- Kategori
- İnançlar
Şevk imanla gelir; bedeni ve ruhu besler-II

Şeytanın, insanı bataklığa sürükleyecek adımlarını izlememek için Allah'a sığınmak, teslim olmak çözümdür. Şeytan insana her şeyi; Allah’ı, imanı, sevgiyi, merhameti, ölümü, ahireti ve kendisini unutturabilir. O halde insan, şeytanın varlığını hiç unutmamalıdır. Şeytanı hatırladığında, Allah’a daha fazla ihtiyaç duyar. Çünkü şeytandan yalnızca O’na sığınılır.
Aslında müminler zorluk anlarında yılgınlık göstermezler, aksine şevkleri daha da artar. Bunun nedeni Allah'ın, "Yoksa sizden önce gelip-geçenlerin hali başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?..." (Bakara Suresi, 214) ayetindeki vaadidir. Allah, geçmişte yaşamış müminlerin sınandığı zorluklarla imtihan olmadan insanların cennete giremeyeceklerini bildirir; bu Allah'ın kanunudur. Allah'ın samimi müminlere yaşattığı ayetlerinin üzerlerinde tecelli etmesi, zorluk zamanlarında da müminlerin şevklerini artırır, imanlarını derinleştirir.
Şeytan ümitsizliğe yöneltip, pes ettirmeye çalışsa da Kur’an tam aksine müminlere, hiçbir olay karşısında ümitsizliğe kapılmamaları, Allah’a dayanıp güvenmelerini emreder. Ümit etmek Kur'an'da müminlerin önemli bir vasfı olarak belirtilir.
Ümitvar Olmak
Bu özellik aynı zamanda kişinin imanının ölçüsüdür. İnsan, imanı ölçüsünde Rabb’inden umut eder, O'nun sonsuz güzelliklerine kavuşmak için büyük bir özlem ve şevk duyar. Allah, iman sahiplerine dünya ve ahiretteki güzelliklerin müjdesini verir. Mümin, bu nimetlere kavuşma umudu içindedir.
Kur’anî bakış açısı, inanan insana oldukça ümitvar bir kişilik kazandırır. Her şeye bu bakış açısıyla yaklaşan kişi, her olayın kendisi ve diğer müminler için hikmet ve hayırla yaratıldığını bilir. Allah, müminlerin dostudur ve onlar için en hayırlı olanı diler ve yaratır. Yaşanan olay olumsuz gibi görünüyorsa bu, kötü şans, uğursuzluk ya da işlerin ters gitmesi nedeniyle değildir. Evrendeki her olayın Allah’ın dilemesi ile gerçekleştiğinin bilincindeki mümin, hiçbir konuda üzüntü ve ümitsizlik yaşamaz. Kur’an’da, "...Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır..." (Bakara Suresi, 216) ayetiyle dikkat çekildiği üzere, ‘şer’ gibi görünse de her olay imtihanın bir parçasıdır ve kendisi için hayra dönüşecektir.
İman eden insan, bir felaket sonucu maddi-manevi herşeyini kaybetmiş bile olsa, yine de en ufak bir ümitsizliğe kapılmaz, pes etmez; sabırla ve şevkle herşeye yeniden başlayabilir. Şevkinin kaynağı imanıdır, Rabb'ine hissettiği aşk ve güvendir, dünya hayatının geçiciliğinin şuurunda olmasıdır, yaşamaya çalıştığı Kur'an ahlakıdır.
İmanın gücü oranında, insanın şevkle dini yaşaması da kolaylaşır. Ancak imanı zayıf kişinin aklı da zayıf olur. Olaylara hatalı bir bakış açısına sahiptir; çok çabuk öfkelenebilir, çabuk üzülebilir, korkuya, ümitsizliğe kapılabilir, gelecekle ilgili ümitsiz konuşmalar yapabilir.
Ancak, imanı kuvvetli insanın bütün yaşamında mükemmellik vardır; düşünceleri, davranışları, kararları makuldur. Bu nedenle en önemli şey güçlü bir imandır. Güçlü bir Allah korkusu, güçlü bir Allah sevgisi yaşandığında dünya insana adeta cennet gibi gelir.
Birçok güçlük ve imtihan yaşamış da olsa, insan hayatının gerçek amacını unutmamalı, imani coşkuyu sürekli yaşamalıdır. Aksi durumda kişinin kalbi kararır, körleşir, katılaşır; vicdanı duyarsızlaşır, öğüt alamaz bir hale gelir ve dönüşü olmayan bir yola girer.
Allah'a samimi imanı yaşayalım ve O’nun hatalarımızı bağışlayacağını kuvvetle umut edelim; asla vazgeçmeyelim. Eksikliklerimizi gidermesi, şevkimizi artırması ve sonsuz güzelliklerini lütfetmesi için samimiyetle dua edelim.
Dareyn Dergisi