Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Haziran '08

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
403
 

Sevdalım hayat

Sevdalım hayat
 

http://kocaonder.spaces.live.com/


"Bir Anılar Denizi..."

Şah damarı vurulsa da
Dört bir yandan sarılsa da
Işık yener karanlığı
Bak çocukların gözlerine
Umudu kesme yurdundan

Livaneli’nin Sevdalım Hayat kitabıyla onun hayatını ve anılarını bizati kendi kaleminden okumuş oldum. Kitabında, çocukluğundaki keçiliğinden tutunda, küfür edemeyecek kadar nazik olduğuna. Sapanla atılan taşların karşısına dikilip kafasını patlattırasıya hayata meydan okuduğundan tutun da, hapishanelerdeki çilelerine kadar. Bir dolu anı ve ulaştığı bugünkü yerde, o günün izleri saklı…

Zülfü Livaneli’nin hayatı birazda Türkiye tarihi gibi aslında… Bu yüzden onu anlamak birazda yakın tarihimizi daha çok kavramama yardım etti.
Zülfü Livaneli’yi önemli kılan bir diğer unsur ise kendi hayatıyla yüzleşip bunu bizimle sık sık paylaşması, gördüğü yanlışlıkları dile getirerek, olası hatalara düşmemizi önlemesi. Mesela kitabında bir alıntı yaparsam “karakuşun kanadı” bölümünde

—Yıllar sonra “Bugünlerden geriye bakınca her şeye çok safça yaklaştığımızı görebiliyorum. O zamanki inancımıza göre dünyanın her yerinde solcular iyi insanlardı, kan dökmezlerdi, hepsi çok kültürlüydü. Bu harekete girmelerinin nedeni insan sevgisi ve kültür özlemiydi. Solcu olan kişi kötülük yapmaz, yalan söylemez, kaba davranmaz ve insan kardeşliğine aykırı bir tutum içinde olamazdı.”

O dönem bilmediğimiz şey, sosyalizmin ilkeliği aşmaya yetmeyeceği idi. Hiçbir ideoloji, bir toplumda mevcut olan ilkellik ve şiddeti ortadan kaldıramazdı. Her toplum kendine göre algılayacaktı ideolojiyi. Bu yüzden Kamboçya, Libya, Fransız sosyalizmleri ayrıydı ve ayrı kalacaklardı. İdeoloji ülkenin temel karakteristiğini değiştirmiyor, tam tersine kendine ülke ideolojiyi kendine uyarlıyordu. Sosyalizmin Stalinist yönü, Türkiye’deki şiddet geleneğine, eski bir kasket kadar uygun gelecekti ve sol, bazı gruplar tarafından incelik yerine kabalığın, duyarlılık yerine şiddetin maskesine dönüştürülecekti.”

Bu satırlarla Livaneli, o zamanlar inandıkları ideolojiyle yaşananlar arasında derin yanılgılar oluştuğuna, bu yüzden, hiç bir ideolojiye bağlı kalmadığını o zamanlarda bile aradığı şeyin insanlar için sevgi, barış ve kültür özlemi olduğunu dikkat çekmiş ve o günleri mantık süzgecinden geçirerek, bir ideoloji saplanıp kalmanın yanlışlığından ve önemli olanın insanlar için sevgi ve barış içinde yaşayacakları kültürler oluşturması gerektiğini çok güzel anlatmış. Kitabın farklı bölümlerinde de sık sık bu tür vurgular var.

Bu kitap yakın zaman tarihimizi, meydanlardaki o muhteşem türkülerin nerelerden derlendiğini, ülkemizde bir dönem karmaşıklık yaşanırken “aydınların” nasıl “haine” dönüştürülüp tecrit edildiklerini ve Zülfü Livaneli’nin çocukluğundan bu güne kadar ülkesi ve dünyaya bakışını anlatan samimi hayat hikâyeleriyle bezenmiş. Ben bu kitabı severek ve aklımdaki tarihin kara kaplı defterinden birçok şeyi aydınlatarak okudum. Son olarak ortak dileğimiz Livaneli’nin de dediği gibi “Kitabi okuyacak olan genç kuşakların, bizimkinden daha mutlu bir Türkiye'de yaşamalarını dilemekten başka bir şey gelmiyor elimden.”

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 1304
Kayıt tarihi
: 04.05.07
 
 

Önce kendinle geçinmeyi dene, ve eğer kendini anlamıyorsan başkalarını üzmeye kalkma ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster