- Kategori
- Sosyoloji
Şeytan yalana patent almayınca
Terentius (MÖ 184 ya da 194 / Kölelikten gelip düşünürlüğe ulaşan Kartacalı) “Ben bir insanım” diyor “İnsan ile ilgili hiçbir şey bana yabancı değil…”
ÖRNEĞİN akla “Yalan” geliyor. İnsanlık geçmişinin “Top 10” inde yer alan belalarından… “Yalan”, maskelenen bir gerçek olabilir mi! Ya da kötü niyetle söylenen “gerçek”, uydurulacak tüm yalanlardan daha mı acımasızdır. Adının yalancıya çıkmasında bir sakınca görmeyenler “gerçek” leri söylemeyi sürdürmeli mi yoksa! En ahlaksız yalan biçimi kesinlikle belli bir amaçla söylenir ve en işe yarayanıdır diyenler de bulunmakta! Ve işte şu da doğru: Dünyada, dürüstçe söylenen “gerçek”lerin büyük çoğunluğunu çocuklara borçluyuz denilse kim itiraz eder ki! Tam burada şeytan esprisi de var; “Yalan”ın babası şeytandır ama patent almayı unuttuğu için bu buluşunu iş ve poli/tika dünyasına kaptırmış; iyi mi! Budalalara gelinceee. Onlar gerçeği söyleyebilse de ustaca bir “yalan” uydurabilmek yine de akıllıların işi olsa gerek! "Aman canım, bu dünyada gerçekler bir kenarda bekleyebilir. Buna alıştık artık!" sunumu da traji / komik bir farklı açı! Daha da matrağına ulaşalım “yalan” konusunda: “Gerçek”, artık kuşkuculara süt vermeyi kabul etmeyen bir inek olduğundan onlar da boğayı sağmaya gitmişler! Veeee; farklı düşünürlerin bu satırlardaki “yalan” harmanına son noktayı da Sir Winston Churcill koyuyor! ‘İnsanlar “gerçek”e takılıp tökezlerler ama çoğu hemen kendini toparlar ve hiçbir şey olmamış gibi koşmaya devam eder...’ Bizleri de doğrudan çekimine alan yaşananları “tarafsız” iletişim adreslerinden izliyorsak, her gün onlarcasına tanık olduğumuzun da farkına varırız; gülümsemelerle… / Derleyen ve Ekleyen / Levent Üsküdarlı
YAKLAŞTIR KULAĞINI / Gülümseyen insanların hiç acı çekmediklerini düşünme. Onlar sadece acının kendilerini kontrol etmesine izin vermiyorlar! (Bunu hiç düşündün mü!)