- Kategori
- Edebiyat
Sidney'den gelen telefon!

Attilâ İlhan, İstanbul Hukuk Fakültesi’nde üç yıl okuduktan sonra öğrenimini yarıda bırakarak Paris’e gider… 1951–1952 ve 1962–1965 yılları arasında tekrar Paris’e giderek uzun süre orada kalır. Ancak o zamanlar bile aklı buralardadır…
Ayrılık Sevdâya Dâhil’den, “Kalk Gidelim Kadınlar Baladı” da olsa, telefonlar açılır sürekli:
sabit dudak ruju epeyce telefon
kirpikleri devirip göğüs geçirmeler
burnu rendelenmiş memeleri silikon
ağızlıkla çakmağın alevini içmeler
yarı ömrü meyhane yarısı berber
aşk faslını unuttuk
hay allah pardon
yuvası aşk yuvası görkemli salon
kapısı vızır vızır spor mercedes’ler
zar saydamı bluz blucin pantolon
kadın erkek fark etmez aslolan çekler
lâfı hiç uzatmaz sevişmeye geçer
az buz kazanmıyor
gecesi üç milyon
kalk gidelim kadınları bu ne ilk ne son
Yurtdışında yaşayıp da aklı burada kalan şairlerden ikisini de küçük İskender yakından tanır. Bunlardan biri Ali Asker Barut, diğeri Nihat Ziyalan’landır.
Nihat Ziyalan’ın yeri bambaşkadır, çünkü o bir fenomendir küçük İskender’e göre... Kayıtsızca davranılan, neredeyse yok sayılan bir şairdir: “Daha Avusturalya’lardan buralara ulaşmaya çalışan, ne olup bittiğini günü gününe izleyen, ama ne yazık ki üstüne düşülmeyen biri. Yılbaşı sabahı Sidney’den gelen telefonunda anason kokusu ve coşku vardı. ‘Yarım saat sonra yeni yıla giriyoruz’, diyordu telefonun öteki ucundaki ses. Kalbi buradaydı. Kâh Yeşilçam’da, kah dostların buluştukları bir çilingir sofrasında. Dört yapraklı yonca yerine marihuana yaprağıyla dilek tuttuğumu biliyordu ihtiyar delikanlı. Bana hediye getirdiği bumerangın üstüne bir şiir yazıp atasım geliyor bazen oralara doğru.”
Nihat Ziyalan, 1936’da Adana’da doğar... Adana Şehir Tiyatrosu’nda oyunculuğa başladıktan sonra, Ankara Sanat Tiyatrosu’na geçer. Aktörlük yapar...
Uzun bir süredir Avusturalya’da yaşayan Ziyalan’ın üçüncü şiir kitabının adı da “Avusturalya’dan Şiirler” adını taşır.
Bakın nasıl bir mektup, bir telefon beklediğini yazmıştır bu kitaptaki “Avustralia’dan” şiirinde:
gülün biriyle karşılaşsam yolda
ingilizcem yetersizmiş aldırmam
gülerim onunla
köpek mi havlıyor
kuş mu
kedi mi miyavlıyor
miyavlarım onunla
nasıl olsa sesin içindeki sıcaklık
alır beni
oğlum
oğlumdan sonra sevdiklerim
İstanbul Boğazı’yla akıyor
buramda
martı kanadını getirmiş
rüzgâr esintisini
postacın olayım diyorlar
yaz yazacağını
götürelim sevdiklerine