- Kategori
- Dünya
Şili mi o da ne!

Göbek bağından beslenen cenin gibi beslendiler, otuzüç arkadaştılar, öldüler yediyüz metre derinlikteki mezarlarında, otuzüç kardeş olarak doğuyorlar aydınlığa. Bize, çile nedir onu anlattılar. Yarım metre aşağıdaki mezardan kaçan bedenlerimize ders verdiler. Öldüler öldüler dirildiler belki. Karanlığın ve umutsuzluğun doruğunu yaşadılar. Sevdiklerinin ayaklarının dibinde tam iki ay; hasretle, kavuşma ümidiyle attı kalpleri, biz duyamadık. Film zannettik belki de.
Evet; hayat denen süreç, kalplerimizde nasırlaştı bugünlerde. Buz dağlarında bile çiçek açarken, biz diken tercih eder olduk yürek teknelerimize. Donuk bakışlar vardı haber bültenlerinde, ateş yine başka yere düşmüştü. Yeni moda tabiriyle empati, unuttuğumuz terimleriyle hem dem, yar, dildeş kılamadık gönlümüzü. Şili canım, dünyanın öbür ucu dedik belki de. Kaybettiğimiz değerleri hayvanların paylaştığını görünce şaşırır olduk. Videolarını paylaştık biz de; kedinin, köpeğin, ördeğin yek diğerinin yardımına koşuşunun. Biz çığır atladık, artık seyrediyoruz. Bakıyoruz ama görmüyoruz. Artık yüksekten bakıyoruz. Başımızdaki bir çift gözle bakıyoruz. Yürekle, gönülle bakamıyoruz. Çünkü uyuştu oralarımız. Tüylerimiz diken diken olmuyor artık. Dikenleri birbirimize saplıyoruz. Velhasılı 'acısı acımdır 'anlayışımız kalmadı.
Hadi birşeyler yapalım. İnsanlık adına bir çakmak çakalım gönüllerimize . Maddi hengamenin kararttığı gönüllerimiz, Şili'deki madenden günyüzüne çıkan işçiler misali aydınlıkla buluşsun. Hoş geldiniz Şilili hemşerilerimiz, pardon yanlış oldu hemdünyalılarımız... Bize ibretler verdiniz, gönül denen tarafımız olduğunu hatırlattınız. Sağolun...