- Kategori
- Kitap
Sevgili Arsız Ölüm...

Kaç yıl önce yayınlanmış bir kitap "Sevgili Arsız Ölüm", Latife Tekin'in. Oldukça gecikmişim ben. Tatile giderken aldığım kitaplardan biri bu yaz. Daha ilk sayfasından başlıyor çekiciliği. Roman kahramanlarının adları ilgi çekici. Huvat'la karşılaşıyoruz ilk sayfada. Kentten her dönüşünde, köylük yerde o güne kadar görülmemiş şeyler getiriyor. Bir otobüsle başlıyoruz köy yerinde gezinmeye. Bugüne kadar otobüs görmemiş köy halkının önce çekinceli, sonra tutkulu otobüs yolculuğuyla sürüyor ilk sayfalar. Ne kadar batıl inanç, ne kadar söylence, ve cinli öyküler, maniler varsa kitabın sayfaları arasında yer aldığını görüyoruz. Dili, kullandığı cümleler sayfa sonuna kadar ilginizi yitirmeden okumanızı sağlıyor. İlk başta Marquez'in kitaplarından Yüzyıllık Yalnızlığı çağrıştırdı bana. Ondaki büyülü dil, ve anlatılanların gözlerinizin önünde yansımasını sağlayan betimlemeler geldi aklıma. Ancak Latife Tekin bizim memleketin başka bir büyücüsü dedim, sonra. İki bölümden oluşuyor anlatılanlar; Huvat ve ailesinin önce köydeki yaşantıları, ardından şehre göçüş ve şehre eklenen yeni bir yaşama tutunuş.
Dirmit, romanın içinden sıyrılıp sanki yaşamın bir kıyısına çöreklenen bir kız çocuğu oldu benim için. Tam da yeğenlerimin tatile eklenmesiyle, etlendi canlandı birden. Çocukların inadı, ve olmazsa olmaz tutturmalarıyla bir oldu sanki. Yaptıkları her olmaz Dirmit'in olmazlarını çağrıştırdı. Aynı zamanda hüzünlü bir kapı açtı, ilerledikçe sayfalar. Dirmit'in sayfaların arasından kayıp gidişi ve kendi içine çekilmesiyle sonlandı. Sanki bir masal anlatıldı sayfalar boyu yaşamı karikatürize eden. Kimi zaman sessizliğe büründü. Kimi zaman çığlık oldu. Bir kuyunun başından, şehrin göbeğinde bulunması olanaksız bir kuşkuşotuna kondu. Huvat ve Atiye'nin ailesinin öyküsüyle dillenen başka bir dünya açıldı bende.
İçinde sizin de kendinizden bir parça bulacağınız kitap diyerek, noktalıyorum cümleyi.