- Kategori
- Aşk - Evlilik
Sevdanın yitiriliş öyküsü

Zaman; bir sabun kayganlığında, süzülecek ömrümüzden... İç içe yaşanılmış, sevdalara dalınmış, reçetesi kör kuyuya atılmış, perspektifi olmayan, aşkın şarabında yudumlanmış hayatlarımıza, el sallayacağız... Heyecanlar bizi terkedecek. Güneş güzelliğinden çok şey kaybedecek... Bizse; tozlanacağız, heyecandan uzak, yıllanacağız ruhumuzu gençlik iksirinden yoksun koyarak...
Bilmediğim, varamadığım yolların başlangıcına adım atsanda, ben sevdamı özleyeceğim...
Takipsizlik sarmalamış, tökezlemekteyim... Eksilmiş rıhtımdaki sandallar, meçhullerden haber beklemekteyim... Selamlarımız vardı garipten, bize özel, uydurma, şaklabanlıkların içinde toplayıp biriktirdiğimiz... "YOKLAR"... kayıkçı giderken, şaklabanlıklarımızı da çalmış bizden... Ahh! Benim deli, divane, hercai yüreğim... gün gelecek mi? "vazgeçtim şu gençlik iksirinden " diye , haykıran cümleleri biriktireceksin bağrında... Bu, ne son isteğin, ne de ilk isteğin olacak, vazgeçmeyeceksin de bilirim; sevdalardan, hayattan, şu evrenin mucize gençlik iksirinden... Korkun; yüzünde ve ruhunda açılacak, derin çizgilerdendir...
Bilmediğim, varamadığım yolların başlangıcına adım atsan da, ben sevdamı özleyeceğim...
Dokunduğumuz yürekler çoktan değişmiş , kabul etmesekte...binlerce kez oturmuşken umut veren sofralara, aç kalmanın erdemiyle , ağlamadım hiç...ve korkmadım aç kalmaktan, umudum ise beni hiç terkeylemedi, o hep benimle...
Emanet değildi yaşanılanlar , bizdendi , yüreğimizdi... Emanet olsa ; ihanet etmekten korkar, sahibine vefayla sarmalamazdık, gönlümüze sızısını... Şimdi ise emanete ihanet korkularının sancılarıyla, başka başka yüreklere teslim vermişiz, iksirimizi...
Bilmediğim, varamadığım yolların başlangıcına adım atsanda, ben sevdamı özleyeceğim...
Başka diyarlar da var, süzüm süzüm süzüleceğiz... Elimizden kayıp giden sabunun yerini alacak yeni sabunların renginde temizlenecek, yenileceğiz... kimbilir belki kimliksiz belki de soyadlarımızla birleşecek kişiliklerimiz... Hüzün tütecek evimiz , kırık , dökük eşyalar gibi terkedilmeye yüz tuttuğumuz bir anda , güller açacak hem ön hem arka bahçemizde... İnkar edilemeyecek olsa da yaşadıklarımız , arkası yarınlara sığınılarak çizik atılacak üstüne...
Bilmediğim, varamadığım yolların başlangıcına adım atsanda, ben sevdamı özleyeceğim...
Bilirim; dört mevsimin bütün solgun çiçeklerinin bu hüzün sahnesinde , ayaklarımıza döküldüğünü...başka başka tenlerde gökkuşağı bulanlardan , eksiğim...
Asiyimde...solgun çiçeklerin güzelliğine selam vermenin , çat kapı telaşının yorgunluğunun , evimin kapısına çöreklenmiş gidişlerin , çan sesleriyle yankılarının da farkındayım...
Bu sesler ; vedanın sesi...
Bu sesler ; yaşlılığın başladığı günün habercisi...
bu sesler ; sevdanın yitiriliş öyküsünün sesi...