- Kategori
- Güncel
Şiddet kapıların ardındaki sınırların içindeki Canavar

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/fotogaleri/43569-yasam-siddetin-resmi/13
Şiddet ne yazık ki insan yaşamının bir parçası.
Türk Dil Kurumu sözlüğünde “kaba güç / karşıt görüşte olanlara kaba kuvvet kullanma” olarak tanımlanmış olan şiddetin günlük dildeki diğer anlamı “ insanların diğer insanlara, hayvanlara bazen bir şeyleri kabul ettirmek için, bazen de bir eylemlerinden, duruşlarından, sözlerinden ötürü cezalandırmak için uygulanan ve her zaman acı veren eylemlerin adı” şeklinde de ifade edilebilir.
“Önceden planlanan ya da bir sözün, duruşun, olayın sonucunda ansızın ortaya çıkan, her biri diğerinden kötü çeşitli yöntemleri olan insanlık onurunu hiçe sayan uygulamalar” olarak da tanımlanabilir.
Her gün gazetelerin birinci ya da üçüncü sayfalarına düşen çok sayıda şiddet haberi okuruz.
Radyo ve televizyon haberlerinde kan donduran olaylardan haberdar oluruz.
Dün televizyon ekranlarına yansıyan, İnternet haberlerinde de yerini alan bir olayda adam eşini eve kilitleyip gitmiş.
Kadın şiddet gördüğünü, eve kilitlendiğini bağırarak yoldan geçenlere söyleyip yardım istemiş.
Polis ve itfaiyenin yardımı ile balkondan alınan kadını biz haber izleyicileri sadece o haliyle görüp tanıdık.
O zaman zaman şiddet gördüğünü de söylüyordu.
Babasının kendisini kabul etmeye söz verdiğini ama evden çıkamadığı için gidemediğini de söylüyordu.
Yani baba bu ülkedeki diğer binlerce baba gibi teliyle duvağıyla gelin ettiği, yuva sahibi oldu diye sevindiği kızını yeniden evine alacağına söz veriyordu. Belki o diğer binlerce baba gibi kızının evlatlarını da çoğu kez sınırlı ekonomik olanakları olan evinde barındırmaya razıydı.
Tabii bir de işin altında yanlış anlamadıysam kocanın işsiz olması da vardı.
O da işin bir başka acı veren yanıydı. Ne yazık ki işsiz babaların kimi dengeleri koruyamıyor olmaları da mümkündü. İşsizlik başlı başına bir yıkımdı ve başka, yan yıkımların doğal tetikleyicisiydi.
Şiddetin en önemli nedenlerinden biri de çaresizlik değil miydi?
Yine her gün gazetelere konu olan cinnetlerin ve aile cinayetlerinin arkasındaki en önemli nedenlerden biriydi işsizlik. Şiddetin efendilerinden biri de işsizliğin ta kendisiydi ve her ne kadar gölgede kalsa da izlenmesi gereken bir suçluydu.
Şiddet gören kadının babası, işsizlik derken esas konumuzdan kopmamamız gerekiyor. O konular ayrı birer başlık. Şiddet görenlerin aileleri, işsizliğin neden olduğu türlü ve karmaşık sorunlar.
Yeri geldikçe onları da yazarız.
Şimdi konumuz şiddetti.
Evde, okulda, asker ocağında, iş yerinde, sağlık kuruluşlarında ve insanın, yaşamın olduğu her yerde şiddete rastlanıyor.
Her ülkede, her bölgede, her şehirde, kasabada, köyde şiddete rastlanıyor.
İnsanın yaşadığı ve yaşattığı şiddetin sokaklarda, açık alanlarda olanları hemen görülse de dört duvar arasında yaşananlar; bir ülkenin sınırları ardında yaşananlar genellikle görülmüyor.
Onları da zaman zaman ortaya çıkan olaylar nedeniyle öğreniyoruz. Hem de çok az bir kısmını. Gerçek gövdesi suyun içinde olan buz dağının sadece görünen kısmından haberdar oluyoruz.
