- Kategori
- Şiir
Şiir defterim
masamda bir kadeh kan kırmızısı şarap
ceplerimde en sevdiğin hayyamdan rubailer...
fonda sonununa kadar ağlamadan dinleyemediğim ortaçgilden sensiz olmaz
usulca penceremden içeri girmeye çalışan nisan güneşi
aklımda Mevlana'nın Şemse yakarışı..
Etme...
*
birde gülüşün var çerçeveleyip astığım,
odamın en hüzünlü köşesine...
unuttuğum ne çok şey var şimdilerde..
mesela neresiydi Küba'nın başkenti?
Che niçin savaşmıştı?
ne güzel anlatırdın bütün bunları..
ve nasılda kararlı savunurdun inandığın doğruları...
gündoğdu marşını nasılda güzel söylerdin
ve hüzne boğulurdun deniz gezmişten açılınca laf
erdal erenden...
*
özlüyorum kalk gidelim deyişlerini
kaçalım uzaklara,
hiç bilmediğimiz yerlere yelken açalım deyip
ufuklara dalışını özlüyorum...
yağmurun altında kordonu boydan boya yürümeyi,
utanıp titrek bir halde dudaklarını öpmeyi
dakikalarca gözlerine bakıp öyle kalmayı özlüyorum..
*
beni unutamazsın derken ne kadarda kendinden emindin..
ve ben ne kadarda emindim seni unutmak zorunda olmayacağımdan...
ne kadar emindim hiç bir mesafenin bizi ayıramayacağından..
*
çoktan bitmiş masamdaki kan kırmızısı şarap
ortaçgil susmuş sessizlik egemen odamın hakim tepelerine
çoktan batıp gitmiş güneş
yağmur anlatıyor şimdi sensizliği bana
için için yağan bir nisan yağmuru
ağlasıyoruz bulutlarla beraber
ve sensizliğle boğuluyor tüm kent
tüm sokaklar..
sensizliğe boğuluyor sesim..
susuyor kuşlar...
*
erkan bilen
24.4.2012