- Kategori
- Sivil Toplum
Ses...

Sayın Hrant Dink için sekiz kilometre yürüyen, yürüdükçe çoğalan bir kalabalık vardı. Köprü üzerinden geçerken arınmanın huzuru vardı herbirinde. Her yürüyen adımda, bir ileri atılan, "daha güzel bir Türkiye" özlemi vardı. Yılların içinde kandırılmışlıkların, köşecilerin, yalancıların gölgelerindeki egemenliğinden arta kalan minicik ışık süzmelerine yetinmek zorunda kalan; "sırf huzur bozulmasın" niyetlerinden sessizliğe alışkın bireylerdi sessiz yüreyen kalabalıklar. Ben duydum, yüzlerce kilometre uzaktan duydum; binlerin birleşip tek bir yürekten söylediklerini. Orada olamayan herkes duydu: "Duyarlıyız, bizim için planlanıp sahnelenecek oyunlara sessiz kalmayacağız".
Yürüyen binleri ilk çağıran ses sayın Dink'in ayakkabısındaki delik değildi; ne de masum bir insanın düşüncelerinden ötürü katledilmesi. Kalem sahipleri, önce kalemlerine sahip çıktılar, medya bir yürek oldu, ayağa kalktı ve haykırdı; "buradayız, bir ölür bin doğarız!" Duydukları ses buydu yürüyen binlerin; ilk duydukları ses...
"Susmak bazen en büyük yanıttır" diyenlere en büyük tarihsel onay verildi.
Beyaz bir güvercinin kanat seslerini taşıdı gökyüzüne binlerin sessiz haykırışı. Birer damla oldu yüreklerinden kopup göz pınarlarından o kaldırıma dökülen. Kaldırımdaki her birimizden damlayan birer damla kanı yıkadı gözyaşlarımız. Ak güvercin kanat verdi, gökyüzü açıktı, uçsuz maviliklerin ardındaki perdesini aralayıp baktı;binlerce göz yaşı...
Bu günler ölümün ak güvercin olup sessiz meleklerin üzerine pamuk tüylerini düşürdükleri günlerdi. "Ayrılığın ağrılığından fazlaydı" her bir tüyün ağırlığı.
Üç beyaz güvercin tüyü düştü, üç kalem gökyüzündeydi artık.
Üç kalem şaşırdılar, hiç bu kadar güzel mavi görmemiştik yaşarken
Cam kırıklarının arasından geçerken kesti cam parmağını ışığın,
Yedi renge ayrıldı ışık,parmağından kaldırıma damlayan kanın renginden.
Binlerce sesler,ses oldu,perdenin arasından gözleri duydu,
Binlerce sesler,ses oldu,beyaz bir güvercin taşıdı,gözlerindeki ses'e...