Yazımıza konu olan habere baktığım İnternet sayfasındaki bir başka haberde de Kuzey Kore'deki kimi yasaklardan ve onlara uygulanan cezalardan, şiddetten söz ediliyordu.
Beni habere götüren linkin başında da “bu ülkede cinsel içerikli film izlemek idam nedeni” başlığı vardı. Bu nedenle seksen kişinin farklı şehirlerde idam edildiği vardı ayrıntılarında.
Bir film izlemeyle insanları idam eden, başkan öldüğünde “çok hızlı” ağlamayanları cezalandıran bir ülkede şiddetin olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Üstelik devlet gücüyle gerçekleştirilen, teşvik edilen bu şiddetin insanların ruhlarını ne hale getirebileceğini de tam olmasa da biraz tahmin edebiliriz.
Yine Çin'in Doğu Türkistan'da uyguladığı şiddeti, ABD'nin Guantanamo'da yaptığı işkenceleri, İkinci Dünya Savaşı esnasında Yahudilere uygulananlar ile günümüzde Filistinlilere uygulanan şiddetler konusunda uydu haberleşmesinin olduğu yerlerdeki insanlar artık bilgili ve bilinç sahibidirler.
Çin işkencesi dünyaca meşhurdur.
Komünizm sürecinde Sovyetler Birliği ülkelerinde yaşanmış olan insanlık dışı muameleler ciltler dolusu kitapla anlatılmıştır.
Yani sınırların arkasında da özellikle kapalı toplumlarda ve çoğu zaman devlet eli ya da desteğiyle şiddet çeşitli şekilleriyle varlığını sürdürmüştür.
Antalya'da pasaportlarına el konulmuş, korkutulmuş, kullanılmış ve kuyuya hapsedilmiş Rus kızları ile ilgili bir haber de hatırlıyorum.
Her toplumda, her konuda ortaya çıkabilen mafya türü yapılanmalar da şiddeti kendilerini kabul ettirme ve işlerini yürütme aracı olarak kullanıyorlar.
Dünyanın her tarafında örgütlü olan terör örgütleri de şiddet uygular. Onlar kafa keserler, infaz ederler ve olmadık insanlık dışı muameleleri diğer insanlara reva görürler. Düşman dediklerine yaptıklarını günü gelince kendilerine ihanet ettiğini düşündükleri kendi elemanlarına da yapmaktan çekinmezler.
Yine de şiddetin bana göre en önemlilerinden biri evlerde, dört duvar arasında yaşanır. Yeterince eğitilmemiş, insan ruhunun inceliklerinden ve kırılganlığından habersiz aile bireyleri birbirlerini köşeye sıkıştırır dururlar.
Erkeklerin şiddeti de vardır, kadınların şiddeti de. Ebeveynlerin şiddeti de vardır, evlatların şiddeti de.
Dedelerin, ninelerin, kaynanaların, kayınpederlerin şiddeti de var mıdır? Bilemem.
Ancak çok ileri gidenleri ve çuvala sığmayan mızrak gibi dışarı taşanları işitilir, bilinir.
Geri kalanı yaşanır durur dört duvar arasında.
Bazen doğru ya da yanlış inançlar, prensiplerdir bu baskıların nedeni, bazen alkol ve uyuşturucudur, bazen paradır, hırstır, çarpık kişiliklerdir.
Kontrolü zor, bilinmesi zor, çözülmesi zor bir denklemdir bu.
O ortamlardan çıkanlar, o badireleri atlatanlar ya başka bir sadist olup yeni şiddetler başlatırlar, ya da içlerine kapanıp, kırılıp, çürüyüp son günlerini beklerler.
Yasa yapıcı ne kadar düzeltirse düzeltsin hep yeni açıklarla yüz yüze gelir.
İnsana yönelik şiddeti tam olarak çözemeyen sistemler doğal olarak hayvanlara yönelik şiddet söz konusu olduğunda çok daha geride kalır.
Şiddetin kendisi de, etkileri de, sonuçları da bir yere kadar yok edilebilir.
24.12.2014
12.30