayasası’nın  2. Maddesi Cumhuriyet’in niteliklerinde, ‘Türkiye Cumhuriyeti,. Demokratik laik ve sosyal bir hukuk Devleti’dir.’

Gerçekten T.C. laik midir?

Öyle ise, ya tarikatları kapatalım, ya da 677 Sayılı Kanunu kaldıralım!...

1409.2013, İzmir, Türkiye

Not: Fotoğraf Alıntıdır.

 
Toplam blog
: 392
: 908
Kayıt tarihi
: 27.11.11
 
 

1951 Muğla doğumluyum. Ege Üniversitesi İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi'ni 1974 yılında bit..