​ Seyirciden çok tiyatrocu, tiyatrocudan çok tiyatro eğitmeni var! / Tiyatro / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Kasım '16

 
Kategori
Tiyatro
 

Seyirciden çok tiyatrocu, tiyatrocudan çok tiyatro eğitmeni var!

Seyirciden çok tiyatrocu, tiyatrocudan çok tiyatro eğitmeni var!
 

Çorbacıdan oyuncu, elektrikçiden eğitmen, teknisyenden sanat yönetmeni yapılan yerleri görünce, gülsem mi ağlasam mı bilemiyorum. Bu ülkede kalorifer kazanı yakmanın bile bir ehliyeti varken, önüne gelenin tiyatro eğitmeni pozlarında, kendini ve insanları kandırmasına ne demeli? İnceleyin, kendinizde göreceksiniz. Her yerde bol miktarda bulunmaktalar. Sadece yerel yönetimlerde değil; eğitim kurumlarında, bazı dernek tiyatrolarında ve çeşitli özel tiyatrolarda da bu manzaraya rastlamış olmanız büyük bir ihtimal…

Aristoteles deyince mal mal bakan bir adamın, sadece bir yerden sertifika aldı diye hoca yapılmasına ne demeli? Her şey diploma veya belge değil ama bu tiplerde ne alay var ne mektep... Bir top sakal, biraz uzun saç, kulağa da bir küpe takmakla olsaydı bu işler, bizim İzmir'de Deli Kenan ağabey en güzel yönetmen olurdu. Belki okurken abarttığımı düşünüyor olabilirsiniz ama ben gözlerimle gördüğüm ve kulaklarımla duyduğum bilgiye inanırım.  

Kendini eğitmen, yönetmen ve oyuncu diye gösteren o kadar çok insan görmeye başlıyorum ki, kendimi Türkiye’de değil de yüzlerce tiyatronun sahne aldığı Paris sokaklarında gibi hissediyorum. Bu işte bir terslik olmalı? Şiir okuyandan çok şairin olduğu garip ülkemizde şimdi de seyircisi olmayan sanatın, bir sürü yönetmeni, oyuncusu, eğitmeni var. Seyircisi olmayan derken, tiyatronun eskisi gibi kitleler tarafından yoğun bir şekilde takip edilen bir sanat dalı olmadığını vurgulamak istedim. Her yıl yapılan istatistiksel çalışmaların sonucunda ne kadar az kişinin bu sanatla tanıştığını ve takip ettiğini biliyorsunuz. Özellikle eğitmen artışında mantık sınırlarını zorlayan bir patlama var. Neredeyse tiyatrocudan çok tiyatro eğitmeni var…

İki tane oyun okuyup, birkaç tane oyunda yer alıp, dandik bir yerden sertifika alınca kendini tiyatro sanatçısı hüviyetine sokan tipleri görünce kendilerini kalasla dövmek istiyorum. Biri bu dangozlara, usta-çırak ilişkisinin önemini, tiyatro adabını, kültürünü, yaşın yetmişe de gelse her zaman öğrenci gibi kalacağını öğretmesi gerekiyor ama bu nasıl olacak ben de bilmiyorum. “sanatçının egosu olur.” risalesini kı...ından anlayan bu tiplerin egolarıyla ciddi, klinik düzeyinde sorunları olduğu aşikâr. Daha sanatçı bile olmadan -ki buna insanlar kendisi karar veremezler- ego ile birleşmek isteyerek, yıllar boyunca bastırdıkları duygularını “sanat yapıyoruz” klişesi altında tatmine soyunurlar.

Peki, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaya alıştırılmış bir toplum yapımızda, Aristoteles’i bilmeden tiyatro hakkında fikir sahibi olabilmeyi ve hatta eğitmenlik bile yapabilmeyi normal karşılıyor olabilirsiniz. Ama benim midem bu konularda biraz gaz yapıyor. Ne yetkili kurumlardaki görevlilerde, ne de halkımızın büyük çoğunluğunda temel bir sanat eğitimi, bilgisi olmadığı için, herhangi bir tiyatronun başına (özellikle taşrada) tiyatro ile ilgisi müsamere seviyesinde olan kişiler atanabiliyor ve hatta eğitmenlik yapabiliyorlar.

Azgelişmişliğin sadece ekonomik değil kültürelde olduğunu kanıtlayan böyle bir tahlilden sonra, hayata nasıl tutunmak gerek bilmiyorum. Ya herkes gibi maskelerimizi takıp oynamaya devam edeceğiz; Ya da çarka çomak sokacağız. Ben hep ikinci yolu seçtim…

Tiyatro Gazetesi'nin 68.Sayısında yayımlanmıştır. 

 

Serkan Fırtına

serkanfirtina35@gmail.com

 
Toplam blog
: 43
: 516
Kayıt tarihi
: 25.10.14
 
 

1981 İzmir doğumlu. Süleyman Demirel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü'n..