- Kategori
- Siyaset
Silâhlı isyanı nerede arıyorsunuz?

Siz, elinde silâh görüyor musunuz? (Foto alıntıdır)
“Akit gazetesinin haberine göre TMK 10. maddeyle görevli Cumhuriyet savcısının; Mehmet Ali Alabora’nın Türk Ceza Kanunu’nun 313 maddesinde yer alan “Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silâhlı isyan” suçunu işlediği gerekçesiyle soruşturma yürüttüğü öğrenildi. Mehmet Ali Alabora 20 yıl hapis talebiyle yargılanacak.” (Kaynak: turktime.com)
Mehmet Ali ALABORA bir oyuncu…
Bugüne kadar ne insanlara makarna, kömür vaat edip oy istedi, ne örgüt propagandası yaptı.
Sadece diğer Türk vatandaşlarıyla beraber şikâyetini dile getirdi.
Bunu da herkesin gözü önünde, açıkça ve şiddet göstermeden yaptı.
Bütün Türk Ulusu, naklen veya banttan yayınlarda, buna şahit oldu.
Yani ortada bir “canlı/naklen masumiyet” durumu var.
Peki neyle suçlanıyor? “Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı silâhlı isyan” ile…
Biz Mehmet Al ALABORA’nın elinde silâh görmedik. Ama…
Lice’de, Pervari’de,Tunceli’de, Şırnak’ta zafer işareti yaparak, bebek katilinin posterlerini taşıyarak dolaşan “eli silâhlı” ve “Türkiye Cumhuriyetin’i tehdit ederek isyana kalkışmış” insanları televizyonlarda seyrettik. Burada da bir “cürm-ü meşhut” veya “suçüstü” durumu vardı.
Silâhsız olduğuna bütün bir ulusun şahitlik edebileceği bir insana “silâhlı suç” isnat edilebildiği bir memlekette, eli kanlı katillerin, silahlarının namlularını gözümüze sokabilmelerine izin verilmesine artık “demokrasi” deniyor. Cizre’de bebek katili yandaşları, kendi polislerini kuruyor savcılar suskun.
Peki bir ülkede adalet ve emniyet mekanizması ne için vardır?
Vatandaşın huzuru ve emniyeti için değil mi?
Sadece soruyorum:
Siz sıradan Türk vatandaşları, kendinizi yukarıdaki tabloda huzur ve emniyet içinde hissediyor musunuz?
Gönül rahatlığıyla “evet” diyebiliyorsanız zaten konuşacak hiçbir şey yok.