​ Sevgili günlük... / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Şubat '09

 
Kategori
Deneme
 

Sevgili günlük...

Sevgili günlük...
 

Sevgili Günlük…

Kişisel gelişim kitapları okuyanlar bilirler, uzman yazarların pek çoğu kitaplarında günlük tutmanın insan psikolojisi için ne kadar faydalı olduğundan bahseder durur. Hattâ bazı psikolog ve psikiyatrlar da terapilerde hastalarına günlük tutmayı tavsiye ederler.

Ah ne zordur defterle kalemi elimize almak… Vakit kaybı olarak görürüz çoğu zaman yazmayı. Düşüncülerimizi netleştirirken yüreğimizi ferahlatacağına, yaşamımızı aydınlatacağına inanmayız bir türlü. Günlük yazmak için harcanacak sürede, yapılması daha câzip pek çok şey gelir aklımıza. “ Canım yazacağımda ne olacak sanki, günlük benim dertlerime çaremi bulacak?” deyiverip vazgeçeriz yazmaktan yada çıkmaz ayın çarşambasına erteleriz yazacağımız günü. Bir nevi atalet durumudur bu tutumumuz. Bize çok şey kazandıracağını bilsek bile, yeni bir alışkanlık edinmek zordur ve zaman alır. Yapmamak yada ertelemek için bin bir çeşit bahaneler bulmaksa daha kolay… Oysaki hayat; kolayı seçeni değil, zor olanı seçme cesaretini göstererek uygulamaya geçenleri ödüllendirir!

Öğrencilik yıllarımda İpek Ongun’un “Bİr Genç Kızın Gizli Defteri” romanındaki Serra’ya özenip günlük tutmaya başlamıştım. Yıllarca hiç bıkmadan bu keyifli alışkanlığıma pek çok güzel günlük kazandırdım. Yaşadığım şehirdeki kırtasiyelerden yada seyahat ettiğim kentlerden kimi zaman sayfaları desen desen, kimi zaman rengarenk ve kapağını açtığımda mis kokusuyla ruhumu okşayan kilitli defterler alırdım. Her birine isim takardım. Hayallerimi, umutlarımı, yaşadığım olayları, hüzünlerimi, mutluluklarımı kısacası hayatımı ve o anki Pınar’ı anlatırdım günlüklerimin sayfalarına. Kalemimin minik hareketleriyle kalbimden, zihnimden geçen duygu ve düşünceler çağlayan bir şelale misali akardı günlüğümün yapraklarına. Bazen kendimi kaptırıp saatlerce yazdığımı hatırlıyorum. Sözcüklerle olan dansım bittiğinde kendimi çok rahatlamış, bir kuş misâli hafiflemiş hissediyordum. Günlük yazma serüvenim Öss sınavına hazırlanma telaşına girişip okulla dershane arasında mekik dokumaya başlayana dek sürdü. Ben derslerle olan samimiyetimi kankalık boyutuna taşıyınca da günlüklerle olan bağım koptu tabi. Üniversitenin ardından iş hayatına başlayınca günlük tutmak benim için tarihin tozlu sayfalarına eklenmiş bir anı oldu…

Bazen sakladığım yerden çıkartıp okuyorum sevgili sırdaşlarımı. Neler paylaşmışım o süslü defterlerimle neler… Unuttuğum anılarımı, arkadaşlarımı, çocukluğumun o muzur, o coşkulu, o duygulu enstantanelerini buluyorum güncelerimin satırlarında. Bazen gözlerim doluyor, günlüğümü bağrıma bastırıp sımsıkı sarılıyorum çocukluğuma. Bazen kocaman kahkahalar patlatıyorum bir biri ardına… Hayat tarihimin bu somut kanıtlarını iyi ki üşenmeden yazmışım diye seviniyorum. Geçmişimde yolculuğa çıkmak ve çocukluğumla buluşmak çok mutlu ediyor beni. Bu buluşmaların her seferinde yeniden yazmaya başlayacağım diyorum kendime. Yaşlılığıma bu günlerimi de armağan edeceğime söz veriyorum. Ama sözümü hiç tutamıyorum. O kadar hızlı akıyor ki zaman, koşup hayata yetişeyim derken ömrümün en güzel yıllarının renkli detaylarını unutulmaya mahkum ediyorum. Günlük yazmamanın eksikliğini çektiğim fotoğraflarla, kamera kayıtlarıyla doldurmaya çalışıyorum. E teknolojinin nîmetlerinden yararlanmak lâzım değil mi? Alın size günlük tutmamak için şâhâne bir bahane daha…

Aslına bakarsanız günlük; yaşadığımız olayları incelediğimiz ve değerlendirdiğimiz bir yerdir! Deneyimlerimizi ve onlardan çıkardığımız dersleri yazmak bizi her geçen gün daha fazla geliştirecektir. Bu yöntem sayesinde kişisel farkındalıklarımız artacak ve yaşamımızda daha az hata yapar olacağız. Yazarken kendimizle bire bir sohbet etmiş olcağız ve yaşamımızda olup bitenleri daha net analiz etme fırsatımız doğacak. Aklımızı kurcalayan sorunlar kağıda aktarılınca ferahlık kaplayacak her yanımızı… Ayrıca yaşlandığımız zaman kendimize verebileceğimiz paha biçilmez bir hediye olacak günlüklerimiz….

Haydi bakalım şimdi üşenmeden ve de ertelemeden “ Sevgili Günlük… “ diye başlayan cümleler kurma zamânı…

Hayatınızdan pırıltılar hiç eksik olmasın…

PINAR

 
Toplam blog
: 15
: 949
Kayıt tarihi
: 27.01.09
 
 

İşletme fakültesi mezunuyum. Bir ihracat şirketinde uzun süre muhasebeci ve çevirmen olarak görev ya..